2 Kasım 2012 Cuma
pastanın üstüne krem şanti. pek de yakıştı.
alt metinleri okuyabiliyor olmam lazımdı. bilmem lazımdı. aptallık ettim.
Camgöbeği ortamlardan çekildi, 5 yıllık sevgilisi ile ayrıldı.bense bu süreç boyunca yazın reddettiğim çocuğu düşünerek " ay çok yalnızım sevgili istiyorum" diye ağlanıp durdum.
Bir gece insanlarla cinsel/duygusal yeterince şey yaşamadığım (daha doğrusu vadetmediğim) için kimsenin benimle çıkmayacağını, şu anda ancak benle evlenmek isteyen birisi olursa onun bana yazacağını , ki bu yaşta o da olmayacağından 30uma kadar yalnız kalacağımı söyledi (tabi alt metinlerde "erkekler hep cinsellik ister. ben istemiyorum tabii" vardı. ilginç ki bunu morcivert ve bana yazan çocuktan sonra üçüncü duyuşum oldu)
Bu akşam yanlarına gittiğimde çok beli etmemeye çalışsam da yarı kriz halindeydim. yaz başından beri 3-4 kere geldi bu krizler. uykusuzsam özellikle birden geriveriyor. dünya üzerinde kimse beni kabul etmeyecek, o denli hasta ve sapığım şeklinde. yazınkileri dengesiz ve zor yaşam tarzıma bağladım ama bu akşamki..? artık düzgün yaşıyorum, öyleyse nedne hala..
neyse, akşam takıldık kalabalıkça. en son ayrılırken beni kenara çekip ettiği laflara çok bozulup bozulmadığımı sordu -bi süre önce çok bozulduğumu söylemiştim çünkü- doğruları söylüyordun dedim.Doğru değildi. çok otomatik konuştum, sana yazmamak için kendimi çok zorladığımdan sen yazılmayacak bir insanmışsın gibi bi zilenim uyandı. ama şu anda öyle düşünmüyorum-o çocuk- artık sana aşık değil, morcivert de artık o kadar korumacı değil..
Birazdan internetten konuşup olmazını anlatacağım ama içim parçalanıyor.o anda da zaten hayırı anlatmaya çalışırken aydınlandım. ben ilişkiye uygun bir insan değilim. o çocuk yanımda olsa, bana yazsa ve ilişkimiz ols abile yürütemem. sick ve twistedlık sveiyem bunu geçeli çok oldu. camgöbeği ilgilenebilecğei, uğraşacağı birini arıyor. düzeltilmenin ötesindeyim dedim, onun için farketmiyor. bend e uğraşılmayı seviyorum, nerdeyse her haltımı onunla paylaşır oldum. ama bi ilişki yürütemem. birine tutukulu, çılgınca aşık olmazsam mümkün olmaz şu noktadan sonra.fictionda o denli ilerledim ki gerçek hayat artık beni tatmin etmeyecek.
Öte yandan morcivertin hayatında resmi olarak ona yazmayan bir tek ben kaldım. ve evet yazmıyorum. bunu da enine boyuna uzun uzun düşündüm. kelebekleri hissetmiyorum.yoklar çünkü.
hayatımın kısa bir özeti var. bir çocukla yakınlaşırız, ben önce onun bana yazdığından şüphelenirim, o denli şüphelenirim ki sürekli onu düşünürüm ve ona yazdığımı zannederim.birkaç haftalık bir süreçtir. geçer. sonrasında çocuğun gerçekten bana yazdığı ortaya çıktığında tiksinirim.bu 7-8 senedir sürekli yaşadığım bir süreç.
ilk seferinde çocuğu reddetmemin ardından (direk açılması da bu şekilde olabilir, emin değilim) çocuk benimle yatmak istediğini söylemişti. izmire gidecekti, ayrılmadan önce, bir seferliğine dmeişti.ortaokulu yeni bitirmiştim. en büyük çocukluk travmalarımdan birisiydi, senelerce atlatamadım.çünkü çocuğun mesajındaki o şehveti hissedebiliyordum. şu anda bile tüylerim diken diken oluyor. birkaç sene önce adını facebookta arattığımda mutualde birkaç ortak kişi görüdm ve o kadar korktum ki anlatamam.ilk kez bir nerd tayfamız olmuştu çünkü o yaşlarda. ve eğer çocuk hala nerd ise eninde sonunda bir etkinlikte karşıma çıkmasından çok korktum. zimire ilk gidişimde tüylerim diken dikendi , sanki bir köşeden çıkacakmış gibi. önceki izmir etkinliklerinin fotoğraflaırna bakarken ellerim titrerdi. üzerinden 6-7 sene geçti ama hala korkum dinmedi. çocuk çoktan unuttu belki ama unutamadım ben hala. hala bir adaşını gördüğümde, ya da izmir lafı geçtiğinde mini mini bir ürperti geçer içimden. siyahla bu olaydan 2 sene sonra çıkmıştım ve düşününce, bir mucizeydi izmirden birisiyle çıkmayı kabullenebilmem.
Konuya dönersek. morcivertle böyle olmasından çok korkuyordum. şu anda başkasına yazıyor evet. ama korktum.bana tamamen arkadaş gözüyle bakmadığını düşündürecek sebeplerim vardı.
hayatındaki her insanın senin cinsel organının peşinde olması çok acı bişey olsa gerek. bir ay önce konuştuğumuzda en son iki kişi kalmıştı hayatında ona yazmayan. biri uzun yıllardır arkadaşı, diğeri de ben. birkaç gün öcne arkadaşı da sarhoşken "eninde sonunda sevişcez"e getirmiş lafı. artık görüşmüyorlarmış.
sonran bir önceki (hani benimle meşhur x diye tanışan kız) sevgilisi ile de araları bozuldu. kızla sevişmişler-ki yeni öğrendim- ama ilişki istemiyor. kız elinden geleni yaptı. bölgesini işaretledi, tüm kartlaırnı oynadı ama olmadı. artık görüşmeme kararı almışlar.
şu an morcivert kötü durumda biliyorum ama ona yardım edbeilecek enerjim yok.çünkü hala bi yerlerde bana yazıyor olmasından korkuyorum. kendi asla kabullenmeyecek, ne hissettiğini bilmiyor ama bana bir ilgisi varmış gibi. yeşil daha 2 gün önce "aslıdna morcivertle de olursunuz, öyle yanyana görünce "gibi bir laf etti (evet yeşili sürükledim ortama, salağım çünkü) aslında olmaz. ama bunu anlatmanın bir yolu yok.
Mavi de bana tripli sanıyordum ama sıkıntılardaymış baya. böyle günlerde insna ilişkilerinde bu denli kötü olmamdan nefret ediyorum, destek olamıyorum. beceriksizim. bir s*kim bilmiyorum.
Artık kız arkadaşlarımla yiyişmekten bunaldım. düzgün bir ilişki istiyorum ama haketmedim. pisim. hastayım. sapığım. sadistim. kontrol altındayım amaiçten içe deli olduğum gerçeğini değiştirmiyor hiçbirşey. sağlam , düzgün insanları arzulamıyorum. sağlam olmayanların bana yazışından da nasıl korkarak, götümü topuklayarak kaçtım belli değil.
ne istediğimi artık ben de bilmiyorum. belki de shaiden hastaneye yatmam lazım.
ama öncesinde, camgöbeği ile açıkça konuşmalıyım.olmayacağını söylemekten nefret ediyorum ama olmayacak.
bir dahaki sefere kadar, kimseye zarar vermemeye çalışacğaım. ama enerjim de yok zaten bunun için
21 Eylül 2012 Cuma
20 Eylül 2012 Perşembe
nedensiz sevmek
Bi keresinde morcivert " bi isnan bi başkaısnı neden sevdiğini söyleyebiliyorsa aslında sevmiyodur" falan gibi bi laf etmişti, tam kelimeleir çıkaramadım lakin genel tema buydu. ve hani, dün gece aslıdna morcivertin bana kendini yakın hissetmeisnin tek sebebinin anüs olduğunu farkettim. bence bu çok ironik.
Anüs bir süredir yine benimle, hissedebiliyorum.patlamalar yaşayıp duruyorum ve kendime hakim olmaıyorum hiçbişekilde. mesela morcivert ile birbirimize girdik - son blog yazımda bahsettiğim üzre- ve 2 hafta falan konuşmadık. sonrasında görüştüğümüzde baya çökmüş gözüküyodu konuşması da çok iç açıcı değildi. evet bariz kırmışım çocuğu-not literally though- fakat buna rağmen, sahiden dikkaitni çeken şeyin içimdeki canavar olduğunu da hissedebiliyorum.. bir yandan inciniyor bi yandan merak ediyor. hem ironik, hem komik hem acı.. ne bileyim.
2 hafta konuşmadık, hatta belki daha uzun bir süre. sonrasında gündüz biraz beni aradıktan sonra- bulamaması benim hatam değil- akşam bi şekilde denk geldik. ancak birbirimize selam verebilmiştik ki eski sevgilileirnden birisi çıkageldi.
demişken. ilk sevgilisi bildiğim kadarıyla bu ortamlarda değil. ikincisi yavruağzı, üçüncüsü birazdan anlatacağım oraya gelen kız, dördüncüsü de "sen sevgilime yazıyorsun pis sapık!!" diye gezen son sevgilisi işte.. sıralamalardan ve syılardan emin değilim ama.. neyse..
kız birdenbire böyle.. belirdi yani. şunu söylemem lazım ki çok fotoğrafına bakmıştım daha önce ve çok beğeniyodum kızı.. fotoğraflardaki gibi değilmiş.çok ama çok daha güzelmiş. beynimden, 1 nanosaniye falan boyunca " I can't compete with that" diye bişey geçti sonra içimdeki minik bişeycikler önce düşünceyi sonra da geri kalan herşeyi amerikan futbolcuları gibi üstüne atlayıp kapayarak yok ettiler. " o neydi lan?!" moduna dahi giremedim.
evet aslında morciverte en son kızgınlığımın sebebi içten içe bu kız ile ne kadar yakınlaştığını farketmem ve yeniden çıkmasından çekinmem olabilir. beni alakadar etmez oysaki. bana neyse..
kız " ay ben senin x olduğunu bilmiyordum, az önce seslendikleirnde duydum, meşhur x senmişsin demek" diye tanışınca DUMUR oldum. cidden. uzun zamandır bu denli .. böyle olmamıştım yani. morcivert de biraz rahatsız olmuş gibiydi..
olum. meşhur ne lan? adeta böyle.. sanki insan değil de tehdit mişim gibi tamam mı.. sanki böyle..el sıkışırken bir an parmaklarımı kıracakmış gibi.. öyle bişey yapmadı tabi. ama böyle çok acayip hissettim. sonra morciverti aldı gitti. anlamlandıramadığım bi şekilde öylece kalakaldım.. arkadaşlarımın yanına döndüm. sigara otlandım, sevgilisiyle arası kötü olan kızın içmesine mani olmaya çalıştım, beni tedavi eden çocukla yeni çıkmaya başladığı çok yakın arkadaşımın saadeitni görmeye çalıştım- bi yandan da çocuğun benimle morciverti yapmaya çalışma çabalarını ignorelamam gerekti tabi "istiyo musun sen şimdi bence bi düşün yani hani şimdi "lerle girip bu konudaki fikrimi söylememin ardından "peki o düşünüyo bu konuda" dediğimde-senin gibi- cevabını aldım ya.. ay sağol yani. hadi herşeiy bu kadar açıktın konuşalım. öf.. ben kendim paranoya yaptığımı sanırken güzeldi herşey.. neyse-
yarım saat kadar sonra döndü. benim tadım baya bi kaçmıştı tabi.. "üçüncü kez reddedişim.." gibi bişeyler geveledi.
tamam. ben şimdi anlamadım bu kızı reddettiğini. sadece zamanında onunla yatmadı diye şu anda reddediyorsa bişeyler çok yanlış. hani, istediğini tahmin edebiliyorum. ama.. neyse.
çok yanlış yapmış, haklıymışım, çok özlemiş.. vesaire vesaire.. (olum kız niye meşhur x diye geldi ki ya..)
bunları diyene kadar "bak iki haftalık depresyon sakalım var" dese daha etkili olabilirdi ayrı mesele. ayrıca hiç özlememiş ve umursamaz rolü yapmada yine liderim sanırım hehe.
neyse. sonuçta tatlıya bağlandı. bir sonraki gün yeşil gözlü bi creepy guy'u reddetmekle meşgul olduğumdan aynı ortamdayken ona selam vermememe, ilgilenmememe bozuldu. sonrasında görüşemedik ama "ay üç kere reddettim yaaağğ" dediği kızla halen görüştüğünü biliyorum, nerdeyse her gün falan. neyse, laf edecek olan ben değilim. beni alakadar etmez, buyursun istediğini yapsın. "ay çok halsizim çıkacka halim yok yaırn gelemeyeceğim" diyip bi önceki gün gece 2ye kadar dışarlarda takılsın kızla. lütfen ypsın bunu.
ama kızmam. gerçekten.hani yavruağzını reddediyor olabilir. ve salak olabilir bunun için. ama bu kıza giderse kızmam. kız gerçekten güzel çünkü.. ve hiç değilse şu an istediği kız gibi reddetmeyecek onu.ikilemlere sokmayacak, süründürmeyecek. üstelik bir de verecek.
istediği kıza da kızamam gerçi. sanırım seviyor.ama hani onca soru işaretinin arasında sevgi yaşar mı? yavruağzı yok sayılabilir mi.. onun kitabına göre hayır.. üzgünüm.
son zamanlarda o kadar çok panik-atak benzeir kriz geçiriyorum ki. düşüp ölücem bi gün. eğer ki ölmezsem.. anlatmaya devam. ne de olsa anüs döndü artık. maceralar çoğalacak.
29 Ağustos 2012 Çarşamba
Öncelikle, yarı yolda bırakılmış gibi hissediyorum yeşil konusunda. ama ona kızamıyorum, bu açıdan bu çok mühim bir mesele olmasa gerek.Asıl sorun genel olarak Morcivert.
Baya eminim artık bana yazdığından, ve bu durumdan pek hoşnut olduğum söylenemez. eh, kendisi de pek hoşnut değil tahminimce. ama yapılabilecek bişey yok.
Kendini tutmaya çalışması, ama ister istemez hareketlerindeki o.. nasıl desem.kendini beğendirme çabası yüzünden canım çok yanmıyor olsa eminim ki çok eğlenirdim. kesinlikle bilinçli yapmıyor, eminim. Ama ben de salak değilim, görebiliyorum bazı şeyleri. Bir sürü şey vardı kafamda, şu anda aklıma gelmiyor tabii ki. ama en basidi. geçen sene sevgilimden ayrılmamdan sonra yakınlaştığım bir çocuk olmuştu-şu anda lahmacuna lahmacun diyen kızla çıkıyor, hayat çok garip de.. neyse bi dakika konu bu değildi- çocuk hiç ama hiç tipim değil. hani birazcık "farklı" tiplerden hoşlanırım ama çocuk benim çizgimin baya dışındaydı. ne ilgimi çekti diye düşünürken şunu farkettim.. benim genel olarak çevremdekilerle fazla fiziksel temasım olmuyor. şu ana kadar da pek bi sevgilim, düzgün ilişkim oldu sayılmaz. bu çocukla uyumlu olduğumuzu düşündüren bi şey vardı, bahçelievlerde takıldığımız bi gün beni havaya kaldırıp böyle döndürmüştü çook uzun bi süre boyunca. güç. bi erkeğin beni kaldırıp taşıyabileceği düşüncesi. sanırım korunma isteği, bilmiyorum. morciverte bundan bahsettiğimde çok yadırgamıştı mesela. ama geçen haftasonu birbirimize girdiğimizde-sürekli yapıyoruz sanırım- beni havaya kaldırıp bırakmadı falan böyle. ilk kez yapıyor bunu -normalde vururdu ya da tırnaklardı ne bileyim- elinde değil.
neyse. bu inanılmaz rahatsız edici atmosfer sürüyor kısacası. Bazen " abi abartıyor muyum? yine 'herkes bana yazıyor yaa' moduna mı giriyorum" diye düşünmüyor değilim, ama. ne bileyim. farklı hissediyorum. Sonra "the olay"ı hatırlıyorum ve paranoya olmadığını anlıyorum. evet. RAHATSIZ EDİCİ.
başka rahatsız edici şeyler d evar tabi. mesela az daha ciddi bi ilişkiye-bkz evlilik. seriously. I wouldn't date that guy- başlamayı düşündüğüm reddettiğim çocuğun en yakın arkadaşlarından birisnin taze ex'i ile çıkmaya başlaması, geçen haftasonu, izmirdeyken sürekli " bakalım bu sefer öpüşürken dilimle midene değebilecek miyim" oynadılar adeta. evet, ultimate friendzone'dan çıkış taktiği işe yarıyor, kıskandım. ama adam mutlu. ben de dilimi ısırırım. hiçbişey yapmayacağım, hayır. mutlu olmasını diliyorum.
neyse, peki niye ben gene bloga geldim. çünkü dün gene yok yere morciverte atarlandım, şu anda pek konuşmuyoruz ve morcivertin eski sevgilisi epik yazıyor yine. bırakayım yazsın diyemiyorum.bana neyse, beni niye alakadar ediyorsa.. ama diyemiyorum işte.
bi konuda oona " x'le pek yakın olma" dediğimde, bana kendi eski sevgilisinin ismiyle hitap etti ve DELLENDİM. sonra kızamadım ama. zaten kıza da kızamıyorum çünkü ben ondan çok daha kıskanç bi insanım. morcivert konusunda da, an itibariyle de. evet. kız haklıydı da üstelik benim meselemde kavga çıkarırken, belki morciverte yazmıyorum ama "bişey" var burda.
sonuç olarak mutsuzum evet.
7 Ağustos 2012 Salı
morcivert sevgilisinden ayrıldı döner dönmez. barıştık. bir ara "eski" sevgilisi intihar edecek gibi oldu, kötü zamanlardı falan.
bi süredir (2,5-3 ay) iyiyiz. oldukça iyiyiz aslında. bol bol takılıyoruz, morcivert daha iyi gibi. ya da ben öle görüyorum, bilmiyorum.
hayat sıkça beni zorlasa da fena götürmüyorum sanki. hala "tedavi olmuş" vaziyetteyim.. sağlam sayılırım evet. sadece insnalarla olan ilişkimin dengesizliği beni yormakta.
camgöbeği ile birbirimize girdik, bunun sebebi daha önce bahsettiğim, yazdığı kıza morcivertin bana olan takıntısından bahsetmiş olmasıydı. bunun tribini atmamıştım daha önce ona. o anda attığımda çok bozuldu.
ama ben nasıl bakarsam bakyım kıza bunu anlatmasında ikimizin bir ara gelmesini engellemekten başka bir çaba göremiyorum.
dürüst olacğaım, ben morcivertle bir birliktelik düşlüyor değilim, olmayacak duaya amin demem. ama camgöbeğinin müdahale etmeye hakkı YOK.
öte yandan morcivertin hislerinden ve kafasında bişeylerin şekillenmesinden korkuyorum. yavruağzının ona yazdığı-evrensel- gerçeğinden bana bahsedebilecek kıvama gelmiş durumda, istemiyor olmasını anlayamıyorum.çünkü.. yavruağzı lan o. resmen J. evet morcivert'in J'i, kelimenin tam anlamıyla, ela gözlü olduğunu da belirteyim.
neyse, yargılamıyorum. istemiyor olabilir. but I ain't gonna do that shit. yavruağzı çünkü.
morcivert ne düşünüyor bilmiyorum. umarım sonunda yanlış kafalara varmaz. laflarındaki imalardan bişeyleri sezebiliyorum."bi gün sana kesin olarak yazmaya karar verirsem kolumnu bacağımı keserim" şirin miydi değil miydi bilemedim. ama sırf tokat attım diye taksimin ortasında öpmeye çalışması hiç şirin değildi."yanlışlıkl" alkol aldırması hiç hoş değildi. suratını çizdim diye .. neyse. herşeyi bilmeyin ama aslında kızgınım. çünkü 8 yaşında gibi davranıyor. bi yandan da kızamıyorum çünkü 8 yaşında!
bu süreç biraz daha sürerse fazla kafayı takıp kapılmaktan çok korkuyorum çok.
ha bi de. artık morcivert de biliyor.ve hani. benimle ilk dalga geçen o oldu. hala dalga geçiyor. zeki insanlardan bu yüzden nefret ediyorum, o amaçla paylaşmasanız bile hintleri alabiliyorlar.-umarım camgöbeğinin bok yemesi değildir-
Bi jason değil ama. eheh jason <3
Daha önce bahsetmişimdir belki, benimle iligli bişeyler çok yanlış. çok ama çok hem de. BU kafa son aylarda o denli arttı ki napacağımı bilemez hale gelmiştim. genel olarak "öldürmeyip süründürecek bir durumda bulunmak istemek" şeklinde özetleyip geçeceğim.
Morcivert ile iyiydik.Bana yazan çocukla, camgöbeğiyle.. herkesle baya baya iyiydik. düzenlediğimiz etkinlik yaklaştıkça kafalar bozulsa da genel olarak güzel gidiyorduk. etkinliğe yakın zamanda morcivert ile çok girdik birbirimize. baya onun suçuydu hepsi ve beni çok yıprattı. etkinliğe 2 kala tüm işlerini yavruağzı ile bana yaptırması mı dersiniz, etkinlik günü eski sevgilisiyle takılması mı yoksa.. neyse düşündükçe dahi sinirleniyorum. hiç güzel geçmedi etkinlik benim açımdan. en kötü tarafıysa günün sonunda bordonun orada olduğunu öğrenmem, sahnede az kalsın adını okuyacak durumda kalmamdı. o kaltakla bırak aynı sahneyi paylaşmayı aynı dünyayı dahi paylaşmak istemiyorum.
bir şekilde etkinliği atlattık. işe başladım ve benim bu durumum iyice azdı. dayanamayacak duruma geldim. bu sırada bana yazan çocuk da iyice işi cozutmuştu. napacağımı bilemeyen kafalara gelmişken.. artık morcivertin de bana yazdığı gerçeğini kabullenmek durumunda kaldım. bana hep yakındı ve hep değer verirdi. ama. bu çok farklı bişey. kendisi de kabullenemiyor bunu yaptığını, eski sevgilime, bana yazan çocuğa, yavruağzına.. tüm ortama o denli yazık olur ki.canının yandığını görebiliyorum. şakalaşırken fiziksel temasın dozunu artırmalar falan.eyks!
neyse, kafama dönelim.camgöbeğine anlattım bi noktada. anlayamadı ama varolabilecğeini kabullendi konseptin. zor, evet. ama böyle. bana yazan çocuktan iyice soğuduğun bir noktada ona bunu anlattım. son şansıydı.camgöbeği ona " istemediğimi" söyledi. bir gün öncesinde çıtlattığım konuyu anlattım. ondan beklediğim bana olan hisleirni itiraf etmesi ve hep yanımda olacğaını, bana bakacağını söylemesiydi. onun yerine benim sorunumun çözümünü bir sorun olarak görüp onu değiştirmeye çalıştı. çok hayal kırklığına uğradım. sabahında herşey bittiği için hisleirni açıkladı. geçti ama. bu dosya da böyle kapandı.
Fakat o gece bişey daha oldu. hiç ama hiç beklemediğimb ir arkadaşım benim durumumu tam yarım saat içinde tedavi etti. kendimden utandım. yıllardır kendimi soktuğum bu kafa artık yok. huzurluyum. çocuğa hala üzülüyorum ama, düzelecek.
işin kötü tarafı çocuk ile camgöbeği tam giderlerken, akşam. camgöbeği bana yazdığına dair bir imada bulundu.sonraki gün konuştuğumuzda aslıdna benden hoşlandığını ama çocuğa fırsat için öncelik verdiğini söyledi. ve morcivert bana yazıyor ya, olur da onunla çıakrım diye (!) morcivertin bana olan saplantısını, morciverte ağır yazan bir kıza söylemiş. bunu bugün morcivertten duydum ve kanım dondu.kız (kaltak olan) da morciverte benimle ve eski sevgilisiyle konuşmamasını söylemiş, benim hakkımda kötü konuşmuş zaman. bana yazan çocuğa da ağır yazıyordu durmadan soyunup odasına çağırıyordu falan. suyu ısındı artık.
morcivertin de siniri bozulmuş haliyle. benim "hayır" demeden bir önceki gece dışardaydık, kız da vardı biz dönerken bunlar dışardalardı-10da döndüm- gece 2buçukta morciverti arayıp yardım istemiş kız, kurtar beni demiş.böyle tiplere o kadar dayanamıyorum ki. aklımda bulunsun bi dahaki görüşmemizde laf sokayım.
neyse öyle yani.
20 Mayıs 2012 Pazar
eve gidip saklandım. deliler gibi gerildim. niye bilmiyorum ama çekiniyorum. çok ama çok huzursuzum.
tüm haftasonu ses çıkmadı. panik halindeydim. bu haftasonu ayrılacğaını düşündüğümüz sevgilisinin ona zarar vermesinden korktum. ama görünüşe göre hayatta. iyiye işaret. dayanamayıp "lan telefonu kapalıymış?" diye çaldırmamın akabinde telefonları kapamamdan belli ki acayip şekilde kaçıyorum.
her sorun gelmesiyle çözülmeyecek gibi. kızdan ayrıldı ama kafasının yerinde olduğundan şüpheliyim. of.
7 Mayıs 2012 Pazartesi
yeter
kendimi tanımıyorken gayet mutluydum. kendimi tanımanın tiksinmemle sonuçlanacağını ve beni mutsuzluğa sürükleyeceğini bile bile bu yola girmem ciddi bir hata oldu.
camgöbeği ile biraz dertleştim.
olay şu ki benim çocukluğumdan beri süregelen ve yaklaşık 2-3 sene önce farkettiğim bazı zayıf noktalarım, ilgi alanlarım vs vardı. bi süredir bu farkındalık beni içten içe öldürmeye başlamıştı. "farklı" olduğumu ve bu farklılığın beni normallikten kopardığının bilincinde olmak bi noktadan sonra yalnız ve yalnızca istediğim ve arzuladığım mükemmelliğin hayaliyle yaşayarak ve ona asla ulaşamayarak sonsuza değin üzgün olacağımı farkettiğimde bu düşünceyi acilen gerilere attım. düşünmemeliydim çünkü.
hayatımda çok az kez "düşünmemeliyim" dediğim şeyi düşünmeme lüksüne sahip olmuşumdur. olayın ciddiyetinin farkına vardığımdan olsa gerek, çok çok az düşündüm bu konuyu yakın zamana dek. ama son dönemdeki yalnızlığım, içine düştüğüm boşluk ve çeşitli sebeplerle yavaş yavaş bu girdabın içine çekildim. din, cinsiyet karmşaları ve kişilik sorunları havada uçuşurken mutluymuş gibi gözükmem imkansızdı. bi noktada kendimi bile kandıramaz hale gelmiştim.
ben neyim. nasıl inanıyorum. dini yalnızca bazı şeyleri yapmamak için bir araç olarak mı kullanıyorum. hangi cinsiyetten hoşlanıyorum. nedne farklı şeylerden zevk alıyorum
bilmiyordum. hala da bilmiyorum. ama soruların üzerime üzerime gelmesi beni haşat etmeye başladı. ben de camgöbeği ile konuşarak bi yerlere varabileceğim yanılgısına düşmüş bulundum. ama herşey düşündüğümden ters gitti.
muhtemelen biseksüelim. ama dinim gereği böyle yaşamamam gerekiyor. ben de kalan hayatımı heteroseksüel olarak geçirmeye karar verdim. bu karar beni zorlayacak biliyorum. ama bi karar vererek ona tutunmam benim bu konudaki işimi kolaylaştırır.
Beni asıl üzen ve kafamı kurcalayan mesele sadist olduğum gerçeğiydi. şu ana kadar hiç bu şekilde düşünmemiştim ama gerçekten öyleymişim. fiziksel değil ama insanları duygusal olarak yıpratmaktan zevk aldığımı hissettim. ama bi yandan da şu an bu satırları yazarken ağlıyorum. bu çifr kişilikliyim mi demek? muhtemelen evet.
sadist olduğum gerçeği ve çift kişilik meselesi anüsü, eski ve yeni tüm olayları o denli basit bi şekilde açıklıyor ki akıl edemediğime yanıyorum. gerçi düşünmemiştim, akıl edemezdim. ama bütün yalınlığıyla gerçek bu. insanlara eziyet etmekten zevk almam. 42 kadar net ve açık. sorusu da yok. sebebini de bulamadım. ama gerçek bu.
o kadar saçmalıyorum o kadar kontrolümü kaybediyorum ki. zarar verecek bişey bulamadığımda kendime zarar verdiğim aşikar. şu anda da onu yapmakla meşgulüm. aylarımı verdiğim parçası olmaktan çok ama çok zevk aldığım, hayatımda ilk kez belki iş yapmaktan kaçmadığım bi etkinlikten çıktım. nyie yaptım bilmiyorum. böyle olsun istememiştim. yani, kim ister ki?
ayların emeği. nihayet düzgün bir ortam bulmuştum nihayet rahattım. ama rahatın bana batması laızm tabi.
herşey o minik kaltak yüzünden 16 yaşındaki mini mini biz kız alt etti beni. o kadar güzel yaptı ki bunu elini sıkmak lazım. beni hayattan bezdirmeyi. götünü başını açarak sağlam bir işe girmeyi başardı. o firmayla çalıştığımızda orda bir rol sahibi olacak. bunu kaldıramadım. kişisel dediler. öyleyse ben de çıkar kendi işimi kendim görürüm. organizasyondayım diye laf bile edemiyordum. yeter artık. bi dur demenin zamanı geldi benim için.
artık yeter.
30 Nisan 2012 Pazartesi
guess what
Biraz kronolojik biraz da kişiler üzerinden özet geçerek anlatacağım.
Yeşil ile buluştuk. baya uzum zamandır görüşememiştik ve baya özlemiştim. sevgilisiyle de tanışmış oldum, sonra sevgilisini kovaladı yeşil, çocuk haliyle baya bozuldu ama yapıcak bişey yok. sanırım ciddi düşünüyor, o yüzden ben ve maviyle tanışmak istiyordu sevgilisi ama meh. karı gibi trip yaptı sonra saatlerce. dur bi dakika konu bu değildi.
en son pembeye dayanamamala ilgili bi yazı yazmıştım ya. onun tumblrında gördüğüm şeyden etkilenerek celallenmiştim. yeşil de aynı şeyi okumuş ve baya kafaya takmış gibiydi. bilmiyordum ama mavi zamanında " pembeye dönmeye çalışırsam bana hatırlat eski olayları, bana engel ol" demiş yeşil'e. sanırm bunun sıkıntısını da yaşıyordu. mavinin üzüleceğini bile bile pembeyle ilişkisine bişey diyememek..
istiklalden yavaş yavaş çıkarken pembenin zamanında bana attığı mesajları maviye anlatıp anlatmadığımı sordu. bi önceki yazıda bunun üzerimde yarattığı sıkıntıdan bahsetmiştim, anlatmamıştım çünkü herşeyi. şimdi de söylemek ilişkilerine müdahale gibi olacak. ama ikimiz de bunun ağırlığıyla eziliyoruz. hiç hoş değil.
ki ona bu blogun varlığından da bahsettim. kelimeler adeta sonsuzdan büyükçe bir elektrik alana getirilmiş gibiydi, o kadar çok "iş" yapmak gerekti yani. garipsedi yeşil, ama sonuçta bu bir "amaç" blogu değil. bir günlük aslında. sadece internette bir günlük. eveeet.
Görüşmemizden sonra kafamda bi süredir dönen ve "düşünmek istemediğim" şeyler biraz açığa çıktı. ben yeşile çok haksızlık ettim. çok yüzüstü bıraktım. madem geçen sene istanbula geldiğimde ben sıkıntı yaşadım, yalnızlık çektim neden bunları yeşil'in de yaşamasına izin verdim ki? ona daha çok destek olmam, sık sık görüşmem lazım. yapmam lazım bunu. kafamı bi toparlasam.. kendime vakit yaratabilsem.
bi de buluştuğumuzda ankaraya gideceğim belliydi. bi süredir kafamda tasarladığım kırmızı'dan özür dileme planını da anlattım yeşil'e.
O konuya dönersek. bi etkinlik için tooopluca ankara'ya gittik. ilk fırsatta kırmızı ile de görüştüm, geyik yaptım rahatladım baya. özlüyorum bu kafa yakınlığını zira.
özür dileme kısmı zordu. ama bunu bayadır yapmam gerekiyodu ama adamın dediği her ama her laf için yaptığım ergence tavırlarım vardı ve borçluydum. bana normalde kin tutan bi insan olduğunu ama bu konuda tutmadığını söyledi. üstümden bir yük kalktı açıkçası. daha özgür hissediyorum artık.
takılırken bi yandan da yavruağzının yanına dönmek istiyodum, onunla çok az bişey konuştuktan sonra kırmızı geldiği için kaçmış gibi olmuştum çünkü. yavaştan kalkmayı düşünürken morcivert'in sevgilisi arayarak "gerekli çağrı"yı yaptı. demişken asıl meseleye yavaştan giriyorum.
birkaç hafta önce kıza bir mesaj attım. aynen şu şekilde
"Seninle konuşmak istediğim bi mesele var.
ikimiz de çocuk değiliz, mevzuyu salakça uzatmanın, hırlaşmanın falan anlamı yok. aramızda yaşananlar için özür dilerim.
hani seni de anlamıyor değilim, sonuçta sevgilini özledin, başka sorunların falan da vardır, ama hani yaptığın çıkarım hem beni hem de Morcivert'i hem de hepimizin ilişkisini baya zor duruma soktu. kısa bi süre sonra Morcivert gelicek, garip durumlar oluşsun istemiyorum. sen de çıkarımlarının anlamsızlığını görüceksindir ama bunun kavgası yaşanmasın artık. baya bunaldım ben, insan ilişkilerimizi de yaptığımız işi de zor duruma sokmasın artık bu mevzu."
çok şirin, çözüm bulucu ama tavır belirten bir mesaj olarak görüyorum bunu. gelen cevap şu şekildeydi.
"
- Ne yapmamı bekliyorsun?
- Ne gibi garip durumlar olabilir ?
- Buradan cevap yazma. xxx'a gelecekmişsin. Bende zaten orda olacağım. Yüzyüze konuşursun ne istiyorsan. Ben artık yazışmam."
ne denli sinirlendiğimi tahmin edebilirsiniz. hatun aklı sıra gözdağı veriyor, yüzyüze konuşmadaki kabiliyetimi sınıyordu.
spoiler vermek gibi olmasın ama bu konuda ağzına sıçtım kendisinin.
yazışmayı severim ama telefonda konuşamam. telefonda konuşamıyor olmam benim asosyal olduğumun ya da yüzyüzeyken beni alt edebileceğinizin işaretleirni verdiyse size beni hiç ama hiç tanımamışsınız demektir. kız benimle konuşurken bazen kekeledi bile, bu kadar diyebilirim.
Neyse. ankarada geçireceğimiz cumartesi günü konuşmaya karar verdik. kırmızıyla beraberken aradı, geliyorum dedim. gittim yanına
kelimesi kelimesine aktaramayacağım ama. kalınlar o, italik de benim.
ee buyur
buyurulacak bişey yok, ben mesaj attım sen de konuşalım dedin.
yüzyüze konuşmak istiyorum dedim, ifadeler ses tonları, mimikler falan çok önemli oluyor bakalım internetteki gibi konuşabiliyormusun (tam olarak böyle değil cümle ama anlayın işte)
Biraz lafladık. sonra olayın özüne inmemiz gerektiğini söyleyerek konuya tam ortasından daldım.
morcivert'e yazdığımı nerden çıkardın
*burda ağır duraksama giriyor, ağız eblek bir şekilde açık dudak düşüyor. kelimeler zar zor akla geliyor ve tane tane, parmakla sayılarak ifade ediliyor kanılarımız*
Etraftan duyduğum şeyler vardı bi de benim kendim gördüğüm şeyler var. etraftan duyduklaırmın hiçbir önemi yok tabi ama kendi gördüklerim..
ne gördün mesela
sessizlik
aa tabi duvarında yamamoto paylaşmam çok romantikti nasıl da anladın yazdığımı..
ee kendin gördüğün neler var (bu soruyu defalarca tekrarladım. makul bir cevap değil, herhangi bir cevap dahi alamadım. en son "aslıdna öyle demediğini" iddia etti. gidip tekrar mesajlara baktım. demiş. nokta)
sonrasında biraz daha konuştuk. genel olarak birşey söyleyemediği için ben konuştum genelde, yapıcı olduğumu, sorunu ortadan kaldırmaya çaıştığımı söyledim. " ay ama 15 dakikadır sen konuşuyorsun bana bi laf ettirmedin" dedi bi ara. buyur dedim sustum. yine iki lafı bir araya getiremedi.acıydı biraz. monolog gibiydi.
sonunda meseleyi şeye çekti, ilişki prensipleri.ilişkileirnde bir prensip varmış, morcivert bir dişiyle aynı evde yalnız kalamazmış. (sadece tek bir arkadaşına izin varmış kalması için)
bahsi geçen gece çocuk askere gideceği için ortak evlerinde oturup wii oynamayı planlamıştık. oynayamadık çünkü gece boyu aradı, rahatsız etti. öncesinde de "gelmesini istemiyorum, sen gelme diyemiyorsan ben söyleyeyim arayıp" gibi lafları olmuştu. bu konuda ağzına sıçtım mı? eh sıçtım. neyse. sonunda "askere gidecek sevgilin niye darlıyosun" gibi sorulara onu yargılayamayacağım, ya da ilişki içi şeyler falan gibi kaçamak cevaplar verdi. bir ara "o gün sinirlendim çünkü daha önce de olmuştu uyardığım halde yine.." falan gibi bi laf etti " daha önce?" dedim " ankaraya geleceğiniz zaman" dedi.
çok ağır küfredicem ama edemiyorum *doğuşreyiz* o gün etkinlik yapmıştı cadılar bayramı için ve kimse gitmiyordu. morcivert de gitmek istemiyordu. sırf orda yalnız kalmasın diye kendi doğum günümü iptal ederek ankaraya götürdüm morciverti. yol boyunca sövdü.. gece de yalnız değildik, evde başkaları vardı. " bana öyle söylememişti ama"
küçük beyinsiz kızın kafasında kurduklarıyla uğraşmaktan imanım gevremişti. 5 yaşındaki bir çocuk bile laf anlardı ama bu 24 yaşındaki memesiz ve beyinsiz kız boş bir bezelye tenekesinden daha boştu. dokunsam adeta tıngırdayacaktı.
Sonunda bu olayı nasıl çözebilecğeimize geldi mesele. ben morcivertle eskisi gibi arkadaş olmak istediğimi ve buu sorun etmemesi için bi yol bulmamızı söyledim. morcivert eğer bana gelip ilişki prensipleri sebebiyle aynı evde kalamayacağımızı söylerse amenna derim, böyle bişey de yapmam, olay çözülür dedim. durdu, ağzını araladı. bi parmağını diğerinin üzeirne koydu sayacakmış gibi.
şimdi birkaç şey var bunun olmaması için. *duraksama* kendime yediremiyorum söylemeyi..
eminim bir penisim olsa bu numarayı yutardım ama. meh. bu tarz şeylere kanacak değilim. ne o diye sordum, sevgiliyle arasındaki meseleler olduğunu, 19 mayısta konuşacaklarını söyledi. bunun dışında bişey var mı diyince cevap veremedi..
bu konuşmada düzgün bir tavır sergilerse arkadşlığımıza devam edebileceğimiz, eğer benim hakkımda kötü konuşursa onun için az altta bahsedeceğim insanlardan birisi gibi olacğaımı söyleidm. nasıl konuşacağına kendi karar verirmişmiş.
bu arada neden çocuk askerdeyken benimle bu samimiyet meselesini konuşmuş biliyor musunuz? benimle çözeceğine inanmışmış. nemfomanyak hatun, lahmacuna lahmacun diyen kız ya da morcivertin son sevgilisi olsa konuşmazmış bile bir arkadaş olduğumuzdan rica etmişmiş. yazarken bile deli sinirlendim.
konuşma, özetle bi yere gitmiyordu. eninde sonunda " biz 19 mayısta konuşacaz size döneriz" kafasına gelmiştik. benim "siz aranızda sorununuzu çözün"ümün üzerine bir damla , bir gram bişey koyulamamıştı. ama kıza içimden geçenleri bir nebze söyleyip rahatlamıştım. ki aslında bu konuşmaya çözüm falan için değil ona ettiğim hakaretler için özür dileyeceğim beklentisiyle geldiğini açık etti. bütüüüüün o konuşmalardan yalnızca ona ettiğim lafları çıkarıp almıştı. ikiyüzlü, gurursuz bi de bişey daha. ona arkadaş olmadığımıız, haraketin bir özgürlük olduğunu istediğim gibi edebileceğimi söyledim. o da özür dilemezsem bi halt olmayacağını söyleyerek ergen tribiyle kalktı ve gitti.
en başta rahatlasam da sonrasında tıkandım. çöktüm adeta. demek ki bu sorunun bi çözümü yok diye düşünmeye başladım. bu arada kırmızı da gitmişti. öylece oturdum bi yere napacağımı bilemez haldeydim. 2 ay sonra.morciverte. mesaj attım.
ben elimden geleni yaptım ama sevgilinin tavırları değişmeyecek. eskisi gibi olamayacağız. dönüşün için bişeyleri değiştirip düzeltme konusunda çok hevesliydim oysa ki.
falan şeklinde. sonra seminere gittik. yavruağzı ve camgöbeğine çıtlattım genel olarak konuşmayı. hala kötü hissediyodum ama.seminerde pokemon oynayarak ve birbirimizi gıdıklayarak camgöbeği ile dikkatleri üzeirmize çekmece oynuyorduk. ki telefonum titriyordu. elleirm de titremeye başladı. telefonu camgöbeğine veridm okusun diye. resmen açıp okuyacak cesaretim yoktu o anda. ondna onay gelince okudum.
değişmemiş olabilir ama korkarım ben fazlasıyla değiştim dönüp "sorunu" ortadan kaldırdığımda eskisi gibi olup olamayacağımıza karar veririz ama bu kararı başkaları değil biz vereceğiz. a song of ice and fire book 5 page 913
bu mesajı "döndüğümde sevgilimden ayrılıcam o zaman konuşuruz" şeklinde algıladık. umarım öyledir. zira takatim kalmadı. bunun haricinde de sorunlarımız var, ne kadar çözebileceğimiz tartışılıur ama maksat, sorunlar ikimize ait olsun. üçüncü şahıslara değil.
ha bi de son olarak nemfomanyak hatuna morcivertin sevgilisinin sağda solda "bize threesome teklif etti apar topar evden kaçtık" hikayesini yaydığını söylemem var ki o baya büyük bir eşeklikti.bilinçli değildi. ama ben morcivert olsam başka türlü anlar ve çok kızardım.
neyse. gelişmeler bu şekildeydi. yazdım ve rahatladım. bugün 1 mayıs. 17sinde geliyor. yani 16 gün kaldı. dayanabilirim.
bu arada. spoilera baktım. fuck you. gerçek olduğunu tahmin etmiştim ama içimdeki beni kekliyor olduğun şüphesi kitabı okunmaya değer kılıyordu yine de.
ayrıca renk topnları değiştiği için üzügnüm, blogspot sistemini değiştirmiş, mecburen böyle oldu.
9 Nisan 2012 Pazartesi
2 Nisan 2012 Pazartesi
pembeye dayanamıyorum.
Az önce boş boş internette gezinirken pembe'nin bir yazısına denk geldim. Pembe dediğimiz insan mavi söz konusu olmadıkça benim için topluiğne başı kadar değeri olmayan bir insan. dolayısıyla ayrılmalarından sonra "naptı bu eleman" diye gün be gün takip etmiş değilim. ayrı kaldıkları bir sene süre boyunca 3 ya da 4 kere "naptı lan bu" diye bakmışımdır. mavi'nin hesabından tesadüfi tıklamamla sayfasına girmem be yazısını okumam o denli kısa sürdü ki kendime kızamadım bile.
çok seviyormuş, hiç unutamamış, kimseyle çıkmamış, mavi bunları takmasınmışmış. hayatında başkası olmamış olmayacakmış.
ayrılıkları öncesindeki mavinin sıkıntılı dönemini hatırlıyorum, ne yapacağını bilemiyordu, alışmışlığın yaratacağı boşluktan korkuyordu. sevmiyordu. Pembe'nin mavi'me verdiği fiziksel zarar boyutuna girmiyorum bile, düşündükçe bir balta satın alıp patrick bateman gibi herifin kapısına dayanmamak için kendimi zor tutacak raddede çıldırıyorum çünkü.
neyse, ayrıldılar.ayrıntıları hatırlamıyorum ama yanılmıyorsam ayrılıkları öncesinde/sırasında eleman gelip yeşille benden maviye onu savunmamızı istedi. neyse, kısa bir süre sonra havadan sudan bahanelerle mesaj atmaya başladı, arada konuşuyorduk ama ben yine mesafemi korumaya çalıştım. geçen sene bu zamanlardı. arada sırada geyik yaptık falan. kostüm arıyordu, tavsiye istedi. ben de bikaç terzi ismi verdim, kumaş alırsan ben de dikebilirim ama mavi'nin kızmayacağından emin olmam lazım dedim -ayrılmalarından 3-4 ay geçmişti ama uzun bi ilişkiydi sonuçta- neyse bu öküz de "mavi kim?" dedi. o noktadan itibaren ciddi konuşmaya girileceği belliydi ama kaçmadım, kaçamadım.
Bu meseleleri de açıkça maviye anlatmadım, üstü kapalı geçtim hep sonrasında. çünkü gereksizdi. benim anüs olduğum zamanlarda yaşananlar hep orda kalmalı, en küçük bir anı, bir cümle, bir ses hatta bir koku bile o dönemleri düşünüp üzülmemize neden olabiliyor. ki sadece anımsama meselesi değil, mavinin de bu kadar uzun süre çıktığı herifin böyle bir pezevenk olduğunu bilmesini istemeidm, ayrılmışlardı sonuçta.bilmesine gerek yoktu. vardıysa da ben o anda öyle düşünemedim. "ben hep yanlış anlaşıldım " dedi " eski mevzulara girersek çirkefleşirim, konuşamayız bi daha" dedim. ama yine de içinden geçenleri söylemek istedi.
En temizi yazıyı aynen koymam olucak belki de. bu kadar zaman sonra ben bile okuyunca bir kez daha delirdim aslında..
kalın yazılar pembeye, italikler bana ait.
"Aslında Olaylar Gerçekten Çok Eski. Anlatmaya Nereden Başlayacağım Seçemedim. Yazacaklarımda Tüm Kalbimle İçten Ve Samimi Olarak Anlatacağıma Emin Olmanı İstiyorum. Fazla Uzatmadan Aslında Olaya Giriş Yapsam Daha Hayırlı Ve Daha Açık Olacaktır Sanırım. Seninle Msn'de Konuştuğumuz Dönemlerin En Başlarında Mevzu Bahsi Geçen Olayın Hiç Bir Şekilde Bir Sözü Geçmemişti. Ben Senden Rica Ettim Sadece Nasıl İyi Mi Neler Yapıyor Diye. Konuşmadığınızı Görüşmediğinizi Söylediğinde (Ki Yanlış Hatırlamıyorum O Dönem Kavgalıydınız) Başka Bambaşka Muhabbetler Ediyorduk. Seninle Tanıştığımız O Günden Beri Sen de Hatırlıyorsun, Mavi Ciddi Bir Biçimde Dönüş Yaşamıştı. Numaran Vardı Bende Telefonumu Kurcalardı Sürekli Ve Senin Numaranı Görüp Anüs İle Mi Konuşuyorsun Diye Sorup Dururdu. Ki O Dönemlerde Seninle Pek Diyoloğumuz Yoktu.. Hatta Hiç Yoktu.Numaranı da Siliyordu Ben Bi Şekilde Bir Yerden Birisinden Sorup Öğreniyordum. Ve Artık Bunu Sürekli Yapmış Olmam Nedeniyle Numaranı Da Ezberlemiştim. Her Neyse.
Seninle İyiden İyiye Diyaloğa Başladığımız Dönemler Sen Çarşıda Babanla Dolanırken Benim Sana Rastlamama Ve Sana Mesaj Atmama Tam Olarak Denk Geliyordu. Bi Kaç Mesajlaşmadan Sonra Arada Denk Geldiğimizde Msnde Sohbet Ediyorduk. Ben Mavi ile Olay Yaşadığımda Bana Yardımcı Olmanı İstedim. Fakat Her Mavi ile Buluşmamızda Senin Hakkında Sürekli Atıp Tutuyordu. Yine Telefonumu Kurcalayıp Saçma Sapan Bahaneler Bulup Numaranı Siliyordu. Evet Kıskanıyordu. Bana " Seni Benim Elimden Almaya Çalışıyor ..... " Gibisinden Laflar da Ediyordu Fakat Kendi Yaptıklarından Pek Utanır Gibi Hali Yoktu. Üstüne Üstlük Ben Seninle Muhabbet Etmeyi Seviyordum.Yüzümü Güldürüyordun.Güzeldi de.Herşeyi Silip Yeni Bir İlişkiye Başlarim Diye Düşünüyordum.Hatta Kamera Açtığımız Günü Hatırlıyorsundur. Gidip Bira Bile Almıştım Babamdan Araklamıştım. Unutmuyorum Da Güzeldi O Gece de. Bu Süre Zarfı İçersinde Mavi Bize Gelmişti.(Bu Süre zarfı 1.5 Haftanın Sonuna Denk Geliyor Olması Gerek) Benim Saflığım Bütün Kayıtlar Bilgisayardaydı. Bunları Görmüş Fakat O Gün Bana Bir Şey Dememişti Zaten Aramızın İyi Olmamasını Fırsat Bilerek Eve Gitmek İstediğini Söyledi. Fakat Bir Şeylerin Var Olduğunu Buluşacağımız Gün Farkettim. Anüs ile Görüşüyor Musun? Diye Sorduğunda "Hayır" Dedim. "Yok Canım Hiç Konuşmuyorsun Hatta Kamera Bile Açmıyorsun Öyle Mi" Dedi. Bir Kaç Yazışmalardan Da Bahsetti. "Nerden Biliyorsun Bunları" Dediğimde "Bütün Kayıtların Gayet Güzel Konuşuyor" Dedi."Sen Güya Arkadaşın Olarak Gördüğün Biriyle Gayet Güzel Gözümün Önünde Mesajlaşırken Sorun Olmuyor Senin İçin, Hatta İşim Var Diyerek Beni Ekip Onunla Buluşup Ardından " Seni Şimdiden Özledim" Diye De Mesaj Atabiliyorsunuz. Bak dedim. Madem Gördün Saklamanın Bir Gereği Yok. Anüs ile Sohbet Etmekten Hoşlanıyorum. Ondan Hoşlanıyorum. Onunla Bir Şeyler Paylaşmaktan Hoşlanıyorum. Fakat Bunun Ondan Haberi Yok. Sadece Sohbet Etmeye Bahane İle Seni Sormak İstedim Çünkü Seni De Merak Ediyordum Fakat Bu İlk Günler İçin Geçerliydi Çünkü Seni Unuttum Uçtu Gittin Aklımdan.Ondan Hoş-la-nı-yo-rum" dedim. Evet Bütün İçtenliğimle Söyledim Bunu. Doğruydu. Onun Canı Yansın Madem Bi Yalan da Burdan Buyur Diye Düşümemiştim Bile. Belli Arkamdan İş Çeviriyorsunuz Seni Ayartmaya Çalışyor Falan Filan Cartı Curtu Derken Zaten Devamını Okulda Olan Olaylarla Sen Biliyorsun. Olayı Sana Nasıl Yansıttığını, Benim Seni Kullanıyormuşum Gibi Gösterdiğini Hepsini.Bu Olaydan Sonra Bana Yapmadığı Kalmadı.Tehditler Bağırmalar Çağırmalar..Olayın En Başında Seni Kendimden Uzaklaştırmak Gibi Bir Fikrim Yoktu Fakat Senin Başkasıyla Beraber Olduğun Aklımın Ucundan Geçmemişti.Evet Başkasıylaydın. Bunu Ben Yapamazdım Yapmazdım. Sana Söylemeye Cesaret Edemedim.. Sana ya da Kendine Zarar Vermemesi İçin Seni Kendimden Uzaklaştırmam Gerekti. Canım Yanarak Bunu Yapmak Zorunda Kaldım. O Dönem Kafayı Yiyecek Duruma Gelmiştim Daha O Zaman. Mavi'yi Sevmiyordum Aksine Nefret Etmeye Başlamıştım Fakat Canım Yanıyordu.Çünkü Hem Sen Bana Cephe Almıştın Hem de Aldatılıyordum Hem De Daha İlişkim Adam Akıllı Başlamamışken.Lacivert'i Dövmeye Kalkıştım. Mavi'yi Kaybetmek İstemiyordum Çünkü Gururum Vardı. Bir Başkasına İnat Yaptım Bunu. Ümidim De Vardı. Aramız Düzelmiş Gibiydi Mavi İle. Sen İse O Anusun En Kudurmuş Zamanlarındaydın. Senden Haber Almaya Çalışıyordum Fakat Hep Önümde Engel Vardı. Bi Gece Sen İntihara Yeltenmişsin Fakat Kimsenin Beni Arayıp Bu Olaydan Haber Ettiği Olmamıştı. Ki Zaten Mavi'den Böyle Bir Şey Beklemek Benim Hatamdı. Sabah Öğrendiğimde "Sana Ne Zaten Ondan?" Diye Yanıt Bile Almıştım. Ilerleyen Zamanlarda Zaten Senden Haber Alamadım Ne Konuşabildim Ne Görüşebildim. Sana kendimi İzah Etmeye Çalıştım. Olmadı.. Facebook Hesabım Bi Süre Yoktu Var Olduğu Zamanlarda da Sen Hep Ekliydin. Yeniden Açtığımda Her Eklediğimde Listemden Siliniyordun. Bunu Ben Yapmıyordum. Bi Süre de Ekleyemedim. Çünkü Zaten Hem Benden Nefret Ediyordun Hem de Hala Seni Benden Kıskanan Biri Vardı.Konuşmalarımızda Bile Adın Geçse Bi Sıkıntı Patlatıyordu Kavga Çıkartıyordu.Bense Sadece Seninle Muhabbetimi Bozmamak Yeniden Başlatmak İstiyordum. Kötü Bir Düşüncem Olmadı Hiç Sana Ulaşmak İstememde.Umarım Anlamışsındır.Ne Seni Kullandım Ne Senden Yararlanmaya Çalıştım Ne De Ardından İş Çevirdim. Kimseyi İncitmek İstemedim. Kimsenin İncinmesini de İstemem. Belki Bunları Şuan Yazmam Hiç Birşey İfade Etmiyor Olabilir. Fakat Mavi ile Beraber Olduğumuz Dönemde Bunları Söyleyemedim. O Zamandan Aklımda Pek Detaylı Bilgiler Yok. Atlamış Olduğum Şeyler Var Olabilir Evet. Üzerinden 3 Yıl Kadar Geçmiş Bir Süre. Bilmiyorum Bana Ne Kadar İnanır Güvenirsin. Saklamadım Yazdım. Belki Aramız Hala İyi Olmayacak Ama Yazdım. Bütün Olanlar Bunlar. Daha Önce de Sana Dediğim Gibi. Eski Tozlu Olayı Açıp Büyütmek İstemiyorum. Bir Kimsenin Bir Kimseye Karşı Tartışmalı Olması Durumunu Da Yaşatmak İstemiyorum. Sadece Bıktım Artık Bunu Saklamaktan Sana Sadece "Ben Seni Kullanmadım, Aklımın Ucundan Bile Geçmedi" Demekten Yoruldum. Hem de Sen Bana Bu Gözle Baktığın İçin Suçluluk Duygusuyla Yaşamaktan Yoruldum. Bunları Sadece Seni İlgilendiren Kısımlar Olduğu İçin Anlatıyorum.Saklı Kalan Kısımlar.Beni Yanlış Anladığını Anlatmak İçin.İstersen Konuyu Büyütürsün İstersen Burada Kalır. Evet O kadar Eski Bir Konu Ki Kabak Tadı Verdi Artık Bu Konu Her Açıldığında Öff Denildiğini Biliyorum. Tazelensin Hiç İstemiyorum. Sadece Benim Sana Karşı Hiç Bir Kötülük Yapma Girişiminde Bulunmadığımı Bilmeni İstiyorum.Bu Anlattıklarımın Altından Bir Şey de Çıkarmanı İstemiyorum. Üstüne Ekstra Yanlış Anlaşılma Olsun da İstemiyorum.Beni Böyle Yanlış Tanıdığın İçin Özür Dilerim."
ben bunları bilmek istemeidm. okumak istemedim. ama elimde değildi. bazen elinizde olmaz. gözleirnizi kapayabilirsiniz ama kulaklarınızı kapayamazsınız. Ben pembe'ye aylarca, yıllarca gözümü kapadım. ama konuşmaya başladığında çaresiz kalakalmıştım.
"pembe..tamam seni yanlış tanımamı istemiyosun ama benim maviye ne kadar bağlı olduğumu da bilmen lazım.bu anlattıkların doğru olabilir, ama eğer ki bunları maviyle aramızı bozmak için yaptıysan çok yanlış hamlelerdesin.çünkü yeşil ve mavi benim yegane aşklarım, öyle de kalacaklar.seni de anlamıyor değilim, mavi sever ve kıskanır çünkü..ama benim açımdan bakacak olursan beni de anlarsın, bi yandan ağzımdan laf alıyosun-ki bunu yapmadığını iddia etme- bi yandan benimle muhabbete geçiyosun.şimdi de muhabbet halinde olmamamızın sebebini mavi olarak belirtiyosun..o zamanlar farklıydı belki ama şu an mavi benim önceliğim, o senden ayrıldıysa, o rahatsızsa senden benim de seninle yakın olmam için hiçbi sebep yok..olayları büyütüp büyütmemek diye bişey de yok..büyümeyecek, büyümesi demek anüsün geri dönmesi demek ve ben bunu istemiyorum..açıkça herşeyi anlattığın için teşekkür ederim.ama yalnızca bunun için..maviyi ne kadar yıprattığını biliyorum.ama şu an maviyi bu şekilde suçlaman, onunla sırf gurur için çıkmışsın gibi davranman şerefsizce.eğer ki cidden öyle yaptıysan bunu sığdıracak küfür bulamıyorum resmen..üstelik duygusallığı geçtim onu fiziksel olarak ne kadar incittiğini de biliyorum..buna rağmen dönüp "böyle böyle maviyle kavga ettik bi konuşun onunla" diyebiliyodun yani.şimdi de onu tamamen kaybedince başka şeylerin peşine düşüyosun...sana diyecek bişey bulamıyorum..düşünmedikçe rahat konuşabiliyodum sneinle ama şunları anlatmana rağmen sana sempati duyamıyorum pembe."
"Aranızı Bozmak Gibi Bir Niyetim Olmadığını Zaten Bir Kaç Kere Söyledim Belki Çoğu Defa Söyledim.. Kimsenin Arkadaşlığında Ya Da Mavi'nin Hayatında Rol Oynayacak Şeyler Yapmak İstemediğimi Söyledim. Yapmak İstemiyorum da. Mavi'yi Hiç Bir Şey İçin Suçlamadım Yazımda. Mavi'yi Sevmiyor Olaydım Ardımdan Yaptıklarına Hiç Bir Zaman Kulak Asmazdım. 3 Yılım Geçti Onunla. Peşinden Koştum. Ben Koştum. O Da Biliyordu Ne Yaparsa Yapsın Ona Aşık Olduğum İçin Onu Affedeceğimi. Benim Hatam Buydu Bu İlişkinin En Başında. Kimseyi Kendi Emellerime Alet Etmedim. Öyle Bir Çabam da Olmadı. Ne Şuan Mavi'nin Kötü Olmasını İstiyorum Ne De Bir Başkasının. Kimseye De Beddua Etmedim Kimsenin Canını Yakmaya da Niyetim Olmadı Şuanlar İçerisinde. Olmayacak da Olmaz da. Şerefsizlik Yapmadım.. Git İstersen Ona da sor Ona Ne Kadar Değer Verdiğimi Onu Her Seferinde Nasıl Affettiğimi. Benim Ona Karşı Yanlışım En Büyük Yanlışım Sinirlerime Hakim Olamamamdı. O Olaydan Sonra Başka Da Hiç Yaşanmadı. Tek Kelime Çıkmadı Ağzımdan Tartışma Yaratmak İçin Yada Fiziksel Olarak. Öyle. Açıklamamı İstediğin Ne Varsa Söyle Sor. Onu Kaybettikten Sonra Başka Şeylerin Peşine De Düştüğüm Olmadı. Sadece Senin Hakkında Olan Durumu Düzeltmek İstedim. Başka Hiç Bir Şeyde Gözüm Olmadı."
kesinlikle çelişmiyor ilk mesajla. kessssinlikle.
"madem öyle bi niyetin yok niye yazıyosun bu mesajı?sonuçta düzelmeyeceğini senind e bildiğin bi arkadaşlığımız var, senin hakkında ne düşündüğüm farketmemeli bu kadar.ve onunla sınırlı olmadığını biliyorum..ben koştum ben yıprandım olaylarına girme, çünkü mavi de yıprandı, senden çok daha fazla hem de.bi kere sinirleirne hakim olamamış da sonrasında hep süper sevgiliyi oynamış birisi değilsin, mavi'yi dürüst olmamakla suçladığını, ortalıkta doğru dürüst var bile olmayan bi aldatma olayını başına kaktığını, sürekli tartıştığını onu incittiğini biliyorum..bunlara rağmen de seni affedemem benimle olan ilişkinde suçlu olmasan bile.kusura bakma..tamam öyle bi niyetin yokmuş, açıklamanı yaptın teşekkürler.."
"Neden Öyle Bir Niyetim Olması Gerek Ki? Neden İsteyeyim Kavgalı Olmanızı Bunu Düşünmeni Anlayabilmiş Değilim. Neresinden Anlatacağımı Bilemedim. Mavi'den Bahsetmeseydim Belki de Daha İyi Olurdu Fakat Anlatmak İstediğim Şeyin Ne Olduğunu Başka Türlü Anlatamazdım. Ve Ben Koştum Ben Yoruldum da Demiyorum. Olay maviyle Benim Aramızdaki İlişki Değil Sana Bunu Anlatmak İstiyorum. Hiç Bi Zaman Kendimi Övmedim Ben Müthiştim Hep Ben Yıprandım Modlarına Da Girmedim Olay Niye mavi ile Benim aramdaki İlişkiye Geldi Bilmiyorum Şuan. Benim Anlatmaya Çalıştığım Burada Önemli Olan maviyle Benim Aramdaki Olaylar Değil. Bunu da Unutma. Bana Taraf Olman Senin Ardından İş Çevirmiş Olduğumu Düşündüğün İçindi..
Senin Bana Tavır Takındığın Olay Şimdiye Kadar Beni Yanlış Anlamana Dayanıyordu. Olay Benimle mavi'nin İlişkisine Döndü. Ve Seninle Muhabbet Etmemin Sebebi mavi Falan da Değil Bunu Sen de Biliyorsun Tek Sebebi Benim Kendi İrademle İstemem.. Üzüldüğüm Nokta Orada İşte. Düğümün Çözüldüğü Yerde. O Günün Pişmanlığını Yaşadığımı Adın Gibi Biliyorsun."
"olay maviyle ilişkinize geliyor çünkü, tanışmamız da mavinin sayesinde oldu kavgalı olmamızda..ve şu an seni özünde affetmeyecek olmamın nedeni de mavi.tamam biliyorum pişmanlık yaşadığını..ama ben bu konuda ne yapabilirim sen söyle?"
"Sadece Ne Yapmak İstediğimi Anlamaya Çalışmak İçin Bana Bir Şans Daha Ver.. Eğer Aranızı Bozma Niyetimi Falan Görürsen Tek Kelime Dahi Etme Bana.. Herkesin 2. Bir Şansı Vardır Değil Mi? Ben Sadece Bunu İstiyorum.. Seni.."
"tamam pembe..buyur sana şans..ama içten içe ne düşündüğümü biliyosun..neyse"
Ona verdiğim sahte ikinci şans bir hafta bile sürmedi, tavırlaırında bir değişiklik olmamıştı çünkü.konuşmak istemeidğimi söyledim. FB'dan engelledim. fakat daha önce geyik yaptığımız zamanlarda yazın gideceğimiz bir etkinliğe çağırmıştım onu ankaraya. şansını tüketince gelmeyeceğini düşünmüştüm ama geldi..
şimdi buraya birkaç mini hikayeyle girmek gerekiyor. liseye ilk başladığım, mavi ve yeşille tanıştığım sene "lahmacun" isimli bir gençle tanışmıştım. niye ismi öylei uzun hikaye. çok hoşlandım bu çocuktan ama ona 'lahmacunumm köfteeemm' diyen ve ya ondan hoşlanan ya da lahmacunun sevdiği bir kız vardı. kızla da muhabbet ettim kısa sürede arkadaş olduk. hah işte bu kız yavaş yavaş camiada yer edindi. küçük bir orospu olup önüne gelenle çıktı, yatmaya çalıştı. bir dönem morciverte yazıyordu mesela. siyahın arkadaşlarının bizi bıçaklamakla tehdit etmesi mevzusundaki minik kaltak budur mesela. feci kaltaktır.
ikinci hikayemiz de geçen seneye, pembeyle konuşmamızdan birkaç hafta öncesine dayanıyor. aynı ortamdan olup da tanıyıp arada muhabbet ettiğim bir eleman var, bariz fırlama bir tip. bir ara istanbula geliyorlar, günlerce beraber takılıyoruz, sonunda bir kıvılcımlanma oluşuyor aramızda. ben yazıyorum ama kararsızım. o da yazıyor. sonrasında bana cam şişe içerisinde bir aşk mektubu yazıyor. acayip kararsızım napacğaım konusunda çünkü ilginç bir ilişki geçmişi var, önüne gelenle çıkmak gibi acayip huyları var. üstelik bir üstteki hikayede bahsettiğim kıza da aşk mektubu yazmışlığı var ve ben bu kızı sevmiyorum.
neyse konuya dönelim. etkinlik günü geldi çattı. kalabalık bi ekip halinde ankaraya geldik. kızılayda bu çılgın, çıkmak üzere olduğum eleman karşıladı bizi. mekana topluca gideceğiz, şehir dışından içinden birsürü kişiyi toplamışım. derken pembe mesaj attı, yanımıza gelmek istiyordu ankaradaydı, aradı, mesaj attı, rahatsız etti. yerimizi bildirmedim. sonunda bi şekilde buldu bizi. benim elemanı darladım "gönder şunu şurdan yüzünü görmek bile istemiyorum!!" şeklinde. hiçbir yardımı dokunmadı. gün boyunca ortamımdaydı, yanımdaydı. ben siyah'ı ilk kez görmenin stresi, nerdeyse taze ayrıldığım eski sevgilimin yüzüne bakmanın stresi falan derken haşat olmuş haldeydim. bu çılgın elemana akşam herşeyin bittiğini söyleidm. bi daha da görüşmedik.
tabi bu eleman benim daha önceki ankaraya gelişimde üstteki hikayedeki minik kaltağın siyahın arkadaşının kenkesi olan sevgilisi tarafından aldatılacağını söylemişti.bu haber yayıldı ve halı beyinli eziklerle muhattap olmak durumunda kaldık.
konuya dönersek. pembenin eli o gün armut toplamadı. sonrasında da.morcivert pembenin sevgilisine gereksiz yere fazla iltifat edip sırnaşık davrandığını söylemişti. minik kaltağa da yavşadığına ben şahidim. ki bu sadece iki örnek. çok daha fazlası da vardır eminim ki. sırf bu yüzden pembenin sadık, çok seven erkek numarası yapmaısnı kabullenemiyorum.
Peki şimdi neler oldu? bu çılgın elemanla minik kaltak çıkmaya başladılar. onlar bile mutluluğu yakaladı ama ben hala kazık çakmış gibi burdayım. ayrılalı bir sene olmuş eski sevgilimle konuşuyorum ve boş yere umutlar besliyor benim için.
minik kaltağın "lahmacunum" dediği çocuğa yazdığı için kendimden nefret ettiğimi anladığım bir an oldu. zamanında, 4 sene önce siyaha yazarken de bir gün yine aynı sebepten kendimden nefret edeceğimi anlayıp msnime yazmıştım. o gün bana çıkma teklif etmişti siyah.
morcivertin sevgilisi hala ama hala atlatamadı dertlerini. "NİYE SEVÖEDİĞİ İNSANLARLA KOSTÜM YAPIYOR KİİAAĞĞ?!"demiş camgöbeğine. söylemek istemezdim tatlım ama benim yapacağım kostüme sarkıyordun. o ekipte sevmediğim bir tek sen varsın, kısmetse yaza kadar sen de olmayacaksın..
birbuçuk ay. az kaldı. yavaş yavaş çözülecek herşeyi inanıorum. inanmaktan başka çarem yok.
morcivertle ilgili de güven sorunları yaşıyorum ama başka zaman anlatırım artık.
22 Mart 2012 Perşembe
ve kafam dağılmıştı
dünüm ve gündüzüm süper geçti ama akşam vakti gelince yine bi sıkıntı çöktü üstüme. Evet yine aynı meseleler.
Biraz özet geçmem gerekirse. Morcivert'in sevgilisine iyiden iyiye dayanamamaya başladım. Daha önce bahsetmiştim Siyah'ın arkadaşlarının ve Bordo'nun bana sataşma mevzusundan. Hep beraber bir projedeydik, morcivert, sevgilisi, ben ve diğer öbür herkes. siyahın arkadaşlarının mevzuyla alakaları azdı, tek bir arkadaşları bizim ekipteydi. İnceden inceden işleyip bok ettiler herşeyi. çıktık. Yeni bir projeye geçtik, yaklaşık 40 kişiyiz. Geçen etkinlikte morcivert'in sevgilisi TEK-BİR-SİKİM yapmadı. poster tasarlaması gerekiyordu. çok eski bir çizimini değiştirirmiş gibi yaptı. bok gibiydi. ayarlaması gereken kısımla ilgili de hiçbirşey yapmadı. mekan çalmak dışında. sinirlendim. ama bişey demedim, o dönemler diş bilememiştim ve bana düşmezdi. Ayrıca çok kavga ediyorlardı. Bazen bazı şeylerin sırası değildir. Benim morcivert askerdeyken aldığım konuşmama kararı gibi. neyse. sonuç olarak bi bok yapmadı. yine benim üzerimden -de- kavga çıkardı vs. Şimdi yeni etkinliğe hazırlanıyoruz ve hiyerarşisi olmayan bir sistem içerisinde innsanlara ahkam keserek, iş yıkmaya çalışarak beni sinir ediyor. ve eevvvet yine işini yapmıyor. kızmamam elde değil.
kendimi de dışlanmış hissediyorum. çoğu insanla arasını iyi tutuyor muhabbet ederek. ben göt yalamam. işimi yaparım, "aman sevileyim" diye muhabbet etmem kimseyle.
ki hala da o nemfoman kadın ne kadar doğru söylüyorum morcivert konusunda kestiremiyorum. güvenebilir miyim?
Anüslük meselesi değil. Ama sevdiğin birinden makul bir sebep kalmadan uzak kalmak zorunda olmanın yarattığı yalnızlık insanı yıkıyor. Muhtemelen geçici bile olsa. sevgilisiyle ettiğim kavgada haklı bile olsam mutlu değilim. Morcivertin muhabbetini özlediğimi bile yeni farkettim.. sevgilisinin özlediğini ondan saçmaladığını da biliyorun. ama ben bunu hakedecek bişey yapmadım. Morcivert sadık bir sevgili değil. ama haltlar yediği kızlar değil de benim kurban. kabullenemiyorum.
Onun haricinde. eski sevgilimle iyi gibiyiz. konuşuyoruz falan arada. şaka maka bi sene oldu biz ayrılalı. yalnız kalmaktan sıkılmış vaziyetteyim, özlemiyor değilim ama olmayacağını da biliyorum. onun rahatlığıyla aramızı iyi tutmaya çalışıyorum, umarım çok garip bi durum oluşmaz.
Geçen hafta mavi ve yeşille buluştuk nihayet. nasıl özlediğimi anlatamam. mavi biraz soğuk gibiydi ama takılırken normal davrandı. öncesinde mesajlara cevap vermiyordu doğru dürüst. aradığımda sesi bile soğuk gibiydi. yeşil biraz kendini suçladı- pembe konusunda çok mu yüklendim acaba- diye. takıldığımızda iyiydik ama.
yeşil duygulu ama açıksözlü olmuştur hep. dramatize etmeden, türk filmi kafasına bağlamadan o kadar güzel konuşur ki. yine öyle yaptı ve katılmadan edemedim. bizim birbirimizi bulmamız çok büyük bir şanstı. bunu kaybetmememiz lazım. muhtemelen aynı evi paylaşıyor olacağız birkaç ay sonra. ama mavinin bizden koptuğunu hissettikçe üzülmüyor değilim. haraslamak, zorla yanında durmak lazım. Haftasonu da doğum gününü kutlayıp onlarda kalsak şahane olacak var ya <3
Morcivert meselesini anlattım, baya rahatlattı açıkçası. Biraz dalga geçip rahatladık.
"sevgilisi böyle böyle dedi, ona yazıyomuşum. böyle böyle olaylar oldu. ama sanırım ayrılırlar morcivert dönünce"
"ee kendine mi alıcan sen de?"
Bu soruyu başkası sorsa arkadaşlığımı bitirirdim muhtemelen. mavi ile yeşilin diğer insanlardan farkı ve benim için değeri bu işte. bu soruyu sorarlarken seslerinde zerre kadar yargılama yoktu. işte ben de bu yüzden maviyi pembe konusunda yargılayamam. bu yüzden de. yargılayamam.
Böyle bi fikrim yok. cidden. morcivert sevgilisinden ayrılsın istiyor muyum? evet istiyorum. ama bunun içinde zerre kadar "başka düşünceler" olsaydı zaten kendimi tokatlayıp bütün gücümle kendimi çekerdim. ama yok böyle bişey.
Bu sevgilinin kafasında yarattığı bir olgu. inananları vardı, ama sikeyim inananlarını.
dün yavruağzı ileydim uzun zaman sonra. bi ara çok ciddi ona çekilmekten korkuyodum ama arada yeşili falan görünce geçti tabi. yavruağzı ile takılmak da iyi geliyor. morcivertin neler yaptığını duyuyorum falan.
of. lütfen kendine gelse. ona "morcivert" gibi bi isim vermeme sebep olan şeylerden kurtulsa. ben de "indigo" diyebilsem. keşke.
keşke.
neyse
bu kadar iç sıktıktan sonra size son aşkımı göstereyim. velvet goldmine'dan beri iyi değilim. ama Mr. nobody beni tamamen benden aldı. Jared Leto harika bişeysin sen. süpersin. Ama Toby Regbo kadar değil.
Bu eleman için flört etmeyi bile öğrenirdim yemin ediyorum -evet bilmiyorum flört etmeyi. çok acayip değil mi?-













8 Mart 2012 Perşembe
3
belki de hepsinin sebebi farkındalık meselesidir..
daha önce bahsettiğğim eski sevgilim ile barıştık. ayrılalı nerdeyse bir yıl olmuştu ama hala çocuk gibi direniyordu, arada tartışıp arada 1-2 cümle konuşabilecke kıvama geliyorduk. benden sonra bi kızla çıkınca aklı başına geldi sanırım. beni de unuttu.
geçen sene olsa delirirdim benimle arkadaş olsun, konuşsun diye. o zamanmış sanırım, şimdi omzumdan bir yük kaldırmadı bile.içimizi döktük, kouştuk, el sıkıştık, akşam beraber takıldık arkadaş grubuyla. kafam dağıldı, zira onun muhabbetini cidden zölediğimi farkettim. tabi bi yarım yıldır falan bana yazmakta olan çocukla aynı ortama girmesi pek iyi olmadı :/ çocuk biliyodu çünkü durumları, baya bozuldu falan. ama yapıcak bişey yok.
Onun haricinde.. evet iki gün sonra izmirde olucam ve onun gerginliği üzerimde. siyah, siyahın olay çıkaran gerizekalı arkadaşları, morcivert'in sevgilisi, cadılar bayramında beni zorla öpen kız, benden hoşlanmayan minik dramaqueenimiz başta olmak üzere çok insan orda olucak, çok çok hem de. ben yine yavruağzına, camgöbeğine ve güvenebileceğim arkadaşlarımın yanımda olmasına dayanarak gidiyorum ama sonum ne olur cidden bilmiyorum ve yalan söylemeyeyeim, korkuyorum oldukça.
geçtiğimiz hafta falan yavruağzı ile bol bol zaman geçirdik. ona çekiliyor gibi hissediyorum, ama belki de sadece ona çekiliyor gibi hissetmek istiyorum. kafam bu denli karışık olmasa, çoktan ona kaptırmıştım kendimi, ama şu an bilemiyorum. Bi de şu ana kadar hemcinslerime hissettiğim şeylerde genellikle "nasıl olsa karşılık alamayacağım"ı bilmek vardı. en fazla birisinin beni öperek mutlu etmesi vardı. ama beni zorla öpen kızdan sonraki süreçte, ne yalan söyleyeyim ki biraz korku başladı, yavruağzı için de aynısı geçerli. hani, beni ister mi, istese bile ben ilişkide hiçbişey yapmadan duran bir öküzüm falan.. bu tarz etmenler var.
Ki kendisi ile yakınlaştıkça zamanında onun hakkında söylenen şeyler hatırlıyorum, yavaş yavaş. En belirgini tabii ki eski sevgilisi olan morcivertten. Sevgilim ile yeni ayrılmıştık ve benim moralim baya baya kötüydü, o dönem morcivertle çok az muhabbetimiz vardı o da doubledatelerimizden kaynaklıydı tamamen, sonuçta ben onun sevgilisinin arkadaşıydım falan. neyse. yeni ayrıldık işte. ikimiz de salak salak dolanıyoruz ortalarda. bu morciverti sarhoşken arıyor falan.neyse, bi gün, aynı anda ikimizi de yatıştırdığı zamanlarda yavruağzının bahsi açıldı. benim bir fotoğrafıma bakmışlar beraber falan, ayrıntılara girmeyelim ama tek cümlede " eski kızarkadaşım seninle aynı hobilerle ilgileniyor, üstelik biseksüel" mesajını vermekle kalmadı, sonrasında geyiğine "istersen ayarlıyayım "dedi. ama benim eski sevgilimin arkadaşı olduğundan kendisi bana erkek ayarlamazmış. ki ayarlamamasını geçtim uzuuunca bir zamandır çıkacağım varsa da çıkartmadı arkadaş. tamam zevksizim biraz, ben de değişmek istiyorum ama bu kadar yapılmaz bence yani :(
Sanırım bu kadar sinirimin bozuk olmaısnın sebebi aslında farketmiş olmam. ben ilgi istiyorum. Bunu itiraf etmek, kabullenmek ve bununla yaşamak pek kolay değil. ama cidden istediğim şey buydu, ve morcivertle karşılıklı olarak birbirimizle ilgileniyorduk.mavi ve yeşille hergün görüştüğümüz dönemlerde bunun sıkntısını hiç çekmedim ama 1.5 yıldır oldukça yalnızım ve bundan mutlu olduğumu zannediyodum ama görünüşe göre değilmişim. morciverte fazla güvenmişim, fazla dayanmışım. Bunu eski sevgilimle konuşmaya giderken farkettim. içimde inanılmaz bir istek doğmuştu birden bire, az kalsın mesaj atıyordum " biran önce askerden gelmeye bak, ben sorunlarımı çözemiyorum" şeklinde. sonrasında düşününce bu noktaya kadar geldim. neden bu hale geldim ben? kendi ayaklarımın üzerinde durmak ne zaman bu denli zor hale geldi bilemiyorum hiç.
Kendimi kaybettiğimi hissediyorum. bi noktada çevremin de etkisi var ama hayattan, ahlaki değerlerimden ve hayata bakış açımdan koptuğumu, tepeleirnde üsüzlerek onları izleidğimi farkediyorum. şu an dini inancım olmasa yıkılacağımın farkına vardım. çünkü içimde insanlarla cinsel münasebetlere girmemek, kafayı çekip herşeyi unutmamak ve hatta insanları öldürmemek için, önümde duran tek şey dinim. bu hale gelmemem lazımdı, ben böyle değildim. nasıl olduğunu ben de anlayamadım. sanırım yine gelişimleri sırasında bişeyleri reddederek sonuçlarıyla yüzleşirken ne olduklarını ve sebepleirni anlamaya çalışıyorum. bu tarz puzzlelar kurmasam çok daha rahat yaşayabilirdim.
mavi ve yeşille görüşmemek de beni çok rahatsız ediyor. çok uzun zaman oldu ikisini de görmeyeli. ama morciverti daha fazla özlediğimi farketmek beni rahatsız etti. sanırım bunun sebebi kızlara doymuş olmam, daha stabil, sert ve sağlam bi ilişkimiz var. morcivertle öyle değiliz. sanırım bu yüzden bu denli kafaya takıyorum.
İki aydır görmedim morciverti. Sesini de duymayalı bir ay geçmiş olsa gerek.
Beni korkutan nokta onu unutmaya başlamam oldu.şu an yüzünü hatırlayamıyorum. çok ciddiyim.
Uzun zamandır tanıyan arkadaşları gayet sakince özlüyorlar. bense bu tarz şeylerden korkuyorum. Düşününce 2 ay önce görüştüğümüzde de acayip davranmıştım zaten. Yani döndüğünde sorunlaırnı çözseler ve tekrar arkadaşlığımızı sürdürecek olsak bile çok garip olacak. Ki kendisine olan saygımı kaybetmeye başladım. Sevgilisini aldatmış olması gerçeği beni yıpratıyor. biliyordum, ama açıkça ve tekrardan bi başkası tarafından tekrarlanınca tokat gibi indi yüzüme. ben böyle insanlarla arkadaş olamam. evet başkasının ilişkisi beni alakadar etmemeli. ama olamam.
böyle kafa karışıklıkları içindeyim işte. izmirden dönünce yeniden yazacak bişeyler bulurum sanırım.
25 Şubat 2012 Cumartesi
Kavga
Neyi ne kadar doğru yaptığım konusunda artık zerre kadar fikrim yok. İnsanlarla olan münasebetlerimi yoluna koymakla anüse tekrar dönüşmemek arasında gidip geliyorum ve bi tarafı başarırsam genelde diğer tarafı boşluyorum, iki tarafta da başarısız olduğum anlar olmuyor değil.
Dün morcivert’in sevgilisi ile birbirimize girdik. Oldukça nahoştu işin aslı.
bi süre önce yaptığımız “sevgilim ile samimi olmayacağısııın” şeklindeki konuşmadan sonra birbirimizle iletişime geçmemiştik ama son yaptığı şeyi yediremedim kendime. Evet bana giren çıkan bişey yoktu ama, dayanamadım işte.
“arkadaş” grubumuzda, daha önce “bilmemkim” şeklinde bahsettiğim bir hatun var. Küçük bir kaşar kendisi. Sevgilisi varken başkasıyla yiyişmeler, çıktığı insanları maddi olarak kullanmalar falan. Baya tiksinç bi durum işin aslı. En son baya yakın olduğumuz, ve maddi ve manevi olarak kullanıp yıprattığı sevgilisinden ayrıldıktan sonra yaz aylarından beri yavşadığı, sevgilisinin ve hepimizin arkadaşı olan diğer çocuk ile çıkmaya başladı. Bu çocuk eski sevgiliye “kardeşim” diyen, kızın kendisine yavşamaları karşısında utanıp sıkılan “ ben sadece ikisinin iyiliğini istiyorum, kesinlikle çıkmayacağım kızla” diyen bi elemandı. Zamanında ben “ çok yakınsınız abi” dediğim zaman “ aha çocuk elinden gidiye diye nasıl kıskanıyo bak cık cık” durumuna düşmüştüm öncesinde çocuk bana yazdığı için.
Neyse, bu ikisinin çıkması gerçekten ama gerçekten iğrenç. Morcivertin sevgilisiyle bu konuyu konuşmuştuk “ne iğrenç, dayanılır gibi değil” şeklinde, hatta hatırlarsanız bu konuşmayı “ bak! Arkadaşının eski sevgilisiyle çıkmayı garip görmüyor!!” şeklinde morcivert’e iletmişti. Sonuçta şu ya da bu şekilde bu ikiliden tiksindiği bi gerçekti.
Dün facebookta çocuğun bunu bi gönderide etiketlediğini, bunun da cevap yazdığını gördüm. Ve hani, illet oldum. Bu kadar laf ettikten sonra nasıl dönüp konuşmaya devam edebilirisn ki böyle bir insanla?
Tabi morcivertin sevgilisi ile konuşmuyorum. Kavga çıkarma derdinde de değilim. Ama bu tarz şeyler içime oturur. Arkasından ağzına geleni söylediğin halde bir insanın yüzüne gülmek, sırf kavga çıkarmıyor olduğun için olgunluk mudur? Bence değil, kesinlikle değil. İşin aslı, geçen günkü kavgamızda kızın her fırsatında beni “olgun olmamakla” suçlaması benim içime oturdu biraz. Çok olgun ya da düzgün olduğumu iddia etmiyorum ama beni eleştirecek kişi de o kız değil.
Neyse, içimi dökmek için Facebookta insanların milletin arkasından konuşup yüzüne gülmesinin ne kadar çok iki yüzlüce olduğuna ve bunu yaparsam “olgun” sayılacaksam çocuk kalmayı tercih edeceğime dair bir ileti paylaştım. Kısa sonra morcivert’in sevgilisinden “bana olmadığını umuyorum, konuşmuyor olsak da benim hakkımdaki fikirlerini söylemelisin, madem insanların yüzüne söylüyorsun..” gibisinden bir mesaj geldi telefonuma. Eh, yarası olan gocunuyor.
Kalanını anlatmak yerine birebir paylaşmak niyetindeyim.
Ben ;Evet senin icin yazdim.
O ;O zaman bu durumda dürüst davranan kim oluyor merak ediyorum. Ben sana duygularımı açıkça dile getirdim.
Ben : Tamam ben de durust olayim iki yuzlu oldugunu dusunuyorum hala ***yle konustugun icin.
O ;*** mı? Konuşmayacağımı hiçbir zaman söylemedi. Sadece saygımı tamamen kaybettim ona karsı o da bunu biliyor. Bunun nsi ikiyüzlülük?
Ben ;: biz arkadas degiliz. Sana aciklama borcum da yok.beni durust olmamakla suclama dye soyledim. İzninle..
O ;Bana laf da sokamazsın öyleyse.Arkadaş değilsek mümkünse muhattap alma beni. Çünkü ben facebook üzerinden iletilerinle laf sokup oyun oynayacağın türden bir insan değilim. Herşeyin esas nedeni de senin telefon açma problemli bir insan oluşun.
Ben : Valla ben oyun oynamıyorum da sen lafları üzeirne alınmaya baya meyilli gibisin. sen de yazdıklarımı üzerine alınmazsan sevinirim.
Aslıdna herşeyin esas nedeni senin paranoyak bi insan olup herkesi senin sevgiline yazmakla suçlayışın ama benim telefonlarını açmamamla beni yargılayışın çok daha mantıklıymış , tabii.
O ;Az önce senin için yazdım dedin. Şimdi herşeyi üzerine alınıyorsun diyorsun. Telefonunu açmayarak da aslında olumlu souçlanabilecek konuşmayı kışkırtıp uzatan da sensin. Şu inandığın Tanrı'nın aşkına senden başka kime demişim ki kimi kıskanmışım Morcivert'den. Çok şey bildiğini zannedip hiçbirşey bilmiyorsun bile..
Ben : sana yazmadığım şeyleri de alındığını biliyorum zamanında.. ki o zaman sevgilini sıkıştırmak yerine bana sorsan sana olmadığını söylerdim?
Bu arada o konuşma olumlu sonuçlanmazdı. gerçekten. bana sunabileceğin makul bir sebebin ya da svunduğun tez için bir kanıtın yok. sadece beni daha fazla sinirlendirirdin. dediğim gibi bu konuyla alakalı konuşmak istemiyorum daha fazla. Başka kime ne dediğin beni zerre alakadar etmiyor. bişey bilmeme gerek de yok. senin paranoyak olduğunu biliyorum, laftan anlamadığını da. neden dinleyeyim ki seni..
konuşmayı uzatmazsan gerçekten sevinirim. kibarlığımdan cevap yazıyorum ama sen de sevgilin gibi biraz gururlu olup benimle iletişim kurmayı bırakırsan çok sevinicem.
O ;Azıcık da olsa makul bir insan olabileceğine istinadendi seninle konuşmam.Emin ol benim tarafımdan bir daha asla muhattap olarak alınmayacaksın.
Ben : makul değilim rahatlayabilirsin.
Bu nedir şimdi? Kabul ediyorum, facebooktan iletiden laf çarpmalar, toparlanabilecek durumdayken işleri iyice karmaşıklaştırıp kavgaya dökmeler benim değil de anüs’ün işi daha çok. Ama bi açıdan da istedikleirmi söylediğim için rahatlamış hissediyorum.
Diğer yönden, çok hata ettim. Şu noktaya kadarki konuşmalarımızda bi noktaya kadar haklı görülebilecek durumdayken kavga çıkararak belki de haksız duruma düştüm. Ama haklı olmak insanı mutlu etmiyor ne yazık ki.Karşımdaki insan beni deli gibi sevgilisine yavşamakla suçlayıp, içinden geçenleri rahatlıkla dökerken ben “haklı” olmak için sessiz mi kalmalıyım?
Şu an zaten Morcivert’le arkadaşlığımı kaybettim. Belki yeniden başlama şansımız olur ama bu olaın haricinde de ona olan güvenimi ve saygımı kaybettiğimden dolayı çok fazla çekincem var. Ve bu olayların bütününün beni anüs olmaya itelemesinden çok korkuyorum. Artık sevdiğim insanları makul olmayan sebeplerle hayatımdan çıkarmıyor olabilirim. Ama korunan , sabit kavgasız bir durum varken, üstelik de haklı sayılabilecek durumdayken gidip laf atmam hoş olmadı. Bana cevap versin diye yapmadım, gerçekten çekemediğim, kabullenemediğim şeylere karşı, nasıl desem, enerjimi boşaltmam gerekiyor ki içime atıp kendimi canlı bir bombaya dönüştürmeyeyim. Ama olayların gidişatı hiç hoş olmadı.
Şu an konuşuyorlar mı, durumları nedir hiç bilmiyorum. Ama Morcivert’le haberleşip “bak, benle kavga çıkardı, kaşınıyor! Görüyor musun!!” derse naparım? Morcivert benim neyi niye yaptığımı anlamaz ki. Daha önce “ o zaman ona bi sebep vereyim, kavga çıkarayım?” dediğimde bni uyarmıştı, geri dönüşünün ona çok kötü olacağına dair. Dinlemedim. O benim hayır dediğim bişeyi yapsaydı ben ona kızardım. O bana niye kızmasın?
Asıl olay şu ki o an ikisiyle de ilişkimi kesmeden devam edemezdim. Çünkü kız çok sataşıyordu bana. Kaldırabileceğimin çok ötesindeydi. “sorununuzu çözün!” demiş olabilirim ama sorunlarını çözmeleri de benim işime gelen bişey değil. Bu kararı alırken bunu görememiştim.
Eğer ki morcivert ilişkisinin çok mühim olduğuna karar verir ve benden vazgeçer, sevgilisiyle mutlu olmaya bakarsa onu kaybettiğimle kalırım. Bana çok yardımı oldu. Mükemmel olmayabilir ama benim hayata bakışımı değiştirdi bi çok noktada. Kendime çok daha fazla güvenmem, daha seçici olmam konusunda beni şekillendirdi. Beni korudu, kolladı ve bunu “rahatsız edici abi modu”na girmeden yaptı. Birçok insanla tanıştın onun sayesinde ve mutluyum. Evet, onsuz yaşayamaz değilim ama yüzyüze bakıp da tercih edilmeyen taraf olduğumu bilerek yaşayamam ki.
eğer ki sorunlarını çözerlerse konuşarak ve morcivert bunun çözüldüğüne ve tekrar bir sorun olmayacağına beni ikna ederse barışırım onunla. Bu tekrar sorun olacaktır ama diyelim ki olmayacak bir çözüm buldular. Barıştık. Ben bu sevgilinin yüzüne nasıl bakacağım? Artık “sen de zor zamanlardan geçiyordun, biraz sert çıktım ama benim üzerime gelmiştin. Hadi artık, unutalım, geçsin” diyebileceğimiz safhayı geçtik. Evet, Morcivertle arkadaşlığımı sürdürmek uğruna aylardır yaptığım gibi kızın suratına gülümserdim. Ama arkasından laf etmeden. İyi düşünmeye çalışarak. Ama dediğim gibi bunu yapabileceğimiz safha geride kaldı. Suratına bakıp da, aynı ortama girip de bunları örmek benim için dayanılmaz olacak.
Ve üçüncü senaryo. Ya ayrılırlarsa? Ben kendimi “yuva yıkan “ gibi hissedeceğim. Evet, ayrılmalarının morcivert’in iyiliği için en iyi şey olduğunu düşünüyor olabilirim ama çıkıp da bunu morcivert’e söylemem, bana uymaz çünkü bu hareket. Ama sonuçta şu noktada ayrılırlarsa, morcivert’in üzgün suratını gördükçe kendimi suçlayacağım. Ve belki o da beni suçlayacak. Ben yanlış bişey yapmadım ki! Yapmamıştım yani, son kavgaya kadar. Şu noktada “senin yüzünden ayrıldık” derse bana, ya da ima ederse biterim ben. Bunun ağırlığını taşıyamam. Mavi ile pembe’ye dahi bişey demiyorken, ima bile etmiyorken, elimi dahi kıpırdatmıyorken. Morcivert ile sevgilisinin olası ayrılığında parmağım var sayılır mı objektif düşünürsek? İnanın, bilemiyorum.
Bugün ikisiyle de iletişimimi kesme kararı aldığım günün akşamındaki kavgalarını biraz daha öğrendim. Hani bahsetmiştim ya, kız fenalaşmış, kesmişler falan diye. O kadar basit değilmiş iş. Morcivert te sinirden kendine biraz zarar vermiş.
Askerdeyken onun psikolojisini bozmaya ne hakkım vardı? Sevgilisi yeterince sorunken zaten bi de ben çıktım. Şu an sevgilisine kızıyor ama bi noktada aslında olayın asıl suçlusunun ben olduğumu düşünse bu ne kadar yanlış olur gerçekte?
Nolurdu dişimi sıksaydım da bişey demeseydim? Ölmezdim muhtemelen. Dayanabilirdim. “peki, daha az samimi olurum “desem nolurdu? Bu kadar zor mu hala gururumu kırmak? Anüs zamanlarımda gururdan yeterince çekmedim mi, neden sürdürüyorum hala inadımı.. neden?
Ya kendine daha fazla zarar verirse? Ya askerliğini yakarsa?
ben “ummmrumda değil yeaaahuu suçlusu ben değilim ki” diye gezebilecek miyim?
muhtemelen hayır.
neyse, zaman ilerledikçe neler olacağını göreceğiz. Bu bekleme süreci beni öldürmese bari..
20 Şubat 2012 Pazartesi
Anüs değilim ama burdayım.
Artık üç yıl önceki o kız değilim, biliyorum.
evet aradan üç seneye yakın zaman geçti. Bundan üç sene yaptıklarıyla yüzleşmekten kaçan o kızdım, anüs oldum.
aradan uzunca bir zaman geçti, nerdeyse herşeyi geride bıraktım. Maviyle, yeşille ya da kırmızı ile hiç bir sorunum yok artık. Ama hayata alınan her yeni insan, her yeni ve zorlu arkadaşlık en az kendisi kadar zorlu problemleri beraberinde getiriyor. An itibariyle sıkıntılarla boğuşan arkadaşlığımda, mavi ve yeşil ile almış olduğumun bir benzeri, belki daha basidi bir karar aldım. ve kendimi bi şekilde burda buldum, kırılma noktasının tam ucunda. hayır kesinlikle o insan değilim artık ben. ama o zaman neden yine kaçıyorum?
bunlara girmeden önce geçtiğimiz üç yılı özetlemem lazım. aralarda Anüsün bloguna yazdım ama azdı.
Lise bittikten sonra herkes yollarına ayrıldı. ilk andan itibaren mavi ve yeşile ilgimin ve sevgimin azalmayacağını biliyordum, azalmadı da. benim için, gerçekten hayatımdaki birçok kişiden çok daha önemliler.ve daima öyle olacaklar. üniversiteye hazırlanmak için bir sene daha kaldılar. ben bu süreçte istanbula geldim ve okuluma başladım. kolay değildi, yeni bi ortam yapma çabasına bile girişmeden onları özlemekle meşguldüm, sadece ve sadece..
zaman içinde yavaş yavaş hobim çerçevesinde insanlarla tanışmaya başladım.Bunlardan birisi de "o" idi. ona bi renk atamıyorum, çünkü gerek yok. İlk tanıştığımız andan itibaren çıkacağımız belliydi. Çıktık ve bir hezeyanla sonuçlandı. ama böyle olması da gerekiyordu. ikimiz de uzun süre acı çektik, ve yaklaşık bir yıl sonra dönüp baktığımdan neden??!" demiyor değilim. ama lazımdı. Ne yazık ki kendisi benim vicdanıma oynayarak beni elde edebileceğini anlamıştı. Bunu bile bile kanmak, ve bi yandan da herşeyin aslında bir vicdan meselesi olduğunu ve birikmişliğin ve ilişkideki sorunların vicdana üstün geldiği an herşeyin biteceğini bile bile ama bir yandan da kabullenmek istemeyerek yaşamak zordu, evet. ama yaşandı. ve ben, hala vicdan konusunda dersimi almadım.
Aynı zaman dilimlerinde morcivert ile de tanıştım. "öyle renk mi olur" demeyin, oluyor. Bi renkken başka bir renk olmaya çalışıp ara evrende sıkışmak bu olsa gerek. neyse en başlarda kendisiyle gayet mesafeliydik, kendileri ile tanışmamdan kısa süre sonra morcivert ile sevgilisinin ilişkisi başladı. ilişkilerini ilk duyduğum an aynı anda hem " bu kızı önce ben elde etmeliydim" hem de " önce 'o' ile biz çıkmaya başlamalıydık" şeklinde düşünmüştüm, o denli ilgim vardı çünkü kıza. zaman içerisinde kendini tanıdıkça yavaş yavaş uzaklaştım. aynı süreçte morcivert ile yakınlaştık. çok ortak noktamız vardı çünkü, bi insanla oturup muhabbet ederken 1 saatten sonra sıkılmıyorsam o insanla çok iyi arkadaş olabiliyorum genelde. ama morcivert meselesinde benim kendimden dahi gizlediğim asil herşeyi düzeltme tavrımın etkisi olmuş olabilir. bu kadar ileri gitmese de "seni olduğun gibi görüyorum, başkalarından sakladıklarını biliyorum, ve bu halde seni kabul ediyorum" dediğim için, ve bunu morciverte bildirdiğime inandığım için nispeten mutluydum.
ama benim sevgilimden ayrılmamdan sonraki süreçte morcivert ile yakınlaşmamız sevgilisini çok rahatsız etti. Kendisinin önceki ilişkilerindne kaynaklı bir güvensizlik problemi var sanırım. ama aseksüele yakın olan ve bunu nerdeyse sokakta bağıra çağıra dolanacak seviyede herkese bildiren ben bu kıskançlığın kurbanı olunca iş değişiyor.
bu kıskançlık kısa süreli bişey değildi. muhtemelen ilk başlangıcı bana pek iletilmedi morcivert tarafından. ama çok ciddi kavga sebebi olmaya başladığım noktada, öğrendim.
Bu sürecin ilerlediği, nerdeyse finaline ulaştığı şu noktada yazıyorum zaten bunları. kırılma noktasına yakın. ama bu noktaya ulaşmamın tek sebebi morcivert ve sevgilisi değil.
Mutlaka daha önce bahsetmiş olduğum siyah'ın beni ondan ayırmaya çalışan arkadaşının tekrardan aynı ortama girmesiyle benim için baya baya karıştı herşey. yaklaşık 1.5 senedir az buçuk da olsa kendisiyle görüşmek durumunda kaldım. "o"nun çok yakın arkadaşıydı- ki siyah meselesinden kendisinin ne kadar gerizekalı olduğunu bildiğimden çok irrite ediyordu- ara ara kavga ettik ara ara sataştık birbirimize falan. ama nispeten normaldik. sonrasında çekememezliklerinin doruğuna ulaştıkları bir noktada bu eleman ve arkadaşları beni taciz etmeye başladılar. işin içinde bordo da vardı. ve onun olması, benim umursamıyor olmama rağmen onun doğasını anlayamamış olmam bi süre çok ciddi depresyona soktu beni. eğer zamanında kırmızının dediğini yapıp bu insanları umursamasaydım hayatım ne kadar değişirdi?
atlatılabilir bir dönem gibi değildi, ve kıskançlık sebeplerinin en az benim kadar merkezinde olan morcivert ya da sevgilisi bana pek yardımcı olmuyordu.
sonuç olarak zaman içinde bunu atlattım. ama açıkçası mavi ile pembenin yenidne bir araya gelmesi bana inanılmaz koydu. Çünkü maviye gerçekten değer veriyorum. zamanında verdiğim sözü tutup da ilişkisine dair tek bir kelime bile yorum yapamayacak kadar hem de. Pembe'nin yaptığı kabullenilir ya da ele avuca sığar şeyler değil. Herif mavi ile ayrıldıkları zaman -yanılmıyorsam bi sene kadar oluyor, hatta daha fazla- bana dönüp "eski meseleleri konuşalım" kafasından girip en yakın arkadaşlarımdan birisiyle aramı bozmaya çalıştı. mavi ile kavgalı olup da kendisi ile konuştuğum dönemlerde bana yazıyormuş aslında da , bunu ona söylemiş, mavi çıldırmış, zorla konuşmamıza engel olmuş, bütün olayların arkasında o varmış bilmemneymiş.. hala bunların çoğunu anlatmadım maviye. bilmesini istemiyorum.çünkü bu da bi noktada ilişkiye müdahale. gömülmüş şeyleri yeniden açığa çıkarmanın zerre kadar manası yok. Onu geçtim asıl ben bilmek istemiyordum. bu dediklerinin çoğunu mavi'nin yaptığına inanmıyorum. eğer yaptıysa da bilmek istemiyorum. ben de çok yanlış şeyler yaptım, evet. bu yüzden onu yargılama hakkım yok, yargılamak da istemiyorum zaten. ama bilmek beni mutsuz edecek, boş yere toprağı eşeleyeceğim.
ki düşününce mavi ile pembenin ayrılışını da anlatmadım. o kadar olayın ardından hala çıkıyorlardı, ama pembe gördüğüm en şerefsiz haysiyetsiz heriflerden birisi olduğundan mavi'ye şiddet uygulamak gibi kapısında bir bıçakla belirmeme sebep olabilecek şeyler yapmaya başladı. benim "ayrıl" demeye dilim varmadı pek. yeşil çok daha yönlendirici oldu ama bu kendisinin aldığı bir karardı sonuçta. sevgisinin bittiği her halinden belliydi. ayrıldılar. sonra bu tiksinç herif bana bahsettiğim mesjaları attı. bilmek istemediğimi söyledim. sildim hayatımdan. tabi bu konuştuğumuz kısa süreçte ben katıldığım kativitelerden falan bahsetmiştim. benim için cidden ehemmiyeti olan bi aktivitede, hem de ankarada beliriverdi bi gün.ortamıma girmeye çalıştı, deliler gibi aradı falan filan ve kızılayda buldu bizi. o dönem çıkmak üzere olmak hatasına düştüğüm ibnenin tekiyle beraberdik. "gönder şu çocuğu şurdan" dedim ama fenalaşmak üzereyim.bikbik etti. "aram çok iyi şimdi gönderirim" dedi " şu sokağa kadar sizinle gelsin" falan dedi. ben de eaaahh sikerler diyip ankara içinde organize ettiğim epik kalabalık ekibi terkedip ayrıldım yanlarından, karanfil sokağın orda yine karşıma çıktılar, ibne yoktu össye gitmişti. ve sonuç olarak pembe o gün ortamıma yüzsüzce girip, arkadaşlarımla tanışıp gün boyunca o götüme benzeyen suratını gösterdi bana. sonrasında morcivertin sevgilisine sulanıp onu da sinir ettiğini öğrenmiş oldum falan. sırf o gün bile benim pembe'yi ömrü hayatımda bir kez daha görmek istememem için yeterli oldu. ama, gelgelelim mavinin sarhoş olduğu bir gün barıştılar.ve şu anda benim pembenin değiştiğini ve maviyi mutlu edeceğini ummaktan başka seçeneğim yok.
ha bi de mesela o ibne çocuğun beni yarıyolda bırakıp siyah'ın arkadaşlarına karşı beni tehlikeye atmışlığı da var. çok şirindi bir aralar, bol bol küfür yiyip bıçaklanmakla falan tehdit ediliyorduk. şu an zerre sikimde değil, anlatmaya gerek duymuyorum. niye bahsettiğime gelince, bu tarz olaylarla erkeklerden çok ciddi soğuyorum. onun üzerine -ki aylardan hazirandı şimdi şubattayız- bi daha yakınlaştığım kimse bile olmadı. ilişkilerimin ve ilişkiye yaklaşan münasebetlerimin hep bana aylarca sürecek travmalar yaratarak sona ermesi beni hayattan bezdirmekle beraber başka çözümüm olmadığını da görebiliyorum.
beni cidden rahatsız eden bi başka olaysa cadılar bayramı için ankaraya gittiğimizde yaşandı. nispeten tanıdığım, epik gereksiz bir kız beni öptü. en istemediğim şeylerden bi tanesiydi. çünkü bence öpüşmek çok ama çok özel bişey. böyle harcanmamalı. ayrıldığımızda kız arkasında bakıp "morcivert sevgilisi ve bilmemkim burdalar, morcivert bilmemkimin gözlerini kapatıyor" dedi. Bu bahsi geçen en az beni öpen kız kadar gereksiz olan bilmemkim de bana yazan ve kendisinin elde etmeye çalışıp bi türlü ayartamadığı bi çocuğa mesaj falan atmıştı bunu. gelin diyorlar, anüs ol bu sefer ellerini kana bula.
asıl olaya dönecek olursak. birkaç aydır askerde olan morcivert beni aradı, sevgilisinin yine çıldırdığını bildirmek için.kendisi birkaç aydır psikopatça bana takmış durumda. ilk kez sonbahardaydı hem morcivert'e hem de bana "beraber gerçirdiğiniz iyi zamanları kıskanıyorum" tadında bişeyler dedi. morcivert yanlış anlamamam (?) için bana, gerizekalıya açıklar bir modda " seninle bişeyler yaşadığımızı düşünmüyor, sadece beraber eğlenceli zaman geçirmemizi kıskanıyor" diye açıkladı. ki bu beni irrite etmedi, bunun da tek sebebi bahsi geçen sevgilinin bana gelip söylemiş olmasıydı. evde oturup "lanet olsun sana kadıığn!" diye saçını başını yolan kadındansa gelip sakince içindekileri dökebilen kadın fikri çok daha sempatik geldi. ki bence beraber geçirdiğimiz vakti ve kalitesini kıskanması gaayet mantıklıydı, zira morcivert ile sevgilisi başka şehirlerde oturuyorlar, ben morcivert ile aynı şehirdeyim. uzak mesafe bu tarz kafalar yapıyor. Onu geçtim, sevgilisi gerçekten boş bi kız. belli bi muhabbetten daha fazlasını yapamıyorsun. donuk, duygusuz, acayip bi tip. o zamanlar yeni yeni anlamaya başlamıştım bunu. yine her ankaraya gidişimde mutlaka görüşüyordum, gezip tozuyorduk falan da..
sonrasında dönem dönem kıskançlık krizleri başladı. normalde kulağıma gelmezdi bunlar. ama morcivert baya baya paylaşımcı bir insan. dolayısıyla onun da yükünü taşımak istemediği konuları seçerek de olsa anlatıyodu bana.. yavaş yavaş büyüyen bu "yük" morcivert'i askere uğurlama gecemizde ilk tavan noktalarından birisini yaptı. sevgilisi -altı üstü gece biraz wii oynayıp sonra zıbaracağımızı- öğrendiğinden beri, gündüz saatlerinden itibaren taciz etmiş çocuğu. "iptal edin, yoksa ben arayıp gelmemesini söyleyeceğim" e kadar varan kafaları eve vardığımda anlattı morcivert. gideyim dedim, kabul etmedi. Ama sevgilisi akşam üstünden gecenin bir yarısına kadar durmadan arayıp kavga çıkararak geceyi zehir etti. gece boyu arama tavsiyesiniz de daha önce bahsettiğim kız beni öptüğünde haber uçurulan bana yazan gereksiz tipten alması da ayrı bir gerizekalılık. ben söz konusuysam ona haber gidiyor falan. mal mısınız arkadaşım?
neyse, sevgilisi gecenin tadını kaçırmıştı biz de pek eğlenemeden yattık falan sabaha doğru, hayal meyal hatırlıyorum ağlayarak aramış falan bunu. fenalaşmış falan.
sabah mesaj attım kıza.ya da o attı hatırlayamıyorum. hastaydım dün falan dedi. geçmiş olsun diledim.sonra gaayet alttan alarak, kibarca dedim ki " ya dün baya telefonda kavga ettiniz, çocuk askere gidecek, kafası yorgun zaten, yapma istersen".
sonuçta konuşmanın tam gidişatını hatırlamıyorum ama sebebin ben olduğuma getirdik bi şekilde. "bi kızla sevgilimin yalnız başına bi evde kalmasını istemiyorum"a döndü muhabbet. ulan. ben baya baya erkek gibi davranıyorum, testosteronumun tavan yaptığı dönemler, morcivertten çok bıyığım var resmen! ve hani çok afedersiniz am göt muhabbetinden başka bişey yapmıyoruz, baya erkek muhabbeti. morcivert fırsat buldukça beni cinsiyetsiz bi varlık olarak gördüğünü söylüyor. ve ne bir fiziksel temas, ne bir ima ne bir gönül kayması yok. yok işte. ama bunu anlatmak gerçekten imkansız. ki ben yaptığımıız yanlış görmüyorum. benim sevgilim bir başka kızla wii oynarak sabahlasa ona hayatı zehir etmezdim.güvenirim çünkü. güvenmeyeceğim insanla da çıkmam. ama sanırım ilişkileirnin bu tarz bi konsepti yoktu. bi süre yanlış/değili tartıştık. sonra geçti gitti.
morcivert askere gitti. nerdeyse hiç konuşmuyorduk, benim telefondan nefret ettiğimi biliyordu çünkü. random zamanlarda 2-3 kez FB'da duvarında bişeyler paylaşıp bir ya da iki telefon görüşmesi gerçekleştirmek dışında hiçbir görüşme yaşamamıştık ki bu bahsi geçen "duvarda bişey paylaşma"ların her birinin hesabı sevgili tarafından bana soruluyordu. kafanın alabileceği bişey değil. ama ben süper hassas olmasam da sevgiliden nispeten düşünceli olmaya çalıştığımdan bunları ona aktarmamaya çalıştım.
neyse bir ay kadar önce dağıtım izniyle istanbula geldi, bir günlüğüne. görüştük. Morcivert'İn eski sevgilisi ve benim yakın zamanlarda yakınlaştığım, süper hiper insan , yavruağzının epik organizasyon yetenekleriyle buluştuk. ama morcivertin sevgilisi çağrılmadığı için olay çıakrmıştı. bunu da yavruağzı bana mesaj atıp " plandan haberdar olmuş, çağırmadık diye trip atıyor sen mi söyledin" diye sorunca öğrendim.morcivert söylemiştir diye düşündüm ki öyleymiş de. gelmek istemiş, morcivert te tek günlük iznini ona harcamak istememiş diyeyim.yavruağzı ve morcivert'in diğer arkadaşları bi süerdir sevgilisini pek sevmiyorlar. ki bunu açıkça belli ettikleri için onlara özenmiyor değilim. kısa süre öncesine kadar hiçbişey belli etmedim bem. ikisi kavga ettiklerinde, sevgili bi köşede boş boş, üzgün duruyorken sarılıp da bi cevap alamadığımda bile "canı sıkkındır, geçer" diye düşündüm.sağda solda başka arkadaşalrını bahane ederek inceden " ne buluyosun bu kızda " mesajı vermeye çalıştığında morcivert'e nötr'e yaklaşmış düşünceleirmi daha da kötüye döndürmemeye çalıştım. ama mesela bu dağıtım izninde benim de o ortamda bulunmamdan mütevellit benim de haneme eksi bir puan daha yazılmıştı. ki ben de o süreçte yaşananları biriktirdiğim için içimde o gün görüştüğümüzde "artık bana dertlerinizi anlatma, çünkü artık sevgilini savunmayacağım" dedim. savunmak gibi çok garip bir huyum vardı çünkü.
yaklaşık bir aydır kimseyle görüşmedi morcivert. sevgilisi ile sık sık telefonda konuşuyorlar. beni bir ya da iki kere aradı. en fazla. bu aramalardan birisi birkaç gün önce gerçekleşti. arkadaş ortamımızdan hiç mi hiç sevmediğimiz -daha önce bilmemkim diye bahsettiğim- kız sevgilisinden ayrılıp aylardır yazdığı,sevgilisinin arkadaşı olan ve bana yazdığı için büütn haberler ona gidiyor diye bahsettiğim elemanla çıkmaya başlamıştı. "çok iğrenç değil mi" diye mesaj attı bana. evet öyle, hele de kardeşim demesi bikaç hafta öncesine kadar diye cevap verdim. kimseye güvenmeyeceksin dedi. e dedim insanlara güvenmezsen mutlu olamazsın. çok az insana güveniyorum, onlardan birisi de beni geçen gün dünyanın en mutlu insanı yapıverdi bi anda ddi. sevgililer günü mü dedim evet , kapıma beyaz çiçekler gelmiş dedi. ay ne güzelmiş dedim ben de.
morcivert beni aradığında" beni sevdiğine inanıyor dün gece rüyasında bizi falan görmüş" dedi. cidden dumur oldum. evet gerçekten manyak bi sevgiliyle karşı karşıyayım, ama bu kadarı gerçekten dumur etti. olayın bi çözümü yoktu zira."yeni sevgililerden bahsederken insnaın eski sevgilisiyle çıkması o kadar kötü değil demişsin, sevgililer günü hediyesine de 'meh' demişsin şeklinde açıklama yapılınca dumurlardan dumur beğenemez oldum. konuşmalar da çarpıtılıyordu. "facebookta falan çok şey paylaşma" dedi. zaten pek bişey yaptığım yoktu. kız manyamasın diye görmezden geliyodum çocukla alakalı bir muhabbet geçtiği zaman. ama paranoyak insan paranoyaktır işte. "kendimi biraz geri çekeyim" dedim " öyle bişey yaparsan arkadaşlığımız biter" dedi. "al karşına konuş" dedim " çok konuştuk zaten "dedi. bariz çözüm yoktu ortada.
bi sonraki gün normal muhabbet ederek mesaj attım. konuştuk falan biraz. " müsaitmisin bişey konuşmak istiyorum "dedi. olur dedim. bi yandan da morcivert'i kafayı takmış ve arkasından abuk subuk konuşan, kesinlikle ilişkileriyle ilgili koz verilmemesi gereken birinin evine gidiyorum. eğer ayrıntıya girersem konu çok uzayacağından özetle, morcivertin sevgilisi bana "çok samimisin rahatsız oluyorum" dedi. morcivert te bugün seninle konuşmuş, daha mesafeli yakklaş şeklinde ültimatom verdi bana dedim ki " konuşmadık bugün, yanlış bişey yapmıyoruz, askere gittiğinden beri 2-3 kere telefonda konuştuk bi kere de yüzyüze görüştük , daha ne kadar daha az samimi olabilirim ki falan şeklinde cevaplar verdim. ilgileniyormuşum sevgilisiyle. "morcivert'e topluiğne başı kadar bile cinsel ya da duygusal istek duymuyorum" lafından sonra inatlaşan insanın akıl sağlığından şüphe ederim. hatta hoop ettim bile. aramaya başladı. dedim " o kızın evindeyiz, arama" bi kenarda konuşurmuşum, o konuşurmuş ben dinlermişim vs vs. dayanılır gibi değildi. gece boyu cidden canım sıkıldı."bugün aramadı aramadı mı bi ara konuştuk ne zaman dündü heralde dün mü açık konuş baktım dünmüş" falan gibi epik saçmalıklardan sonra sabah cidden çok yıprandığımı hissettim. resmen enerjim yoktu. yavruağzı aradı "morcivert seni arayacakmış, telefonun yakınında olsun" dedi-inatla telefonlarını kaçırıyorum çünkü- falan. sevgilisine mesaj attım "ben artık bullshitinizden yoruldum, bu meselesi çözene kadar ikinizle de ne konuşmak ne de görüşmek istemiyorum, bunu morcivert'e de söyleyeceğim" şeklinde. olabilecek en tepkisel en çocuksu cevapları verdi ki karşılık vermedim.
Birkaç saat sonra morcivert aradı. müthiş mesafeli bir ses tonuyla nasıl olduğumu falan sordu.sevgilisiyle konuştuğumu biliyordu. ona söylemek istediğim bişey olduğunu, öncesinde onun söyleyecek bişey olup olmadığını sordum, yok dedi. ona da sevgilisine anlattığım gibi açıkça" siz bu sorunu çözene kadar burda yokum" mesjaını verdim. peki dedi. nasıl olsa bu kararını değiştiremeyeceğim. iyigünler dileyip kapattık telefonları..
gerçekten çook uzunca bir zamandır bu denli kötü hissetmemiştim. sesi nasıl desem.. bunu bekler gibiydi. şaşırmamıştı, adeta işine gelmiş gibiydi. kitlendim. şoka girdim. bişey hissedemiyodum bile.
o gün nerydese hepimizin arkadaşı olan camgöbeği olmasaydı şu an bir enkazdım. insanları anlayan, dinleyen, kaale alan camgöbeği'ne morcivert dahil herkes güveniyor ve bu güveni hakediyor bence. çok destek oldu bana o akşam. derdimi dinledi, tavsiye verdi.
sonrasında yavruağzı ile konuştum, ondan morcivert'in tarafını dinledim. çok şaşırmıştı, üzülmüştü, ondan nasıl bu kadar kolay vazgeçerdim vs vs. bu kadar baskı altında böyle bir tepki vereceğim belli olduğundan kendime kızmıyorum morcivert'i üzdüğüm için. asıl olay şu ki zorluk karşısında kaçıyor muyum? mavi ve yeşil'e yaptığımın aynısını mı yapıyorum.. kontrol bende mi?
bence kontrol elimde hala. son noktada kendimi durdurmayı başardığıma inanıyorum.morcivert'in de sonrasında kabullendiğini öğrendiğim gibi mantıklı bir karardı. aralarında daha fazla kalsam ben incinecektim. kendimi araya atacak kadar asil değilim.
üzülüyor muyum? evet çok üzülüyorum.. birkaç gün önce yine kavga etmişler. sevgilisi fenalaşmış, artık konuşmuyorlarmış. ama ben de konuşmuyorum. içimde kanayan bir yara da var, evet. mantıklı karar dedim, mutluluk veren bir karar değil. elbet bu sorun çözülecek. o zaman morcivert'le eskisi gibi arkadaş olabileceğim, inanıyorum.
peki sevgilisi neden paranoya yaptı, soruyorum kendime. morcivert'in muhtelif zamanlarda " bir kızla bir erkek aralarında duygusal bişey gerçekleşmeden, sadece arkadaş olamazlar" ya da "düşünsene sevgilim olmasaydı ya da tanışmasaydık, sana yazsaydım " falan gibi lafları oldu. ama Onun beni sevdiğine ya da arzuladığına inanmadım hiçbir zaman.şu ya da bu şekilde sevgilisine bağlı bir insan. peki bu sevgilinin inandığı şeyler paranoya mı yoksa üstü kapalı bir gerçek mi diye sorarsanız. yalan söylemeyeceğim. yaklaşık birbuçuk senedir morcivert ile tanışıyoruz.400küsür gün. bunların içerisinde gerçekten onunla ilgilendiğime inandığım ya da arkadaşlıktan öte bir zevk aldığım günler oldu ama bunlar bir elin parmaklarını geçmiyor. ve benim fazla düşündüğün insana yazdığını zannetme konseptim de hala yerli yerinde duruyor. yani hayır. morciverte aşık değilim. onun yanında oluşum, arkadaşlığımız ya da yaptığım hiçbir hareket onu elde etme ya da kendini beğendirme amacı taşımıyordu.Morcivert benim arkadaşım. Daha doğrusu arkadaşımdı.