Yine sınanıyorum. Şöyle ki, elimde çok geçerli sebeplerim var. ve yapmayı çok isteyeceğim eylemlerim. yaparsam, kimse dönüp bana "aa neden yaptı bunu, ne çirkinmiş "demeyecek. istersem, tırnaklarımı boğazına saplayabilirim, rol bile yapmam gerekmeden, tehditkar konuşabilirim. Neler derim, düşündükçe heyecanlanıyorum. İnsanlar bizi ayırmaya çalışır mı? çalışsalar, yaptığı şeyleri söylesem haklı çıkarım. oh, hemd e nasıl haklı çıkarım. müdahale etmezlerse.. cüsse ve güç hesabı yapıyorum, malum bir de deli kuvveti. pekala hasmımı alaşağı edebilirim. yere devirip üstüne çıkabilir, suratını yumruklayabilir, kafasını defalarca yere çarpabilirim.. O küçük sürtük, suratına bıraktığım her bir yara izini sonsuza dek taşır, ve hayatta kalırsa, neden küçük bir kaltak olmaması gerektiğini anımsar.. hayır aslında. dersini alacak olsa şu ana kadar alırdı.. ben kaç yıldır bu yalanları, iki yüzlülükleri çekiyorum? hakkım var derken boşuna demiyorum. tırnaklarımı gözleirne sokarken bir an için dahi "bir zamanlar arkadaştık, bişeyler paylaşmıştık.." der miyim? demem.. küçük orospu, çirkin suratı ve dünyada-10-insan-kalsa-sevişeceğim-onuncu-insan-olur vücuduyla içimde en küçük bir sevgi kırıntısı dahi bırakmadı, insani duygularımı, vicdanımı yok edebilir. Kimse müdahale etmezse bulduğum ilk ince uzun objeyi boğazına sağlarken ya da saçlarını çekip kökünden yolarken, kirpikleirni yakarken zerre kötü hissetmem kendimi. Belki de kimse müdahale etmez.
Ama yapmıyorum. yapmayacağım. madem iyi insan olmak dedim, iyi bir insan oluyorum işte. buyrun. Ez-yoksa-ezilirsin dünyasında, ezmeyip eziliyorum, kasten can yakmayıp canımın yanmasına göz yumuyorum. insanalrı bilinçli üzmeyip, başkalaırnın beni üzmesine izin veriyorum. insnaların arkasından iş çevirmeyip birileri arkamdan yapınca canımın yanmasına izin veriyorum.
müthiş bir potansiyelim vardı. çok canlar yakardım. dikkat dağıtıcı şeylere mahal versem pisliğin ve iğrençliğin tahtında kuklalarımı oynatıyor olabilirdim.. ama Anüsü es geçip iç sesimin iç sesini dinledim. eskiden, haksız ve sebepsiz yere olay çıkarırken, şimdi sonsuz yere haklıyım ve can yakmıyorum. bakalım karma var mıymış. bakalım bu, gerçekten bir sınanma mı? iyi davranırsam iyilik bulur muyum? eh, öbür ihtimalde de minik orospuları avlamak için her zaman daha iyi bir an bulabilirim.
beklemedeyim canlarım. öpüyorum.
Ben Anüs Değilim
29 Aralık 2013 Pazar
29 Eylül 2013 Pazar
işten ayrıldım. morcivertle olan arkadaşlığımı bitirdim. ve daha pek çok kişiyle. çok sebebi var herşeyin. çok dolmuş durumdayım. ve kimse yanımda değil. oldukça basit gözükmüyor mu? ben bu senaryoyu 4 yıl önceisnden hatırlıyorum. ama artık daha iyi bir insnaım. sanırım.
az önce bu hafta görüşecek kimsem dahi olmadığını farkettim. eh bunu kendim yarattım ama pişman değilim. genelde.
morcivert ile arkadaşlığım bitti. çünkü ego'sunu çekme sınırımın sonuna geldim. gbaı şeyler beraber varolamaz ya.. kaç kere kız arkadaşını söyledim? kaç kere bana düzgün davranmaısnı söyleidm. penisini sokacak bir yer ararken beni kaç kere daha harcamasını izleyeceğim? daha kötüsü harcayamadığı cinsel enerjisini benim üzerimde fiizksel şiddetle harcamasına seyirci kalacak mıyım? hayır. geçen sefer. özlediğim için affettim. ama bu kendimi riske atmama sebep değil. çünkü, yarın ya da öbür gün bir sinir anında, ya da canı sıkıldığında gbeni öldürmeyeceğinin garantisi olmayan bu adam. artık hayatımda değil. artık sahte sorunlaırnı dinlemeyeceğim. artık canım yanmayacak. beklentileirm yok. beraber bir işte değiliz. yüzünü görmek zorunda bile değilim. ki, en güzeli... oldukça yakın olduğum şekilde, anüse dönüşürsem dişli bir rakibim var.
sanırım böylesi sahiden daha iyi oldu.
az önce bu hafta görüşecek kimsem dahi olmadığını farkettim. eh bunu kendim yarattım ama pişman değilim. genelde.
morcivert ile arkadaşlığım bitti. çünkü ego'sunu çekme sınırımın sonuna geldim. gbaı şeyler beraber varolamaz ya.. kaç kere kız arkadaşını söyledim? kaç kere bana düzgün davranmaısnı söyleidm. penisini sokacak bir yer ararken beni kaç kere daha harcamasını izleyeceğim? daha kötüsü harcayamadığı cinsel enerjisini benim üzerimde fiizksel şiddetle harcamasına seyirci kalacak mıyım? hayır. geçen sefer. özlediğim için affettim. ama bu kendimi riske atmama sebep değil. çünkü, yarın ya da öbür gün bir sinir anında, ya da canı sıkıldığında gbeni öldürmeyeceğinin garantisi olmayan bu adam. artık hayatımda değil. artık sahte sorunlaırnı dinlemeyeceğim. artık canım yanmayacak. beklentileirm yok. beraber bir işte değiliz. yüzünü görmek zorunda bile değilim. ki, en güzeli... oldukça yakın olduğum şekilde, anüse dönüşürsem dişli bir rakibim var.
sanırım böylesi sahiden daha iyi oldu.
26 Haziran 2013 Çarşamba
hayat devam ediyor. dün morcivert ile konuştuk. tavırlarındaki yanlışlığı kabul etmedi, yapmam, dikkat ederim dahi demedi. aksine "ama bin zor dırımdıydım"a getirdi olayı. öyle olduğunu bilsem de.. yine de.. neyse işte. işin garibi bu süreçte çevremizdeki insanların, ortak arkadaşlarımızın destek olmamasından , aksine bu durumdan hoşnut olmasından falan yakındı. bunu şu an için düşünmek istemiyorum..
bi de. sanırım toplamda 30 saniye falan gördüğüm birisine aşık oldum. 2,5 sene geçince "ay sikerler" diye hormon mu püskürtüldü, noldu bilmiyorum ama.. Allah rızası için biri beni şu adamla tanıştırsın, aramızı yapsın. nerden baksan 30+ falan ama uzun zaman sonra ilk kez birisinden "her türlü" hoşlandım. (olm adam kumral. bıyıklı sakallı gözlüklü, yeşil gözlü, ihihih, neyse) bu boşa gitsin istemiyorum. falan. öyle işte.
bi de. sanırım toplamda 30 saniye falan gördüğüm birisine aşık oldum. 2,5 sene geçince "ay sikerler" diye hormon mu püskürtüldü, noldu bilmiyorum ama.. Allah rızası için biri beni şu adamla tanıştırsın, aramızı yapsın. nerden baksan 30+ falan ama uzun zaman sonra ilk kez birisinden "her türlü" hoşlandım. (olm adam kumral. bıyıklı sakallı gözlüklü, yeşil gözlü, ihihih, neyse) bu boşa gitsin istemiyorum. falan. öyle işte.
7 Haziran 2013 Cuma
tl,dr: olm durumlar ciddi sanırım.
şöyle ki.1 haftadır direniyoruz.direniş devrim siksokuyla burayı doldurmayacağım çünkü kafam girsin direnişe. tek önemli nokta şu ki.. insanlarla iç içe olunca, hiç tanımadığın birileriyle konuşup az tanıdığın insanla kanka olunca, başkalarının hayatları için endişelenince, insanlarla çok vakit geçirince.. ben insan oluyorum. bu hoş dğeil belki ya da güzeldir bilmiyorum ama son 1 haftalık atmosferde anüs olmaya yaklaşmadım bile. iyi insna oldum. ve bunun yan etkileri bünyemde inanılmaz kötü oluyor.
bugün cuma dimi. bundna tam 1 hafta önceydi, evet. Morcivert ile taksime gidicektik bir iş için. iş ilişkimizi ayrı tutuyoruz zira. neyse, yolda aradı beni, oraların karıştığını, gelemeceğini söyledi. ben zaten eyleme gidiyordum falan.
fakat sonraki günlerde Morcivert de gelmeye başladı eyleme. ve hani ister istemez iletişim kurmaya, konuşmaya başladık. bir gece yanyana uyuduk hatta. ama şu anda böyle olmamız bişeylerin düzeleceği anlamına gelmiyor. aksine düzelmemesi gerektiğini çok daha iyi anlamama yardımcı oldu. ben bu adamla neden kavga ettim? neden 1,5 aydır konuşmuyorduk? beraber bir yere gidildiğinde -tabirimi caiz görün ama- am için yanımızdan kaybolduğundan dolayı. bilin bakalım birkaç gün önce ne yaptı yine?
Neyse. tek sebep bu değil. bunu yazmalı mıyım onu bile bilmiyorum zaten. ama burası benim günlüğüm değil mi, yazayım yazayım iyi gelir.
Bundan tam iki gece önceydi, çarşamba gecesi.taksimden döndük, arkadaşın evindeyiz. bu akıllılar (Morcivert, Yavruağzı ve diğer öbür insanlar) ot içip takılırlarken halının üzeirne kıvrıldım, yemek gelene kadar uyumaya niyetliydim. bu sırada dibimdeki kanepede Morcivertle Yavruağzı büyük kaşık-küçük kaşık pozisyonunda bilgisayar başındaydılar. sızmak üzereydim. birden, inanılmaz alakasız bir şekildeYavruağzı'na karşı bir kıskançlıkla doldum. ama hani, az buçuk bahsettim burda Yavruağzı'ndan kendisi dünyanın en iyi insanlarından birisi falan ve şu ana kadar kendisine karşı kötü atfedilebilecek tek gıdım bişey hissetmişliğim yoktur. ama birdne. ne biliyim.. gözleirm kapanmak üzereyken.. yoksa ben bu adama aşık mıyım diye düşündüm. ve tabii ki hemen mühendis kafasıyla durum değerlendirmesi yaptım. ahanda birebir o anda düşündüklerim.
1) birkaç hafta önce aklıma gelen bir mevzu. ben en son sevgilimle neden çıktım? neden taze reddettiğim çocuk zamanında benden uzaklaşınca, ulaşılmaz olunca memeuçlarına laf edecek kadar çirkin bi şekilde flörtleştim? Çüzkü birisiyle konuşmamaya katlanamıyorum. Birisini çok düşününce, eninde sonunda onu sevdiğimi sanıyorum. şu ana kadar hep bu konuda yanıldım, zira bu şekilde "seviyom lan" dediğim insanların hiçbirini sevmiyor çıktım. bug var, yapıcak bişey yok.
2) Lame yüzünden (leym diye değil lağme diye okunur) kendisinin hikayesini sonra anlatacağım zir açok feci gıybet var onun tarafında da. Özetle bu herif benim Morcivert'e, onun da bana aşık olduğundan %100 emin. gerçi kendisi de ağır derecede Yavruağzı'na sulandığından da olabilir, ama bi senedir, ilk kez Morcivert'in boynumu ısırmaya çalıştığı gün olmak üzere adam bu dediğine inanıyor ve hiddetle savunuyor. en son 2 hafta falan önce benim eve geldiğinde söylemişti bunu. ben de onu bi kenara çekip. "bak kardeş, herif üstüme çıktı ve hiçbi çekim hissetmedim, böyle bi mevzu yok" demiş idim. ama bu lafı o kadar çok etti ki hani 41 kere söyleyerek aklıma soktu pezevenk. Morcivert'in eski sevgilisi de aynını yapıyodu az kalsın. noluyo amk yani? bug'ımı söyliyim mi herkese?
3)olm. yani bunu söylemek çok çirkin ama konuşmaya girişim nasıldı? dirneiş mireniş derken insan oldum şeklinde. feci, innılmaz feci azmış durumdayım. of söyledim gitti işte. ilk günlerde "bak belki ölürüz, son günümüz olur" diyerek kız öpme peşinde koştum resmen. izmirden bana bayaaadır yazan çocuğa "acaba? lan benim de gönlüm mü var ki.." gözüyle baktım. hormonlar çiçek böcek ve iki senelik yalnızlık, yaşın 21e dayanması ve sessiz sakin porno okuyamama durumları yüzünden enerjimi atamadım, sağda solda gördüğüm heriflere yavşamaya başladım.
tabi snaiyesinde 3 sebep sayabilince "he tamam aşık falan değilmişim, devam devam, yemek gelene kadar az uyu" şeklinde sızmışım. gece de zaten 1 koltukta Morcivert, Yavruağzı ve ben beraber uyuduk, nası oldu ben de çözemedim ama.
neyse sonuç olarak 1.si, bugımın farkındayım, bunu riske atmayacağım o yüzden herifi görmesem daha iyi. hem barış ve kardeşlik ortamında konuştuk diye affetmiş dğeilim. hala am peşinde koşan siktiriboktan bir herif Morcivert, ve bana yaptığı muameleyi proper bir özür ve tavır değişikliği olmadan (2 gün önceki mevzu olmayacağını gösterse de ) affetmeye niyetim yok. belki de hiç affetmesem daha iyi, bilmiyorum. özlemişim. ama bugün eve sessizce dönerken (gerçi taksimde unicorn görmenin etkisi de vardı, bu meretler hep yüreğime indiriyorlar.. öf ayrıca şu ana kadar görüdğüm en ama en yakışıklı unicorndu sanırım. ya da azmış olduğum içindi bilmiyorum ama kumraldı falan yani ve hafifçe uzun saçlı, baya giderliydi. damn it) bunları düşünüp, aylar sonra mini bi panik atak daha geçirdim, çaktırmamaya çalıştım, adet sancısı sanmışlardır beni gördülerse. neyse yani riske atmanın anlamı yok çünkü kendimden her nefret edişimde daha ağır kriz geçiriyorum ve kendimi bu şekilde yıprattığıma değmiyor. hiçbişey yok gibi devam edersem , birincisi tüm bu olayı sineye çektiğim için kendimden nefret edeceğim (ve yine krizler gelecek) ikincisi bu riskli dönemde bug'a yakalanırsam.. öf işte Yavruağzı'nın durumuna düşmek istemiyorum. acilen sevgili yapıp sevgi ihtiyacımı gidereyim, ortalık sakinleşinc eben tekrar eski moduma dönerim zaten mart ayındaki kedi sendromum da geçer. bi kendime gelirim. direniş derken çok yıprandım. barışmıycam, yok yani. özetle.
bugün cuma dimi. bundna tam 1 hafta önceydi, evet. Morcivert ile taksime gidicektik bir iş için. iş ilişkimizi ayrı tutuyoruz zira. neyse, yolda aradı beni, oraların karıştığını, gelemeceğini söyledi. ben zaten eyleme gidiyordum falan.
fakat sonraki günlerde Morcivert de gelmeye başladı eyleme. ve hani ister istemez iletişim kurmaya, konuşmaya başladık. bir gece yanyana uyuduk hatta. ama şu anda böyle olmamız bişeylerin düzeleceği anlamına gelmiyor. aksine düzelmemesi gerektiğini çok daha iyi anlamama yardımcı oldu. ben bu adamla neden kavga ettim? neden 1,5 aydır konuşmuyorduk? beraber bir yere gidildiğinde -tabirimi caiz görün ama- am için yanımızdan kaybolduğundan dolayı. bilin bakalım birkaç gün önce ne yaptı yine?
Neyse. tek sebep bu değil. bunu yazmalı mıyım onu bile bilmiyorum zaten. ama burası benim günlüğüm değil mi, yazayım yazayım iyi gelir.
Bundan tam iki gece önceydi, çarşamba gecesi.taksimden döndük, arkadaşın evindeyiz. bu akıllılar (Morcivert, Yavruağzı ve diğer öbür insanlar) ot içip takılırlarken halının üzeirne kıvrıldım, yemek gelene kadar uyumaya niyetliydim. bu sırada dibimdeki kanepede Morcivertle Yavruağzı büyük kaşık-küçük kaşık pozisyonunda bilgisayar başındaydılar. sızmak üzereydim. birden, inanılmaz alakasız bir şekildeYavruağzı'na karşı bir kıskançlıkla doldum. ama hani, az buçuk bahsettim burda Yavruağzı'ndan kendisi dünyanın en iyi insanlarından birisi falan ve şu ana kadar kendisine karşı kötü atfedilebilecek tek gıdım bişey hissetmişliğim yoktur. ama birdne. ne biliyim.. gözleirm kapanmak üzereyken.. yoksa ben bu adama aşık mıyım diye düşündüm. ve tabii ki hemen mühendis kafasıyla durum değerlendirmesi yaptım. ahanda birebir o anda düşündüklerim.
1) birkaç hafta önce aklıma gelen bir mevzu. ben en son sevgilimle neden çıktım? neden taze reddettiğim çocuk zamanında benden uzaklaşınca, ulaşılmaz olunca memeuçlarına laf edecek kadar çirkin bi şekilde flörtleştim? Çüzkü birisiyle konuşmamaya katlanamıyorum. Birisini çok düşününce, eninde sonunda onu sevdiğimi sanıyorum. şu ana kadar hep bu konuda yanıldım, zira bu şekilde "seviyom lan" dediğim insanların hiçbirini sevmiyor çıktım. bug var, yapıcak bişey yok.
2) Lame yüzünden (leym diye değil lağme diye okunur) kendisinin hikayesini sonra anlatacağım zir açok feci gıybet var onun tarafında da. Özetle bu herif benim Morcivert'e, onun da bana aşık olduğundan %100 emin. gerçi kendisi de ağır derecede Yavruağzı'na sulandığından da olabilir, ama bi senedir, ilk kez Morcivert'in boynumu ısırmaya çalıştığı gün olmak üzere adam bu dediğine inanıyor ve hiddetle savunuyor. en son 2 hafta falan önce benim eve geldiğinde söylemişti bunu. ben de onu bi kenara çekip. "bak kardeş, herif üstüme çıktı ve hiçbi çekim hissetmedim, böyle bi mevzu yok" demiş idim. ama bu lafı o kadar çok etti ki hani 41 kere söyleyerek aklıma soktu pezevenk. Morcivert'in eski sevgilisi de aynını yapıyodu az kalsın. noluyo amk yani? bug'ımı söyliyim mi herkese?
3)olm. yani bunu söylemek çok çirkin ama konuşmaya girişim nasıldı? dirneiş mireniş derken insan oldum şeklinde. feci, innılmaz feci azmış durumdayım. of söyledim gitti işte. ilk günlerde "bak belki ölürüz, son günümüz olur" diyerek kız öpme peşinde koştum resmen. izmirden bana bayaaadır yazan çocuğa "acaba? lan benim de gönlüm mü var ki.." gözüyle baktım. hormonlar çiçek böcek ve iki senelik yalnızlık, yaşın 21e dayanması ve sessiz sakin porno okuyamama durumları yüzünden enerjimi atamadım, sağda solda gördüğüm heriflere yavşamaya başladım.
tabi snaiyesinde 3 sebep sayabilince "he tamam aşık falan değilmişim, devam devam, yemek gelene kadar az uyu" şeklinde sızmışım. gece de zaten 1 koltukta Morcivert, Yavruağzı ve ben beraber uyuduk, nası oldu ben de çözemedim ama.
neyse sonuç olarak 1.si, bugımın farkındayım, bunu riske atmayacağım o yüzden herifi görmesem daha iyi. hem barış ve kardeşlik ortamında konuştuk diye affetmiş dğeilim. hala am peşinde koşan siktiriboktan bir herif Morcivert, ve bana yaptığı muameleyi proper bir özür ve tavır değişikliği olmadan (2 gün önceki mevzu olmayacağını gösterse de ) affetmeye niyetim yok. belki de hiç affetmesem daha iyi, bilmiyorum. özlemişim. ama bugün eve sessizce dönerken (gerçi taksimde unicorn görmenin etkisi de vardı, bu meretler hep yüreğime indiriyorlar.. öf ayrıca şu ana kadar görüdğüm en ama en yakışıklı unicorndu sanırım. ya da azmış olduğum içindi bilmiyorum ama kumraldı falan yani ve hafifçe uzun saçlı, baya giderliydi. damn it) bunları düşünüp, aylar sonra mini bi panik atak daha geçirdim, çaktırmamaya çalıştım, adet sancısı sanmışlardır beni gördülerse. neyse yani riske atmanın anlamı yok çünkü kendimden her nefret edişimde daha ağır kriz geçiriyorum ve kendimi bu şekilde yıprattığıma değmiyor. hiçbişey yok gibi devam edersem , birincisi tüm bu olayı sineye çektiğim için kendimden nefret edeceğim (ve yine krizler gelecek) ikincisi bu riskli dönemde bug'a yakalanırsam.. öf işte Yavruağzı'nın durumuna düşmek istemiyorum. acilen sevgili yapıp sevgi ihtiyacımı gidereyim, ortalık sakinleşinc eben tekrar eski moduma dönerim zaten mart ayındaki kedi sendromum da geçer. bi kendime gelirim. direniş derken çok yıprandım. barışmıycam, yok yani. özetle.
19 Mayıs 2013 Pazar
sanırım morcivert ile asla barışamayacağız.
neredeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve adam benim birileri ile aram kötü olduğu zaman ne hale geldiğimi biliyor, anüsün blogunu okudu. üç ihtimal var.
ya sahiden umursamıyor. hani sikinde bile değilim. bunu çok gördüm, insanlara hakettiklerinden ve görüdğümden daha fazla değer vermek gibi bir huyum yok değil.
ya da neler olduğunun farkında. çok kez sırf anüs için yanımda olduğunu düşündüm. yani, o canavarı görmek hoşuna gidiyordur belki..
ve bloga girmeden önce aklımda olan 3 ihtimali unuttum. sanırım sadist olması gibi bişeydi.
sonuç olarak o ya da bu şekilde, nerdeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve kısa sürede barışmazsak böyle kalacağız.
çünkü insan zaman geçtikçe biri olmadan yaşamayı öğreniyor.
umaruım, umarım şu bir haftada bişiyler değişir.
hani.. değişsin istiyorum ama bir adım atacak değilim. çünkü kızmakta haklıydım ve şu an geri çekilirsem inandığım herşey yalan olacak. gurur da böyle bişeyi, herşeiyn üzerinde.
sanıırm herşeyin sonu bu.
neredeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve adam benim birileri ile aram kötü olduğu zaman ne hale geldiğimi biliyor, anüsün blogunu okudu. üç ihtimal var.
ya sahiden umursamıyor. hani sikinde bile değilim. bunu çok gördüm, insanlara hakettiklerinden ve görüdğümden daha fazla değer vermek gibi bir huyum yok değil.
ya da neler olduğunun farkında. çok kez sırf anüs için yanımda olduğunu düşündüm. yani, o canavarı görmek hoşuna gidiyordur belki..
ve bloga girmeden önce aklımda olan 3 ihtimali unuttum. sanırım sadist olması gibi bişeydi.
sonuç olarak o ya da bu şekilde, nerdeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve kısa sürede barışmazsak böyle kalacağız.
çünkü insan zaman geçtikçe biri olmadan yaşamayı öğreniyor.
umaruım, umarım şu bir haftada bişiyler değişir.
hani.. değişsin istiyorum ama bir adım atacak değilim. çünkü kızmakta haklıydım ve şu an geri çekilirsem inandığım herşey yalan olacak. gurur da böyle bişeyi, herşeiyn üzerinde.
sanıırm herşeyin sonu bu.
9 Mayıs 2013 Perşembe
Yalnızca en dibe vurduğum zamanlarda girdiğim bir bloga artık sürekli giriyor olmam neyi açıklamalı bana, bilmiyorum. ama hani, bari hayatımın bir kısmı düzelse. azcık da olsa. minnacık.
geçen yavruağzı ve kızlarla buluştum, biraz daha iyi olmalıyım snaki ama hala çok sinirliyim. herşeye. çokr kırgınım ve yorgunum.
herşeyi düzeltemem ve düzeltebileceğim şeylere d enerdne başlayabileceğimi bilmiyorum. I'm so fucked up.
geçen yavruağzı ve kızlarla buluştum, biraz daha iyi olmalıyım snaki ama hala çok sinirliyim. herşeye. çokr kırgınım ve yorgunum.
herşeyi düzeltemem ve düzeltebileceğim şeylere d enerdne başlayabileceğimi bilmiyorum. I'm so fucked up.
7 Mayıs 2013 Salı
dikkatimi dağıtmam lazım. gereksiz şeylere sinirlenmem lazım, acı çekmemem lazım, çünkü görüyorum ki çekip hayatıma devam edebileceğimin ötesinde bir acı geliyor. başka şeylere odaklanmam lazım , acilen.
bundan başka kendimi kurtaracak bir yol göremiyorum.
saatin ilerlediğini duyuyorum adeta. bu yaz nerde olacağım. seneye nerde olacağım. hayatım ne kadar değişecek? seneye bu zamanlar nerede yaşıyor olacağım..
sezgilerim ne kadar kuvvetli? daha geçen hafta bunun olma ihtimalini düşünmüştüm durup dururken. bu sezgi miydi yoksa bişeyleri mi tetikledim?
annemin "herşey yolundaymış gibi" ses tonunu biliyorum. birşeyler yanlış gidiyor. bişeyler değil, herşey yanlış gidiyor.
en değer verdiğim, en sevdiğim 2-3 insandan birisinin ölümüne nasıl alışırım ki ben. hep ölümden korktum . hem. çünkü ne olduğunu bilmiyorum, algılayamıyorum. nasıl bişey olabilir ki? bütün zamanını beraber geçirdiğin bir insan artık yok.. düşünemiyorum, hayal bile edemiyorum. şu anda gözyaşlarının geldiğini hissedebiliyorum ama ağlayamıyorum, çünkü omzuna başımı koyabileceğim kimse yok. yok işte. ve bunun sebebi başkaları dğeil. kötü arkadaşlar seçmiş olmam falan değil. tamamen benim. insan olmayı bile becerememiş olan ben, bir canavar olan ben. etrafındaki herkese sürekli zarar veren ben. ve burd aoturmuş bencillik yapıyorum. potansiyelini sonuna kadar kullanamamış, destek görememiş, istedikleirnin hepsini gerçekleştirememiş, "yarım" bir hayat yaşamış bir insanın, istedikleirni tamamlayamamış, huzura erememiş bir insanın ölümüne değil de ne kadar yalnız kalacağıma üzülüyorum. güçten düşeceği, zayıflık göstereceği zamnaları hayal ediyorum. ve hala ağlayamıyorum. bencil bir orospunun tekiyim. kimseye bir yararım yok. insanlara iyilik yaparak karma toplayabileceğime inandım. ama bu normal insanlar için geçerli sadece. canavarlar için "iyilik yap iyilik bul" geçerli değil. benzil orospuların mutlu olmaya hakkı yok. ve ben bunu kabullenemiyorum. iyi insanların, hakettikleir mutluluğu kıskanıp nedne mutlu olmadığımı ve olamayacağımı anlamaya çalılıyorum hala. küçük şeylerin peşinden koşan küçük bir yaratıktan başka bişey değilim. ve bi de hala üstüne üzerinde ağlanacak bir omuz arıyorum. utanma duygum dahi kalmamış.
neyse, hani başka şeyler düşünecektim? düşüneyim hadi.
geçenlerde camgöbeği geldi.. brikaç günümü yemiş olsa da kendimle alakalı gelişmeler kaydetmeme yardımcı oldu diye düşünüyordum, öyle de aslında. bilinçli yaptığı bişey değil gerçi, uyarılınca bişeyleirn farkına vardığım sık görülen bişey.
peki ben ne farkettim az önce.. bundan 1 sene önce, yine baharşenliği zamanı beni ziyarete gelmişlerdi. kabul edeyim, benimle yarışamaz bile kötülük konusunda, ama kabul etmeli ki az değildi asla. nemfo hatunun evine gittiğimiz zamnalardna itibaren, yalnız ve yalnızca kaos yaratmak adına beni işledi. ben de en zayıf halimle buna göz yumdum, farkına bile varmadım. "morcivert sana yazıyor" mesajını o denli işledi ki aseksüel ilişkimizin bozulmaması adına hep kaçtım, hep bunun gerçek olmadığını görmek istedim içten içe. bunların hepsini şimdi farkediyorum. durup dururken ortaya varolmayan bişey atıp kaos yaratmak.. tam benlik duruyor değil mi? camgöbeği de az değilmiş diye bu yüzden dedim işte.
şu an intikam almaya, ya da sadece acı çektirmeye karar versem onu yerle bir edbeilirim. ama enerjim yok. kimseye zarar verecek gücüm dahi yok. ama kabul edleim, en zayıf olacağım gün geliyor ve anüs o zaman yerniden başa geçcek. nele rolacağını kim bilebilir? ona karşı koyacak enerjim olmadığı ortada. ona karşı tek dayanağım "anüs olmadığıma" inanmaktı sanki normalde düzgün bir insanmışım da spidermandeki venom gibi, ya da ne bileyim ichigonun hollowu gibi bişey tarafından ele geçiriliyormuşum gibi. ama hani, normalde düzgün insanmışım.. bu yalan. ben anüsüm aslında. hep öyleydim. iyi şeyler yapmaya çalışan, bir parça vicdnaı olan şey aslıdna anüsün yarattıklaırnın acısını kendisi de çekebilmek için kurduğu minik bir düzenek. şu an bu kelimeleri yazan şey, sadece bir yaratık kendine d ezarar verebilsin diye yaratılmış bir personadan ibaret. mutsuz olabilmek için. komik geliyor kulağa değil mi? öyle ama. kendimi değersiz hissediyorum. bir takım emeller için alet ediliyormuşum gibi. gibisi fazla aslında, öyle çünkü.
dikkatimi dağıtamadım. olmadı. şu an tek ama tek isteğim birinin beni araması sanırım. kim olduğu fark bile etmez, değil mi.. insan sesi olsun. bana ne olamadığımı hatırlatsın. ne olamayacağımı. sadece dikkaitmi dağıtsın. bana enerji versin.
ne olur, telefon çalsın.
bundan başka kendimi kurtaracak bir yol göremiyorum.
saatin ilerlediğini duyuyorum adeta. bu yaz nerde olacağım. seneye nerde olacağım. hayatım ne kadar değişecek? seneye bu zamanlar nerede yaşıyor olacağım..
sezgilerim ne kadar kuvvetli? daha geçen hafta bunun olma ihtimalini düşünmüştüm durup dururken. bu sezgi miydi yoksa bişeyleri mi tetikledim?
annemin "herşey yolundaymış gibi" ses tonunu biliyorum. birşeyler yanlış gidiyor. bişeyler değil, herşey yanlış gidiyor.
en değer verdiğim, en sevdiğim 2-3 insandan birisinin ölümüne nasıl alışırım ki ben. hep ölümden korktum . hem. çünkü ne olduğunu bilmiyorum, algılayamıyorum. nasıl bişey olabilir ki? bütün zamanını beraber geçirdiğin bir insan artık yok.. düşünemiyorum, hayal bile edemiyorum. şu anda gözyaşlarının geldiğini hissedebiliyorum ama ağlayamıyorum, çünkü omzuna başımı koyabileceğim kimse yok. yok işte. ve bunun sebebi başkaları dğeil. kötü arkadaşlar seçmiş olmam falan değil. tamamen benim. insan olmayı bile becerememiş olan ben, bir canavar olan ben. etrafındaki herkese sürekli zarar veren ben. ve burd aoturmuş bencillik yapıyorum. potansiyelini sonuna kadar kullanamamış, destek görememiş, istedikleirnin hepsini gerçekleştirememiş, "yarım" bir hayat yaşamış bir insanın, istedikleirni tamamlayamamış, huzura erememiş bir insanın ölümüne değil de ne kadar yalnız kalacağıma üzülüyorum. güçten düşeceği, zayıflık göstereceği zamnaları hayal ediyorum. ve hala ağlayamıyorum. bencil bir orospunun tekiyim. kimseye bir yararım yok. insanlara iyilik yaparak karma toplayabileceğime inandım. ama bu normal insanlar için geçerli sadece. canavarlar için "iyilik yap iyilik bul" geçerli değil. benzil orospuların mutlu olmaya hakkı yok. ve ben bunu kabullenemiyorum. iyi insanların, hakettikleir mutluluğu kıskanıp nedne mutlu olmadığımı ve olamayacağımı anlamaya çalılıyorum hala. küçük şeylerin peşinden koşan küçük bir yaratıktan başka bişey değilim. ve bi de hala üstüne üzerinde ağlanacak bir omuz arıyorum. utanma duygum dahi kalmamış.
neyse, hani başka şeyler düşünecektim? düşüneyim hadi.
geçenlerde camgöbeği geldi.. brikaç günümü yemiş olsa da kendimle alakalı gelişmeler kaydetmeme yardımcı oldu diye düşünüyordum, öyle de aslında. bilinçli yaptığı bişey değil gerçi, uyarılınca bişeyleirn farkına vardığım sık görülen bişey.
peki ben ne farkettim az önce.. bundan 1 sene önce, yine baharşenliği zamanı beni ziyarete gelmişlerdi. kabul edeyim, benimle yarışamaz bile kötülük konusunda, ama kabul etmeli ki az değildi asla. nemfo hatunun evine gittiğimiz zamnalardna itibaren, yalnız ve yalnızca kaos yaratmak adına beni işledi. ben de en zayıf halimle buna göz yumdum, farkına bile varmadım. "morcivert sana yazıyor" mesajını o denli işledi ki aseksüel ilişkimizin bozulmaması adına hep kaçtım, hep bunun gerçek olmadığını görmek istedim içten içe. bunların hepsini şimdi farkediyorum. durup dururken ortaya varolmayan bişey atıp kaos yaratmak.. tam benlik duruyor değil mi? camgöbeği de az değilmiş diye bu yüzden dedim işte.
şu an intikam almaya, ya da sadece acı çektirmeye karar versem onu yerle bir edbeilirim. ama enerjim yok. kimseye zarar verecek gücüm dahi yok. ama kabul edleim, en zayıf olacağım gün geliyor ve anüs o zaman yerniden başa geçcek. nele rolacağını kim bilebilir? ona karşı koyacak enerjim olmadığı ortada. ona karşı tek dayanağım "anüs olmadığıma" inanmaktı sanki normalde düzgün bir insanmışım da spidermandeki venom gibi, ya da ne bileyim ichigonun hollowu gibi bişey tarafından ele geçiriliyormuşum gibi. ama hani, normalde düzgün insanmışım.. bu yalan. ben anüsüm aslında. hep öyleydim. iyi şeyler yapmaya çalışan, bir parça vicdnaı olan şey aslıdna anüsün yarattıklaırnın acısını kendisi de çekebilmek için kurduğu minik bir düzenek. şu an bu kelimeleri yazan şey, sadece bir yaratık kendine d ezarar verebilsin diye yaratılmış bir personadan ibaret. mutsuz olabilmek için. komik geliyor kulağa değil mi? öyle ama. kendimi değersiz hissediyorum. bir takım emeller için alet ediliyormuşum gibi. gibisi fazla aslında, öyle çünkü.
dikkatimi dağıtamadım. olmadı. şu an tek ama tek isteğim birinin beni araması sanırım. kim olduğu fark bile etmez, değil mi.. insan sesi olsun. bana ne olamadığımı hatırlatsın. ne olamayacağımı. sadece dikkaitmi dağıtsın. bana enerji versin.
ne olur, telefon çalsın.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)