Yine sınanıyorum. Şöyle ki, elimde çok geçerli sebeplerim var. ve yapmayı çok isteyeceğim eylemlerim. yaparsam, kimse dönüp bana "aa neden yaptı bunu, ne çirkinmiş "demeyecek. istersem, tırnaklarımı boğazına saplayabilirim, rol bile yapmam gerekmeden, tehditkar konuşabilirim. Neler derim, düşündükçe heyecanlanıyorum. İnsanlar bizi ayırmaya çalışır mı? çalışsalar, yaptığı şeyleri söylesem haklı çıkarım. oh, hemd e nasıl haklı çıkarım. müdahale etmezlerse.. cüsse ve güç hesabı yapıyorum, malum bir de deli kuvveti. pekala hasmımı alaşağı edebilirim. yere devirip üstüne çıkabilir, suratını yumruklayabilir, kafasını defalarca yere çarpabilirim.. O küçük sürtük, suratına bıraktığım her bir yara izini sonsuza dek taşır, ve hayatta kalırsa, neden küçük bir kaltak olmaması gerektiğini anımsar.. hayır aslında. dersini alacak olsa şu ana kadar alırdı.. ben kaç yıldır bu yalanları, iki yüzlülükleri çekiyorum? hakkım var derken boşuna demiyorum. tırnaklarımı gözleirne sokarken bir an için dahi "bir zamanlar arkadaştık, bişeyler paylaşmıştık.." der miyim? demem.. küçük orospu, çirkin suratı ve dünyada-10-insan-kalsa-sevişeceğim-onuncu-insan-olur vücuduyla içimde en küçük bir sevgi kırıntısı dahi bırakmadı, insani duygularımı, vicdanımı yok edebilir. Kimse müdahale etmezse bulduğum ilk ince uzun objeyi boğazına sağlarken ya da saçlarını çekip kökünden yolarken, kirpikleirni yakarken zerre kötü hissetmem kendimi. Belki de kimse müdahale etmez.
Ama yapmıyorum. yapmayacağım. madem iyi insan olmak dedim, iyi bir insan oluyorum işte. buyrun. Ez-yoksa-ezilirsin dünyasında, ezmeyip eziliyorum, kasten can yakmayıp canımın yanmasına göz yumuyorum. insanalrı bilinçli üzmeyip, başkalaırnın beni üzmesine izin veriyorum. insnaların arkasından iş çevirmeyip birileri arkamdan yapınca canımın yanmasına izin veriyorum.
müthiş bir potansiyelim vardı. çok canlar yakardım. dikkat dağıtıcı şeylere mahal versem pisliğin ve iğrençliğin tahtında kuklalarımı oynatıyor olabilirdim.. ama Anüsü es geçip iç sesimin iç sesini dinledim. eskiden, haksız ve sebepsiz yere olay çıkarırken, şimdi sonsuz yere haklıyım ve can yakmıyorum. bakalım karma var mıymış. bakalım bu, gerçekten bir sınanma mı? iyi davranırsam iyilik bulur muyum? eh, öbür ihtimalde de minik orospuları avlamak için her zaman daha iyi bir an bulabilirim.
beklemedeyim canlarım. öpüyorum.
29 Aralık 2013 Pazar
29 Eylül 2013 Pazar
işten ayrıldım. morcivertle olan arkadaşlığımı bitirdim. ve daha pek çok kişiyle. çok sebebi var herşeyin. çok dolmuş durumdayım. ve kimse yanımda değil. oldukça basit gözükmüyor mu? ben bu senaryoyu 4 yıl önceisnden hatırlıyorum. ama artık daha iyi bir insnaım. sanırım.
az önce bu hafta görüşecek kimsem dahi olmadığını farkettim. eh bunu kendim yarattım ama pişman değilim. genelde.
morcivert ile arkadaşlığım bitti. çünkü ego'sunu çekme sınırımın sonuna geldim. gbaı şeyler beraber varolamaz ya.. kaç kere kız arkadaşını söyledim? kaç kere bana düzgün davranmaısnı söyleidm. penisini sokacak bir yer ararken beni kaç kere daha harcamasını izleyeceğim? daha kötüsü harcayamadığı cinsel enerjisini benim üzerimde fiizksel şiddetle harcamasına seyirci kalacak mıyım? hayır. geçen sefer. özlediğim için affettim. ama bu kendimi riske atmama sebep değil. çünkü, yarın ya da öbür gün bir sinir anında, ya da canı sıkıldığında gbeni öldürmeyeceğinin garantisi olmayan bu adam. artık hayatımda değil. artık sahte sorunlaırnı dinlemeyeceğim. artık canım yanmayacak. beklentileirm yok. beraber bir işte değiliz. yüzünü görmek zorunda bile değilim. ki, en güzeli... oldukça yakın olduğum şekilde, anüse dönüşürsem dişli bir rakibim var.
sanırım böylesi sahiden daha iyi oldu.
az önce bu hafta görüşecek kimsem dahi olmadığını farkettim. eh bunu kendim yarattım ama pişman değilim. genelde.
morcivert ile arkadaşlığım bitti. çünkü ego'sunu çekme sınırımın sonuna geldim. gbaı şeyler beraber varolamaz ya.. kaç kere kız arkadaşını söyledim? kaç kere bana düzgün davranmaısnı söyleidm. penisini sokacak bir yer ararken beni kaç kere daha harcamasını izleyeceğim? daha kötüsü harcayamadığı cinsel enerjisini benim üzerimde fiizksel şiddetle harcamasına seyirci kalacak mıyım? hayır. geçen sefer. özlediğim için affettim. ama bu kendimi riske atmama sebep değil. çünkü, yarın ya da öbür gün bir sinir anında, ya da canı sıkıldığında gbeni öldürmeyeceğinin garantisi olmayan bu adam. artık hayatımda değil. artık sahte sorunlaırnı dinlemeyeceğim. artık canım yanmayacak. beklentileirm yok. beraber bir işte değiliz. yüzünü görmek zorunda bile değilim. ki, en güzeli... oldukça yakın olduğum şekilde, anüse dönüşürsem dişli bir rakibim var.
sanırım böylesi sahiden daha iyi oldu.
26 Haziran 2013 Çarşamba
hayat devam ediyor. dün morcivert ile konuştuk. tavırlarındaki yanlışlığı kabul etmedi, yapmam, dikkat ederim dahi demedi. aksine "ama bin zor dırımdıydım"a getirdi olayı. öyle olduğunu bilsem de.. yine de.. neyse işte. işin garibi bu süreçte çevremizdeki insanların, ortak arkadaşlarımızın destek olmamasından , aksine bu durumdan hoşnut olmasından falan yakındı. bunu şu an için düşünmek istemiyorum..
bi de. sanırım toplamda 30 saniye falan gördüğüm birisine aşık oldum. 2,5 sene geçince "ay sikerler" diye hormon mu püskürtüldü, noldu bilmiyorum ama.. Allah rızası için biri beni şu adamla tanıştırsın, aramızı yapsın. nerden baksan 30+ falan ama uzun zaman sonra ilk kez birisinden "her türlü" hoşlandım. (olm adam kumral. bıyıklı sakallı gözlüklü, yeşil gözlü, ihihih, neyse) bu boşa gitsin istemiyorum. falan. öyle işte.
bi de. sanırım toplamda 30 saniye falan gördüğüm birisine aşık oldum. 2,5 sene geçince "ay sikerler" diye hormon mu püskürtüldü, noldu bilmiyorum ama.. Allah rızası için biri beni şu adamla tanıştırsın, aramızı yapsın. nerden baksan 30+ falan ama uzun zaman sonra ilk kez birisinden "her türlü" hoşlandım. (olm adam kumral. bıyıklı sakallı gözlüklü, yeşil gözlü, ihihih, neyse) bu boşa gitsin istemiyorum. falan. öyle işte.
7 Haziran 2013 Cuma
tl,dr: olm durumlar ciddi sanırım.
şöyle ki.1 haftadır direniyoruz.direniş devrim siksokuyla burayı doldurmayacağım çünkü kafam girsin direnişe. tek önemli nokta şu ki.. insanlarla iç içe olunca, hiç tanımadığın birileriyle konuşup az tanıdığın insanla kanka olunca, başkalarının hayatları için endişelenince, insanlarla çok vakit geçirince.. ben insan oluyorum. bu hoş dğeil belki ya da güzeldir bilmiyorum ama son 1 haftalık atmosferde anüs olmaya yaklaşmadım bile. iyi insna oldum. ve bunun yan etkileri bünyemde inanılmaz kötü oluyor.
bugün cuma dimi. bundna tam 1 hafta önceydi, evet. Morcivert ile taksime gidicektik bir iş için. iş ilişkimizi ayrı tutuyoruz zira. neyse, yolda aradı beni, oraların karıştığını, gelemeceğini söyledi. ben zaten eyleme gidiyordum falan.
fakat sonraki günlerde Morcivert de gelmeye başladı eyleme. ve hani ister istemez iletişim kurmaya, konuşmaya başladık. bir gece yanyana uyuduk hatta. ama şu anda böyle olmamız bişeylerin düzeleceği anlamına gelmiyor. aksine düzelmemesi gerektiğini çok daha iyi anlamama yardımcı oldu. ben bu adamla neden kavga ettim? neden 1,5 aydır konuşmuyorduk? beraber bir yere gidildiğinde -tabirimi caiz görün ama- am için yanımızdan kaybolduğundan dolayı. bilin bakalım birkaç gün önce ne yaptı yine?
Neyse. tek sebep bu değil. bunu yazmalı mıyım onu bile bilmiyorum zaten. ama burası benim günlüğüm değil mi, yazayım yazayım iyi gelir.
Bundan tam iki gece önceydi, çarşamba gecesi.taksimden döndük, arkadaşın evindeyiz. bu akıllılar (Morcivert, Yavruağzı ve diğer öbür insanlar) ot içip takılırlarken halının üzeirne kıvrıldım, yemek gelene kadar uyumaya niyetliydim. bu sırada dibimdeki kanepede Morcivertle Yavruağzı büyük kaşık-küçük kaşık pozisyonunda bilgisayar başındaydılar. sızmak üzereydim. birden, inanılmaz alakasız bir şekildeYavruağzı'na karşı bir kıskançlıkla doldum. ama hani, az buçuk bahsettim burda Yavruağzı'ndan kendisi dünyanın en iyi insanlarından birisi falan ve şu ana kadar kendisine karşı kötü atfedilebilecek tek gıdım bişey hissetmişliğim yoktur. ama birdne. ne biliyim.. gözleirm kapanmak üzereyken.. yoksa ben bu adama aşık mıyım diye düşündüm. ve tabii ki hemen mühendis kafasıyla durum değerlendirmesi yaptım. ahanda birebir o anda düşündüklerim.
1) birkaç hafta önce aklıma gelen bir mevzu. ben en son sevgilimle neden çıktım? neden taze reddettiğim çocuk zamanında benden uzaklaşınca, ulaşılmaz olunca memeuçlarına laf edecek kadar çirkin bi şekilde flörtleştim? Çüzkü birisiyle konuşmamaya katlanamıyorum. Birisini çok düşününce, eninde sonunda onu sevdiğimi sanıyorum. şu ana kadar hep bu konuda yanıldım, zira bu şekilde "seviyom lan" dediğim insanların hiçbirini sevmiyor çıktım. bug var, yapıcak bişey yok.
2) Lame yüzünden (leym diye değil lağme diye okunur) kendisinin hikayesini sonra anlatacağım zir açok feci gıybet var onun tarafında da. Özetle bu herif benim Morcivert'e, onun da bana aşık olduğundan %100 emin. gerçi kendisi de ağır derecede Yavruağzı'na sulandığından da olabilir, ama bi senedir, ilk kez Morcivert'in boynumu ısırmaya çalıştığı gün olmak üzere adam bu dediğine inanıyor ve hiddetle savunuyor. en son 2 hafta falan önce benim eve geldiğinde söylemişti bunu. ben de onu bi kenara çekip. "bak kardeş, herif üstüme çıktı ve hiçbi çekim hissetmedim, böyle bi mevzu yok" demiş idim. ama bu lafı o kadar çok etti ki hani 41 kere söyleyerek aklıma soktu pezevenk. Morcivert'in eski sevgilisi de aynını yapıyodu az kalsın. noluyo amk yani? bug'ımı söyliyim mi herkese?
3)olm. yani bunu söylemek çok çirkin ama konuşmaya girişim nasıldı? dirneiş mireniş derken insan oldum şeklinde. feci, innılmaz feci azmış durumdayım. of söyledim gitti işte. ilk günlerde "bak belki ölürüz, son günümüz olur" diyerek kız öpme peşinde koştum resmen. izmirden bana bayaaadır yazan çocuğa "acaba? lan benim de gönlüm mü var ki.." gözüyle baktım. hormonlar çiçek böcek ve iki senelik yalnızlık, yaşın 21e dayanması ve sessiz sakin porno okuyamama durumları yüzünden enerjimi atamadım, sağda solda gördüğüm heriflere yavşamaya başladım.
tabi snaiyesinde 3 sebep sayabilince "he tamam aşık falan değilmişim, devam devam, yemek gelene kadar az uyu" şeklinde sızmışım. gece de zaten 1 koltukta Morcivert, Yavruağzı ve ben beraber uyuduk, nası oldu ben de çözemedim ama.
neyse sonuç olarak 1.si, bugımın farkındayım, bunu riske atmayacağım o yüzden herifi görmesem daha iyi. hem barış ve kardeşlik ortamında konuştuk diye affetmiş dğeilim. hala am peşinde koşan siktiriboktan bir herif Morcivert, ve bana yaptığı muameleyi proper bir özür ve tavır değişikliği olmadan (2 gün önceki mevzu olmayacağını gösterse de ) affetmeye niyetim yok. belki de hiç affetmesem daha iyi, bilmiyorum. özlemişim. ama bugün eve sessizce dönerken (gerçi taksimde unicorn görmenin etkisi de vardı, bu meretler hep yüreğime indiriyorlar.. öf ayrıca şu ana kadar görüdğüm en ama en yakışıklı unicorndu sanırım. ya da azmış olduğum içindi bilmiyorum ama kumraldı falan yani ve hafifçe uzun saçlı, baya giderliydi. damn it) bunları düşünüp, aylar sonra mini bi panik atak daha geçirdim, çaktırmamaya çalıştım, adet sancısı sanmışlardır beni gördülerse. neyse yani riske atmanın anlamı yok çünkü kendimden her nefret edişimde daha ağır kriz geçiriyorum ve kendimi bu şekilde yıprattığıma değmiyor. hiçbişey yok gibi devam edersem , birincisi tüm bu olayı sineye çektiğim için kendimden nefret edeceğim (ve yine krizler gelecek) ikincisi bu riskli dönemde bug'a yakalanırsam.. öf işte Yavruağzı'nın durumuna düşmek istemiyorum. acilen sevgili yapıp sevgi ihtiyacımı gidereyim, ortalık sakinleşinc eben tekrar eski moduma dönerim zaten mart ayındaki kedi sendromum da geçer. bi kendime gelirim. direniş derken çok yıprandım. barışmıycam, yok yani. özetle.
bugün cuma dimi. bundna tam 1 hafta önceydi, evet. Morcivert ile taksime gidicektik bir iş için. iş ilişkimizi ayrı tutuyoruz zira. neyse, yolda aradı beni, oraların karıştığını, gelemeceğini söyledi. ben zaten eyleme gidiyordum falan.
fakat sonraki günlerde Morcivert de gelmeye başladı eyleme. ve hani ister istemez iletişim kurmaya, konuşmaya başladık. bir gece yanyana uyuduk hatta. ama şu anda böyle olmamız bişeylerin düzeleceği anlamına gelmiyor. aksine düzelmemesi gerektiğini çok daha iyi anlamama yardımcı oldu. ben bu adamla neden kavga ettim? neden 1,5 aydır konuşmuyorduk? beraber bir yere gidildiğinde -tabirimi caiz görün ama- am için yanımızdan kaybolduğundan dolayı. bilin bakalım birkaç gün önce ne yaptı yine?
Neyse. tek sebep bu değil. bunu yazmalı mıyım onu bile bilmiyorum zaten. ama burası benim günlüğüm değil mi, yazayım yazayım iyi gelir.
Bundan tam iki gece önceydi, çarşamba gecesi.taksimden döndük, arkadaşın evindeyiz. bu akıllılar (Morcivert, Yavruağzı ve diğer öbür insanlar) ot içip takılırlarken halının üzeirne kıvrıldım, yemek gelene kadar uyumaya niyetliydim. bu sırada dibimdeki kanepede Morcivertle Yavruağzı büyük kaşık-küçük kaşık pozisyonunda bilgisayar başındaydılar. sızmak üzereydim. birden, inanılmaz alakasız bir şekildeYavruağzı'na karşı bir kıskançlıkla doldum. ama hani, az buçuk bahsettim burda Yavruağzı'ndan kendisi dünyanın en iyi insanlarından birisi falan ve şu ana kadar kendisine karşı kötü atfedilebilecek tek gıdım bişey hissetmişliğim yoktur. ama birdne. ne biliyim.. gözleirm kapanmak üzereyken.. yoksa ben bu adama aşık mıyım diye düşündüm. ve tabii ki hemen mühendis kafasıyla durum değerlendirmesi yaptım. ahanda birebir o anda düşündüklerim.
1) birkaç hafta önce aklıma gelen bir mevzu. ben en son sevgilimle neden çıktım? neden taze reddettiğim çocuk zamanında benden uzaklaşınca, ulaşılmaz olunca memeuçlarına laf edecek kadar çirkin bi şekilde flörtleştim? Çüzkü birisiyle konuşmamaya katlanamıyorum. Birisini çok düşününce, eninde sonunda onu sevdiğimi sanıyorum. şu ana kadar hep bu konuda yanıldım, zira bu şekilde "seviyom lan" dediğim insanların hiçbirini sevmiyor çıktım. bug var, yapıcak bişey yok.
2) Lame yüzünden (leym diye değil lağme diye okunur) kendisinin hikayesini sonra anlatacağım zir açok feci gıybet var onun tarafında da. Özetle bu herif benim Morcivert'e, onun da bana aşık olduğundan %100 emin. gerçi kendisi de ağır derecede Yavruağzı'na sulandığından da olabilir, ama bi senedir, ilk kez Morcivert'in boynumu ısırmaya çalıştığı gün olmak üzere adam bu dediğine inanıyor ve hiddetle savunuyor. en son 2 hafta falan önce benim eve geldiğinde söylemişti bunu. ben de onu bi kenara çekip. "bak kardeş, herif üstüme çıktı ve hiçbi çekim hissetmedim, böyle bi mevzu yok" demiş idim. ama bu lafı o kadar çok etti ki hani 41 kere söyleyerek aklıma soktu pezevenk. Morcivert'in eski sevgilisi de aynını yapıyodu az kalsın. noluyo amk yani? bug'ımı söyliyim mi herkese?
3)olm. yani bunu söylemek çok çirkin ama konuşmaya girişim nasıldı? dirneiş mireniş derken insan oldum şeklinde. feci, innılmaz feci azmış durumdayım. of söyledim gitti işte. ilk günlerde "bak belki ölürüz, son günümüz olur" diyerek kız öpme peşinde koştum resmen. izmirden bana bayaaadır yazan çocuğa "acaba? lan benim de gönlüm mü var ki.." gözüyle baktım. hormonlar çiçek böcek ve iki senelik yalnızlık, yaşın 21e dayanması ve sessiz sakin porno okuyamama durumları yüzünden enerjimi atamadım, sağda solda gördüğüm heriflere yavşamaya başladım.
tabi snaiyesinde 3 sebep sayabilince "he tamam aşık falan değilmişim, devam devam, yemek gelene kadar az uyu" şeklinde sızmışım. gece de zaten 1 koltukta Morcivert, Yavruağzı ve ben beraber uyuduk, nası oldu ben de çözemedim ama.
neyse sonuç olarak 1.si, bugımın farkındayım, bunu riske atmayacağım o yüzden herifi görmesem daha iyi. hem barış ve kardeşlik ortamında konuştuk diye affetmiş dğeilim. hala am peşinde koşan siktiriboktan bir herif Morcivert, ve bana yaptığı muameleyi proper bir özür ve tavır değişikliği olmadan (2 gün önceki mevzu olmayacağını gösterse de ) affetmeye niyetim yok. belki de hiç affetmesem daha iyi, bilmiyorum. özlemişim. ama bugün eve sessizce dönerken (gerçi taksimde unicorn görmenin etkisi de vardı, bu meretler hep yüreğime indiriyorlar.. öf ayrıca şu ana kadar görüdğüm en ama en yakışıklı unicorndu sanırım. ya da azmış olduğum içindi bilmiyorum ama kumraldı falan yani ve hafifçe uzun saçlı, baya giderliydi. damn it) bunları düşünüp, aylar sonra mini bi panik atak daha geçirdim, çaktırmamaya çalıştım, adet sancısı sanmışlardır beni gördülerse. neyse yani riske atmanın anlamı yok çünkü kendimden her nefret edişimde daha ağır kriz geçiriyorum ve kendimi bu şekilde yıprattığıma değmiyor. hiçbişey yok gibi devam edersem , birincisi tüm bu olayı sineye çektiğim için kendimden nefret edeceğim (ve yine krizler gelecek) ikincisi bu riskli dönemde bug'a yakalanırsam.. öf işte Yavruağzı'nın durumuna düşmek istemiyorum. acilen sevgili yapıp sevgi ihtiyacımı gidereyim, ortalık sakinleşinc eben tekrar eski moduma dönerim zaten mart ayındaki kedi sendromum da geçer. bi kendime gelirim. direniş derken çok yıprandım. barışmıycam, yok yani. özetle.
19 Mayıs 2013 Pazar
sanırım morcivert ile asla barışamayacağız.
neredeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve adam benim birileri ile aram kötü olduğu zaman ne hale geldiğimi biliyor, anüsün blogunu okudu. üç ihtimal var.
ya sahiden umursamıyor. hani sikinde bile değilim. bunu çok gördüm, insanlara hakettiklerinden ve görüdğümden daha fazla değer vermek gibi bir huyum yok değil.
ya da neler olduğunun farkında. çok kez sırf anüs için yanımda olduğunu düşündüm. yani, o canavarı görmek hoşuna gidiyordur belki..
ve bloga girmeden önce aklımda olan 3 ihtimali unuttum. sanırım sadist olması gibi bişeydi.
sonuç olarak o ya da bu şekilde, nerdeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve kısa sürede barışmazsak böyle kalacağız.
çünkü insan zaman geçtikçe biri olmadan yaşamayı öğreniyor.
umaruım, umarım şu bir haftada bişiyler değişir.
hani.. değişsin istiyorum ama bir adım atacak değilim. çünkü kızmakta haklıydım ve şu an geri çekilirsem inandığım herşey yalan olacak. gurur da böyle bişeyi, herşeiyn üzerinde.
sanıırm herşeyin sonu bu.
neredeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve adam benim birileri ile aram kötü olduğu zaman ne hale geldiğimi biliyor, anüsün blogunu okudu. üç ihtimal var.
ya sahiden umursamıyor. hani sikinde bile değilim. bunu çok gördüm, insanlara hakettiklerinden ve görüdğümden daha fazla değer vermek gibi bir huyum yok değil.
ya da neler olduğunun farkında. çok kez sırf anüs için yanımda olduğunu düşündüm. yani, o canavarı görmek hoşuna gidiyordur belki..
ve bloga girmeden önce aklımda olan 3 ihtimali unuttum. sanırım sadist olması gibi bişeydi.
sonuç olarak o ya da bu şekilde, nerdeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve kısa sürede barışmazsak böyle kalacağız.
çünkü insan zaman geçtikçe biri olmadan yaşamayı öğreniyor.
umaruım, umarım şu bir haftada bişiyler değişir.
hani.. değişsin istiyorum ama bir adım atacak değilim. çünkü kızmakta haklıydım ve şu an geri çekilirsem inandığım herşey yalan olacak. gurur da böyle bişeyi, herşeiyn üzerinde.
sanıırm herşeyin sonu bu.
9 Mayıs 2013 Perşembe
Yalnızca en dibe vurduğum zamanlarda girdiğim bir bloga artık sürekli giriyor olmam neyi açıklamalı bana, bilmiyorum. ama hani, bari hayatımın bir kısmı düzelse. azcık da olsa. minnacık.
geçen yavruağzı ve kızlarla buluştum, biraz daha iyi olmalıyım snaki ama hala çok sinirliyim. herşeye. çokr kırgınım ve yorgunum.
herşeyi düzeltemem ve düzeltebileceğim şeylere d enerdne başlayabileceğimi bilmiyorum. I'm so fucked up.
geçen yavruağzı ve kızlarla buluştum, biraz daha iyi olmalıyım snaki ama hala çok sinirliyim. herşeye. çokr kırgınım ve yorgunum.
herşeyi düzeltemem ve düzeltebileceğim şeylere d enerdne başlayabileceğimi bilmiyorum. I'm so fucked up.
7 Mayıs 2013 Salı
dikkatimi dağıtmam lazım. gereksiz şeylere sinirlenmem lazım, acı çekmemem lazım, çünkü görüyorum ki çekip hayatıma devam edebileceğimin ötesinde bir acı geliyor. başka şeylere odaklanmam lazım , acilen.
bundan başka kendimi kurtaracak bir yol göremiyorum.
saatin ilerlediğini duyuyorum adeta. bu yaz nerde olacağım. seneye nerde olacağım. hayatım ne kadar değişecek? seneye bu zamanlar nerede yaşıyor olacağım..
sezgilerim ne kadar kuvvetli? daha geçen hafta bunun olma ihtimalini düşünmüştüm durup dururken. bu sezgi miydi yoksa bişeyleri mi tetikledim?
annemin "herşey yolundaymış gibi" ses tonunu biliyorum. birşeyler yanlış gidiyor. bişeyler değil, herşey yanlış gidiyor.
en değer verdiğim, en sevdiğim 2-3 insandan birisinin ölümüne nasıl alışırım ki ben. hep ölümden korktum . hem. çünkü ne olduğunu bilmiyorum, algılayamıyorum. nasıl bişey olabilir ki? bütün zamanını beraber geçirdiğin bir insan artık yok.. düşünemiyorum, hayal bile edemiyorum. şu anda gözyaşlarının geldiğini hissedebiliyorum ama ağlayamıyorum, çünkü omzuna başımı koyabileceğim kimse yok. yok işte. ve bunun sebebi başkaları dğeil. kötü arkadaşlar seçmiş olmam falan değil. tamamen benim. insan olmayı bile becerememiş olan ben, bir canavar olan ben. etrafındaki herkese sürekli zarar veren ben. ve burd aoturmuş bencillik yapıyorum. potansiyelini sonuna kadar kullanamamış, destek görememiş, istedikleirnin hepsini gerçekleştirememiş, "yarım" bir hayat yaşamış bir insanın, istedikleirni tamamlayamamış, huzura erememiş bir insanın ölümüne değil de ne kadar yalnız kalacağıma üzülüyorum. güçten düşeceği, zayıflık göstereceği zamnaları hayal ediyorum. ve hala ağlayamıyorum. bencil bir orospunun tekiyim. kimseye bir yararım yok. insanlara iyilik yaparak karma toplayabileceğime inandım. ama bu normal insanlar için geçerli sadece. canavarlar için "iyilik yap iyilik bul" geçerli değil. benzil orospuların mutlu olmaya hakkı yok. ve ben bunu kabullenemiyorum. iyi insanların, hakettikleir mutluluğu kıskanıp nedne mutlu olmadığımı ve olamayacağımı anlamaya çalılıyorum hala. küçük şeylerin peşinden koşan küçük bir yaratıktan başka bişey değilim. ve bi de hala üstüne üzerinde ağlanacak bir omuz arıyorum. utanma duygum dahi kalmamış.
neyse, hani başka şeyler düşünecektim? düşüneyim hadi.
geçenlerde camgöbeği geldi.. brikaç günümü yemiş olsa da kendimle alakalı gelişmeler kaydetmeme yardımcı oldu diye düşünüyordum, öyle de aslında. bilinçli yaptığı bişey değil gerçi, uyarılınca bişeyleirn farkına vardığım sık görülen bişey.
peki ben ne farkettim az önce.. bundan 1 sene önce, yine baharşenliği zamanı beni ziyarete gelmişlerdi. kabul edeyim, benimle yarışamaz bile kötülük konusunda, ama kabul etmeli ki az değildi asla. nemfo hatunun evine gittiğimiz zamnalardna itibaren, yalnız ve yalnızca kaos yaratmak adına beni işledi. ben de en zayıf halimle buna göz yumdum, farkına bile varmadım. "morcivert sana yazıyor" mesajını o denli işledi ki aseksüel ilişkimizin bozulmaması adına hep kaçtım, hep bunun gerçek olmadığını görmek istedim içten içe. bunların hepsini şimdi farkediyorum. durup dururken ortaya varolmayan bişey atıp kaos yaratmak.. tam benlik duruyor değil mi? camgöbeği de az değilmiş diye bu yüzden dedim işte.
şu an intikam almaya, ya da sadece acı çektirmeye karar versem onu yerle bir edbeilirim. ama enerjim yok. kimseye zarar verecek gücüm dahi yok. ama kabul edleim, en zayıf olacağım gün geliyor ve anüs o zaman yerniden başa geçcek. nele rolacağını kim bilebilir? ona karşı koyacak enerjim olmadığı ortada. ona karşı tek dayanağım "anüs olmadığıma" inanmaktı sanki normalde düzgün bir insanmışım da spidermandeki venom gibi, ya da ne bileyim ichigonun hollowu gibi bişey tarafından ele geçiriliyormuşum gibi. ama hani, normalde düzgün insanmışım.. bu yalan. ben anüsüm aslında. hep öyleydim. iyi şeyler yapmaya çalışan, bir parça vicdnaı olan şey aslıdna anüsün yarattıklaırnın acısını kendisi de çekebilmek için kurduğu minik bir düzenek. şu an bu kelimeleri yazan şey, sadece bir yaratık kendine d ezarar verebilsin diye yaratılmış bir personadan ibaret. mutsuz olabilmek için. komik geliyor kulağa değil mi? öyle ama. kendimi değersiz hissediyorum. bir takım emeller için alet ediliyormuşum gibi. gibisi fazla aslında, öyle çünkü.
dikkatimi dağıtamadım. olmadı. şu an tek ama tek isteğim birinin beni araması sanırım. kim olduğu fark bile etmez, değil mi.. insan sesi olsun. bana ne olamadığımı hatırlatsın. ne olamayacağımı. sadece dikkaitmi dağıtsın. bana enerji versin.
ne olur, telefon çalsın.
bundan başka kendimi kurtaracak bir yol göremiyorum.
saatin ilerlediğini duyuyorum adeta. bu yaz nerde olacağım. seneye nerde olacağım. hayatım ne kadar değişecek? seneye bu zamanlar nerede yaşıyor olacağım..
sezgilerim ne kadar kuvvetli? daha geçen hafta bunun olma ihtimalini düşünmüştüm durup dururken. bu sezgi miydi yoksa bişeyleri mi tetikledim?
annemin "herşey yolundaymış gibi" ses tonunu biliyorum. birşeyler yanlış gidiyor. bişeyler değil, herşey yanlış gidiyor.
en değer verdiğim, en sevdiğim 2-3 insandan birisinin ölümüne nasıl alışırım ki ben. hep ölümden korktum . hem. çünkü ne olduğunu bilmiyorum, algılayamıyorum. nasıl bişey olabilir ki? bütün zamanını beraber geçirdiğin bir insan artık yok.. düşünemiyorum, hayal bile edemiyorum. şu anda gözyaşlarının geldiğini hissedebiliyorum ama ağlayamıyorum, çünkü omzuna başımı koyabileceğim kimse yok. yok işte. ve bunun sebebi başkaları dğeil. kötü arkadaşlar seçmiş olmam falan değil. tamamen benim. insan olmayı bile becerememiş olan ben, bir canavar olan ben. etrafındaki herkese sürekli zarar veren ben. ve burd aoturmuş bencillik yapıyorum. potansiyelini sonuna kadar kullanamamış, destek görememiş, istedikleirnin hepsini gerçekleştirememiş, "yarım" bir hayat yaşamış bir insanın, istedikleirni tamamlayamamış, huzura erememiş bir insanın ölümüne değil de ne kadar yalnız kalacağıma üzülüyorum. güçten düşeceği, zayıflık göstereceği zamnaları hayal ediyorum. ve hala ağlayamıyorum. bencil bir orospunun tekiyim. kimseye bir yararım yok. insanlara iyilik yaparak karma toplayabileceğime inandım. ama bu normal insanlar için geçerli sadece. canavarlar için "iyilik yap iyilik bul" geçerli değil. benzil orospuların mutlu olmaya hakkı yok. ve ben bunu kabullenemiyorum. iyi insanların, hakettikleir mutluluğu kıskanıp nedne mutlu olmadığımı ve olamayacağımı anlamaya çalılıyorum hala. küçük şeylerin peşinden koşan küçük bir yaratıktan başka bişey değilim. ve bi de hala üstüne üzerinde ağlanacak bir omuz arıyorum. utanma duygum dahi kalmamış.
neyse, hani başka şeyler düşünecektim? düşüneyim hadi.
geçenlerde camgöbeği geldi.. brikaç günümü yemiş olsa da kendimle alakalı gelişmeler kaydetmeme yardımcı oldu diye düşünüyordum, öyle de aslında. bilinçli yaptığı bişey değil gerçi, uyarılınca bişeyleirn farkına vardığım sık görülen bişey.
peki ben ne farkettim az önce.. bundan 1 sene önce, yine baharşenliği zamanı beni ziyarete gelmişlerdi. kabul edeyim, benimle yarışamaz bile kötülük konusunda, ama kabul etmeli ki az değildi asla. nemfo hatunun evine gittiğimiz zamnalardna itibaren, yalnız ve yalnızca kaos yaratmak adına beni işledi. ben de en zayıf halimle buna göz yumdum, farkına bile varmadım. "morcivert sana yazıyor" mesajını o denli işledi ki aseksüel ilişkimizin bozulmaması adına hep kaçtım, hep bunun gerçek olmadığını görmek istedim içten içe. bunların hepsini şimdi farkediyorum. durup dururken ortaya varolmayan bişey atıp kaos yaratmak.. tam benlik duruyor değil mi? camgöbeği de az değilmiş diye bu yüzden dedim işte.
şu an intikam almaya, ya da sadece acı çektirmeye karar versem onu yerle bir edbeilirim. ama enerjim yok. kimseye zarar verecek gücüm dahi yok. ama kabul edleim, en zayıf olacağım gün geliyor ve anüs o zaman yerniden başa geçcek. nele rolacağını kim bilebilir? ona karşı koyacak enerjim olmadığı ortada. ona karşı tek dayanağım "anüs olmadığıma" inanmaktı sanki normalde düzgün bir insanmışım da spidermandeki venom gibi, ya da ne bileyim ichigonun hollowu gibi bişey tarafından ele geçiriliyormuşum gibi. ama hani, normalde düzgün insanmışım.. bu yalan. ben anüsüm aslında. hep öyleydim. iyi şeyler yapmaya çalışan, bir parça vicdnaı olan şey aslıdna anüsün yarattıklaırnın acısını kendisi de çekebilmek için kurduğu minik bir düzenek. şu an bu kelimeleri yazan şey, sadece bir yaratık kendine d ezarar verebilsin diye yaratılmış bir personadan ibaret. mutsuz olabilmek için. komik geliyor kulağa değil mi? öyle ama. kendimi değersiz hissediyorum. bir takım emeller için alet ediliyormuşum gibi. gibisi fazla aslında, öyle çünkü.
dikkatimi dağıtamadım. olmadı. şu an tek ama tek isteğim birinin beni araması sanırım. kim olduğu fark bile etmez, değil mi.. insan sesi olsun. bana ne olamadığımı hatırlatsın. ne olamayacağımı. sadece dikkaitmi dağıtsın. bana enerji versin.
ne olur, telefon çalsın.
"ay bnim irl problmlrm vr" diyenlere uçan tekmeyle dalmak istiyorum bu aralar. etrafımda bu modelden çok türedi. bizlerin dertleri "ay bgn derse ytşemdim ::((((" falanmış gibi siktiriboktan şeyleri irl prıbelm olarak sunmaları gerçeğini kaldıramıyorum.
muhtemeln babam ölüyor ve ben sağda solda salak salak gülümsüyorum. lütfen herkes "ay çk büyük skıntım vrr" demeye devam etsin lütfen.
mesela çok merak ediyorum, bize o denli yüklenen mavi napardı. merak işte.
muhtemeln babam ölüyor ve ben sağda solda salak salak gülümsüyorum. lütfen herkes "ay çk büyük skıntım vrr" demeye devam etsin lütfen.
mesela çok merak ediyorum, bize o denli yüklenen mavi napardı. merak işte.
5 Mayıs 2013 Pazar
fuck happened
sanırım morcivert ile dönülemez noktaya geldik :/ acı ama çaresi yok işte.
iki hafta önce etkinliğimiz vardı, üçüncüsü. belki hatırlarsınız, 2 sene önce ilki düzenlendiğinde morcivert hala kızla çıkıyordu falan. neyse. şimdi bu etkinliklerin mevzusu ne biliyor musunuz.. ben 3 seferdir morcivertin yanına kostüm yapıyorum. o da üç seferdir eski sevgilisinin yanına kostüm yapıyor ve tüm zamanını onunla geçiriyor. her seferinde kavgalı oluyoruz. fotoğrafımız bile olmuyor beraber. bu sefer başka olaylar da vardı tabi ama etkinliğin akşamı korkunç bir sinir krizi geçirdim. en yakın arkadaşlarımdan birisinin artık resmi olarak kavgalı olduğum reddettiğim çocukla HER SANİYE takılması, morcivertin ortalarda olmaması falan derken iyiden iyiye asabım bozuldu. şu ana kadar çok az insanın önünde ağlamışımdır, sahiden çok az. bi yeşilin önünde ağladığımı hatırlıyorum tuvalette, beni öpmüştü. ne güzel günlerdi. boktandı aslında da neyse. NEYSE.
etkinlik çıkışı korkunç, sahiden dayanılamaz baş ağrısıyla bizimkilerden ayrıldım, morcivertle buluşacağım, ama ulaşamıyorum. etkinlikte çıkan olayları çözüyordu güya. kadıköyde barlar sokağına geldim bir şekilde. başka arkadşalara rastladım, lafladık falan. morcivertin eski sevgilisiyle takıldığını o noktada öğrendim (hala ulaşılamıyor kendisine tabi) nerde olduklarını öğrendim. nasıl bir iradeye sahibim bilmiyorum ama o mekana gitmeden, başka bi yere oturmayı başardım. oaly çıkarmadım. kimseyi öldürmedim. düşündüğümden iyiyim sanırım.
neyse gittim mekana, ama artık baş ağrısından ağlıyorum. net hatırlamıyorum ama bi noktada morcivert geldi. açık bi şekilde ona değer verip zaman ayırdıkça bunun karşılığını alamadığımdan, inatla ve inatla beraber zaman geçireceğimiz zaman dilimlerinde kızla takılmasının bana nasıl koyduğundan bahsettim. gelen cevap " diyecek bişey bualmıyorum, haklısın". düzelmeye çalışacakmış. eyvallah dedim. hani ağlanıp sızlanmak kadar nefret ettiğim bişey yok ama elimde değildi. ve bunun birçok şeyi değiştireceğini umdum.
iki hafta sonrasına ilerliyoruz.ankaraya, geçen sene kızla konuştuğum etkinliğe gittik. ayrı gittik gerçi. sabah beraber kahvaltı edecektik, terziye gideceğini söyledi. dışarı çıktık sigaraya, döndüğüm saniye reddettiğim çocuk arkadşalaırmın götündeydi, kötü bir günün başlangıcıydı.
neyse, eninde sonunda döndü morcivert kızla beraber. günün içeriğini inanın ki net hatırlamıyorum, bir ara kırmızı ile görüştüm ki shaiden, SAHİDEN, iyi geld, sonra anlatacağım.
akşam morcivert arkadaşının düğününe gidecekti, biz de partiye gittik. bizim kızlardan birisi kayıptı ve kafayı yemek üzereydim. ankaradayız. hatta merkezde bile değiliz. ve kız ortada yok. taksiyle gelirim falan diyor. kalacak yerimiz yok. kafalar berbat durumda.
sonunda geldi. binbir derdimin içinde hala "gelse de azcık yıvışıp onun da moralini düzeltsem" diyorum, çünkü eminim ki bişeylere canı sıkılmıştır.
geldiğini farketmedim çünkü kızlaydı. o noktada kaybolan arkadaşımın da etkisiyle korkunç bir nefret patlaması yaşadım. hani kimleri hayatımda tutuyorum ben diye.
yanıma geldi, burnumu sıkmaya çalıştı, gerçi çekildim "yapma, canım sıkkın" dedim.
ben ona ilgi göstermek durumunda mıyım? ben NPC miyim?
naptı biliyor musunuz.. beni itti. fiziksel şiddet uyguladı. siktir git dedi. küfretti.
bunu bana kimse yapamaz. şimdi bunu yazarken bile içerden bir yerlerden "kitiara gülümsemesi" geliyor. onu bitirecek planları yapmamaya çalışırken parmaklarım kasılıyor.
sonra, bir süre sonra. tekrar geldi. derdini anlattı (bakın hala NPC muamelesi) senin ne olayın var dedi. ben de bişey anlatmadım. ne de olsa sadece onun dertleir olabilir. ben dinlemekle yükümlüyüm. eski sevgilisi KISKANIYOR diye yavruağzını terslemesi peki? *kitiara*
biliyorum kızı hala çok seviyor. ben her ne kadar yavruağzıyla beraber olmaısnı desteklesem de bu konuyla alakalı konuşmnuyorum. ikisinin arasındaki olay, onları alakadar eder. sadece beraber zaman geçireceğimiz zamanlarda dünyanın en büyük AMSALAĞI olarak gidip kıza yanaşması ve kendini üzdürmesine dayanamıyorum. üzdürsün, sikimde bile değil. ama zamanımızı o kız çalmasın lütfen ben morcivertten NPClik beklemiyorum. her zaman derdini tasasını dinlerdim, çözüm üretmeye çalışırdım. tek ama tek bencilliğim bu, benim çevremdeyken o kızla takılmasın. gitsin ankaraya ne halt yiyorsa yesin. ben ona kıyafet dikiyorken " gelcem ben" falan diyip, "ya bilmemkimin sevgilisini alıcaz" gibi dünyanın en lame yalanlarını (bana ve yavruağzına) söyleyip sorna gidip kıza evini açmasın. çünkü bi dahakine, ikinci etkinlikte kendimi tuttuğum gibi tutmam kendimi. muhtemelen bi daha boğma fırsatım olmaz ama maket bıçağını karnının altından sokup yukarı kadar çekerim, tam çenesine kadar.bağırsakları dökülürken ve her tarafa kan fışkırırken, bir snaiyeliğine de olsa mutlu olabilirim. çünkü. çünkü o kızı sevmiyorum. başka bir nedeni yok.
2 haftadır nezaketen selamlaşmak haricinde konuşmuyoruz. iki gündür ağlıyorum, bugünü gözyaşısız geçirdim ama ne kadar sürer bilmiyorum. her an tepem atabilir ve anüse tekrar merhaba diyebilirim. her an olabilir bu.
önce yavruağzını morciverte karşı doldururum. çok zor gözüküyor olabilir, hatta morciverte göre imkansızdır eminim ki. ama yavruağzı morcivertin kötü yönlerine gözünü kapayabiliyor. hatta konuşturmuyor bazen. ama konuşurum. farkettiririm. hayatındaki her insanı ona düşman edebilirim. bunu o kadar sakince yaparım ki insanların yarısı tamamen yarısı da kısmen gidene kadar farkına bile varmaz. benden şüphelenmesiyse daha da uzun sürer.
insanlarla çıkmamdan mı rahatsız? abilik mi yapıyor? en nefret ettiği adamla yatabilirim.
imajını zedeleyebilirim.
anüsken korkum ya d akaybedecek bişeyim olmuyor.
sadece " ne yapardım" diye düşünürken bile içim karardı şu anda. keşke böyle olmasa.. belki de konuşabiliriz hala. konuşabilridik yani. sağda solda " ya daha büyük problemlerim var, şu an xxxı daha az umursayamazdım" dememiş olsaydı. çünkü ben NPCyim dimi. şımarığım sadece. benim sıkıntılarım, dertleirm olamaz. ayrıca, olmasa bile. tamamen haklıyım. iki hafta önce senin önünde AĞLAMIŞIM, sen de elinden geleni yapacğaını söylemişsin. sonra da bu oluyor. sonra da " bi daha onunla görüşmeyeceğiz" olay kızla görüşmesi değil ki? 2 hafta önce içimi döktüğüm bir insanın beni bu kadar SİKLEMEMESİ, beni hayal kırıklığına uğrattı. bu lafı duyduğum gün de gelip " konuşmamaya devam mı edeceğiz" dedi. ben de "e konuşuyoruz işte" diyip işime döndüm.çünkü küs olmak çok komik. selam vermeyecek miyim, aynı ortama girmeyecek miyim. 3 yaşında mıyız..
ankarada kırmızı ile konuştum. yeşil ile daha çok görüşmem lazım. çünkü yeşil benim tek gerçek arkadşaım sanırım. herşeyimi bilmiyor belki ama anüsün yaptıklarından sonra bile beni affetti. bana değer veriyor. en son mavi konusundaki tavrını sert bulsam da yeşil benim için çok önemli. birkaç gün önce buluştuğumda, suratına baktığımda, neden anüs olmamam gerektiğini, hayatta hala sevdiğim insanların olduğunu ve onları üzmemem gerektiğini anımsadım.
bu arada kırmızıya dönmeden, küçük bir anektod gelsin. yeşile morcivert mevzusunu anlatmaya karar verdim. az da olsa tanışıyorlar ve anlatacak kimsem yok. neyse, yeşil morcivertin adını hatırlayamadı. "işte eski sevgilisiylr görüşüyo.." dediğimde şak diye benimle "meşhur xx" diye tanışan diğer eski sevgilinin adını söyledi. yaşadığım mayndfakın hesabı yok tabi. gerçi cadılar bayramında kızı ağır kesmişliğimiz var yeşille. neyse. bu da böyleydi işte. babam yeşile bi dönem morcivertin eski sevgilisinin adıyla sesleniyordu, sonra mavi ve yeşilin yanına bir persona olarak, 4. arkadaşımız olarak takıldı o isim. ne zamanlardı. sahi, mavinin diğer adı da nemfomanyak kadınla aynı. hayat çok acayip, vapurlar falan.
neyse, bazen kırmızı boş konuşuyor ama arada görmek çok güzel. biraz mavi ve yeşil muhabbeti edince gerçek yerimin neresi olduğunu hatırladım, ve tabi gerçek hatalarımı..
bana yüzyıllardır yazan çocuk (of renk de vermedim ki lan saçma oldu ki bu.) arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdi. siklemedim (hiç değilse siklememiş imajı verdim) neyse, 3 hafta sonra falan "neden arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdiğini" anlatmaya geldi. ben de ağzına sıçtım. sen kötü bir insanın ve hayatımda tutmak istemiyorum snei dedim. alsında bitiren oydu ama.. eheh. eğlenceliydi. 5-6 ker ebu lafı tekrarlamama rağmen anlamadı.. insan olmamak zor bişey. sonra ben" robot" diyince suçlu oluyorum insan olmayı öğren de gel plz.
gelelim gecenin son olayına. tabi bu yazıyı 1 haftalık falan bir süreçte yazdığım için duygular gelişmeler flaan hep değişti.
maviye haksızlık etytiğimi hissettim. yeşil ile konuşmuşlar yakın zamanda "nedne böyle olduk, bana bunu nasıl yapabildin" kafası. yeşil de ağır girmiş. iyi yapmış. "bana anüse gösterdiğiniz alakayı gösteremediniz" demiş. işte bu bana çok koydu. neden biliyor musunuz.. çünkü ben anüsken bana o kadar affedici yaklaşmasalardı, ben ilk blogu yazdığımda, benim intihar etmemden çekindiklerinde gece 3de mavi beni evden aramasaydı.. beni siklemeselerdii blog yokmuş gibi davransalardı ben napardım? düşüncesi bile beni tir tir titretiyor. ölsem daha iyi derdim. muhtemelen intiharımı sahiden ederdim. ve şu anda maviye bu alakayı göstermedik. çünkü başka olaylaırn suçunu bize atmış gibi davrandık. o da bize NPC muamelesi yaptı, onu terketmişiz gibi davrndı ama olay bu değildi. biz kendimizi açıklayamadık. ve mavi hala her hafta twitterda, tumblrda bizimle alakalı birşeyler yazıyor. her hafta. ben de komiser vili valo olmak istiyorum. ama o zamanlara dönemiyorum. mavi attığım mesaja cevap vermedi. napacağımı bilemiyorum. yalnızım. yeşil dönmek istemiyor. yeşil kızgın. ben de kızgınım ama borcum var gibi hissediuyorum.
bu mavinin tumblrndan..
"
Kin beslemek. Evet kin besleyemiyorum. Bi kişi hariç. Aslında ona duyduğum da kin, nefret değil belki. Hayal kırıklığı. Evet bu daha doğru oldu sanırım.
Benim gibi bencil bi insan bile onun yaptığı bencilliği anlayamıyosa bunda bi iş vardır gerçekten dostlar. Şöyle de birşey var ki. Insan yaptığı hataları “o dönem yaşadığı zorluklara” bahane etmemelidir. Yanlış birşeyler yapıyorsan bunu hayatın zorluğundan, insanların acımasızlığından yaptım diyemezsin. “Sen” yapmışsındır. Sonuçlarını da üstlenmelisindir. Çünkü birşeye açıklık getirmek gerekirse; hayat zor, insanlar da acımasız, bahanelerin ardına saklanmakta yersizdir.
Her neyse.
Sonuç olarak ben bu kişiyi affedemiyorum. Affetmeye de çabalamak istemiyorum doğrusu. Gün gelecek kopup gidecek aramızda ki bağ. Umarım o gün çabucak gelir de ben kötü olmam."
Ben bu kadar kötü bir insan mıyıdım. ben böyle bir hayalkırıklığı mıyım.. bunu düzeltemeyeceğimi bile bile nasıl yaşayabiliyorum ki..
sonuç olarak herkes hayatımdan gidiyor ben de taşaksız yarrak gibi kalıcma ortada. süper.
iki hafta önce etkinliğimiz vardı, üçüncüsü. belki hatırlarsınız, 2 sene önce ilki düzenlendiğinde morcivert hala kızla çıkıyordu falan. neyse. şimdi bu etkinliklerin mevzusu ne biliyor musunuz.. ben 3 seferdir morcivertin yanına kostüm yapıyorum. o da üç seferdir eski sevgilisinin yanına kostüm yapıyor ve tüm zamanını onunla geçiriyor. her seferinde kavgalı oluyoruz. fotoğrafımız bile olmuyor beraber. bu sefer başka olaylar da vardı tabi ama etkinliğin akşamı korkunç bir sinir krizi geçirdim. en yakın arkadaşlarımdan birisinin artık resmi olarak kavgalı olduğum reddettiğim çocukla HER SANİYE takılması, morcivertin ortalarda olmaması falan derken iyiden iyiye asabım bozuldu. şu ana kadar çok az insanın önünde ağlamışımdır, sahiden çok az. bi yeşilin önünde ağladığımı hatırlıyorum tuvalette, beni öpmüştü. ne güzel günlerdi. boktandı aslında da neyse. NEYSE.
etkinlik çıkışı korkunç, sahiden dayanılamaz baş ağrısıyla bizimkilerden ayrıldım, morcivertle buluşacağım, ama ulaşamıyorum. etkinlikte çıkan olayları çözüyordu güya. kadıköyde barlar sokağına geldim bir şekilde. başka arkadşalara rastladım, lafladık falan. morcivertin eski sevgilisiyle takıldığını o noktada öğrendim (hala ulaşılamıyor kendisine tabi) nerde olduklarını öğrendim. nasıl bir iradeye sahibim bilmiyorum ama o mekana gitmeden, başka bi yere oturmayı başardım. oaly çıkarmadım. kimseyi öldürmedim. düşündüğümden iyiyim sanırım.
neyse gittim mekana, ama artık baş ağrısından ağlıyorum. net hatırlamıyorum ama bi noktada morcivert geldi. açık bi şekilde ona değer verip zaman ayırdıkça bunun karşılığını alamadığımdan, inatla ve inatla beraber zaman geçireceğimiz zaman dilimlerinde kızla takılmasının bana nasıl koyduğundan bahsettim. gelen cevap " diyecek bişey bualmıyorum, haklısın". düzelmeye çalışacakmış. eyvallah dedim. hani ağlanıp sızlanmak kadar nefret ettiğim bişey yok ama elimde değildi. ve bunun birçok şeyi değiştireceğini umdum.
iki hafta sonrasına ilerliyoruz.ankaraya, geçen sene kızla konuştuğum etkinliğe gittik. ayrı gittik gerçi. sabah beraber kahvaltı edecektik, terziye gideceğini söyledi. dışarı çıktık sigaraya, döndüğüm saniye reddettiğim çocuk arkadşalaırmın götündeydi, kötü bir günün başlangıcıydı.
neyse, eninde sonunda döndü morcivert kızla beraber. günün içeriğini inanın ki net hatırlamıyorum, bir ara kırmızı ile görüştüm ki shaiden, SAHİDEN, iyi geld, sonra anlatacağım.
akşam morcivert arkadaşının düğününe gidecekti, biz de partiye gittik. bizim kızlardan birisi kayıptı ve kafayı yemek üzereydim. ankaradayız. hatta merkezde bile değiliz. ve kız ortada yok. taksiyle gelirim falan diyor. kalacak yerimiz yok. kafalar berbat durumda.
sonunda geldi. binbir derdimin içinde hala "gelse de azcık yıvışıp onun da moralini düzeltsem" diyorum, çünkü eminim ki bişeylere canı sıkılmıştır.
geldiğini farketmedim çünkü kızlaydı. o noktada kaybolan arkadaşımın da etkisiyle korkunç bir nefret patlaması yaşadım. hani kimleri hayatımda tutuyorum ben diye.
yanıma geldi, burnumu sıkmaya çalıştı, gerçi çekildim "yapma, canım sıkkın" dedim.
ben ona ilgi göstermek durumunda mıyım? ben NPC miyim?
naptı biliyor musunuz.. beni itti. fiziksel şiddet uyguladı. siktir git dedi. küfretti.
bunu bana kimse yapamaz. şimdi bunu yazarken bile içerden bir yerlerden "kitiara gülümsemesi" geliyor. onu bitirecek planları yapmamaya çalışırken parmaklarım kasılıyor.
sonra, bir süre sonra. tekrar geldi. derdini anlattı (bakın hala NPC muamelesi) senin ne olayın var dedi. ben de bişey anlatmadım. ne de olsa sadece onun dertleir olabilir. ben dinlemekle yükümlüyüm. eski sevgilisi KISKANIYOR diye yavruağzını terslemesi peki? *kitiara*
biliyorum kızı hala çok seviyor. ben her ne kadar yavruağzıyla beraber olmaısnı desteklesem de bu konuyla alakalı konuşmnuyorum. ikisinin arasındaki olay, onları alakadar eder. sadece beraber zaman geçireceğimiz zamanlarda dünyanın en büyük AMSALAĞI olarak gidip kıza yanaşması ve kendini üzdürmesine dayanamıyorum. üzdürsün, sikimde bile değil. ama zamanımızı o kız çalmasın lütfen ben morcivertten NPClik beklemiyorum. her zaman derdini tasasını dinlerdim, çözüm üretmeye çalışırdım. tek ama tek bencilliğim bu, benim çevremdeyken o kızla takılmasın. gitsin ankaraya ne halt yiyorsa yesin. ben ona kıyafet dikiyorken " gelcem ben" falan diyip, "ya bilmemkimin sevgilisini alıcaz" gibi dünyanın en lame yalanlarını (bana ve yavruağzına) söyleyip sorna gidip kıza evini açmasın. çünkü bi dahakine, ikinci etkinlikte kendimi tuttuğum gibi tutmam kendimi. muhtemelen bi daha boğma fırsatım olmaz ama maket bıçağını karnının altından sokup yukarı kadar çekerim, tam çenesine kadar.bağırsakları dökülürken ve her tarafa kan fışkırırken, bir snaiyeliğine de olsa mutlu olabilirim. çünkü. çünkü o kızı sevmiyorum. başka bir nedeni yok.
2 haftadır nezaketen selamlaşmak haricinde konuşmuyoruz. iki gündür ağlıyorum, bugünü gözyaşısız geçirdim ama ne kadar sürer bilmiyorum. her an tepem atabilir ve anüse tekrar merhaba diyebilirim. her an olabilir bu.
önce yavruağzını morciverte karşı doldururum. çok zor gözüküyor olabilir, hatta morciverte göre imkansızdır eminim ki. ama yavruağzı morcivertin kötü yönlerine gözünü kapayabiliyor. hatta konuşturmuyor bazen. ama konuşurum. farkettiririm. hayatındaki her insanı ona düşman edebilirim. bunu o kadar sakince yaparım ki insanların yarısı tamamen yarısı da kısmen gidene kadar farkına bile varmaz. benden şüphelenmesiyse daha da uzun sürer.
insanlarla çıkmamdan mı rahatsız? abilik mi yapıyor? en nefret ettiği adamla yatabilirim.
imajını zedeleyebilirim.
anüsken korkum ya d akaybedecek bişeyim olmuyor.
sadece " ne yapardım" diye düşünürken bile içim karardı şu anda. keşke böyle olmasa.. belki de konuşabiliriz hala. konuşabilridik yani. sağda solda " ya daha büyük problemlerim var, şu an xxxı daha az umursayamazdım" dememiş olsaydı. çünkü ben NPCyim dimi. şımarığım sadece. benim sıkıntılarım, dertleirm olamaz. ayrıca, olmasa bile. tamamen haklıyım. iki hafta önce senin önünde AĞLAMIŞIM, sen de elinden geleni yapacğaını söylemişsin. sonra da bu oluyor. sonra da " bi daha onunla görüşmeyeceğiz" olay kızla görüşmesi değil ki? 2 hafta önce içimi döktüğüm bir insanın beni bu kadar SİKLEMEMESİ, beni hayal kırıklığına uğrattı. bu lafı duyduğum gün de gelip " konuşmamaya devam mı edeceğiz" dedi. ben de "e konuşuyoruz işte" diyip işime döndüm.çünkü küs olmak çok komik. selam vermeyecek miyim, aynı ortama girmeyecek miyim. 3 yaşında mıyız..
ankarada kırmızı ile konuştum. yeşil ile daha çok görüşmem lazım. çünkü yeşil benim tek gerçek arkadşaım sanırım. herşeyimi bilmiyor belki ama anüsün yaptıklarından sonra bile beni affetti. bana değer veriyor. en son mavi konusundaki tavrını sert bulsam da yeşil benim için çok önemli. birkaç gün önce buluştuğumda, suratına baktığımda, neden anüs olmamam gerektiğini, hayatta hala sevdiğim insanların olduğunu ve onları üzmemem gerektiğini anımsadım.
bu arada kırmızıya dönmeden, küçük bir anektod gelsin. yeşile morcivert mevzusunu anlatmaya karar verdim. az da olsa tanışıyorlar ve anlatacak kimsem yok. neyse, yeşil morcivertin adını hatırlayamadı. "işte eski sevgilisiylr görüşüyo.." dediğimde şak diye benimle "meşhur xx" diye tanışan diğer eski sevgilinin adını söyledi. yaşadığım mayndfakın hesabı yok tabi. gerçi cadılar bayramında kızı ağır kesmişliğimiz var yeşille. neyse. bu da böyleydi işte. babam yeşile bi dönem morcivertin eski sevgilisinin adıyla sesleniyordu, sonra mavi ve yeşilin yanına bir persona olarak, 4. arkadaşımız olarak takıldı o isim. ne zamanlardı. sahi, mavinin diğer adı da nemfomanyak kadınla aynı. hayat çok acayip, vapurlar falan.
neyse, bazen kırmızı boş konuşuyor ama arada görmek çok güzel. biraz mavi ve yeşil muhabbeti edince gerçek yerimin neresi olduğunu hatırladım, ve tabi gerçek hatalarımı..
bana yüzyıllardır yazan çocuk (of renk de vermedim ki lan saçma oldu ki bu.) arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdi. siklemedim (hiç değilse siklememiş imajı verdim) neyse, 3 hafta sonra falan "neden arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdiğini" anlatmaya geldi. ben de ağzına sıçtım. sen kötü bir insanın ve hayatımda tutmak istemiyorum snei dedim. alsında bitiren oydu ama.. eheh. eğlenceliydi. 5-6 ker ebu lafı tekrarlamama rağmen anlamadı.. insan olmamak zor bişey. sonra ben" robot" diyince suçlu oluyorum insan olmayı öğren de gel plz.
gelelim gecenin son olayına. tabi bu yazıyı 1 haftalık falan bir süreçte yazdığım için duygular gelişmeler flaan hep değişti.
maviye haksızlık etytiğimi hissettim. yeşil ile konuşmuşlar yakın zamanda "nedne böyle olduk, bana bunu nasıl yapabildin" kafası. yeşil de ağır girmiş. iyi yapmış. "bana anüse gösterdiğiniz alakayı gösteremediniz" demiş. işte bu bana çok koydu. neden biliyor musunuz.. çünkü ben anüsken bana o kadar affedici yaklaşmasalardı, ben ilk blogu yazdığımda, benim intihar etmemden çekindiklerinde gece 3de mavi beni evden aramasaydı.. beni siklemeselerdii blog yokmuş gibi davransalardı ben napardım? düşüncesi bile beni tir tir titretiyor. ölsem daha iyi derdim. muhtemelen intiharımı sahiden ederdim. ve şu anda maviye bu alakayı göstermedik. çünkü başka olaylaırn suçunu bize atmış gibi davrandık. o da bize NPC muamelesi yaptı, onu terketmişiz gibi davrndı ama olay bu değildi. biz kendimizi açıklayamadık. ve mavi hala her hafta twitterda, tumblrda bizimle alakalı birşeyler yazıyor. her hafta. ben de komiser vili valo olmak istiyorum. ama o zamanlara dönemiyorum. mavi attığım mesaja cevap vermedi. napacağımı bilemiyorum. yalnızım. yeşil dönmek istemiyor. yeşil kızgın. ben de kızgınım ama borcum var gibi hissediuyorum.
bu mavinin tumblrndan..
"
Kin beslemek. Evet kin besleyemiyorum. Bi kişi hariç. Aslında ona duyduğum da kin, nefret değil belki. Hayal kırıklığı. Evet bu daha doğru oldu sanırım.
Benim gibi bencil bi insan bile onun yaptığı bencilliği anlayamıyosa bunda bi iş vardır gerçekten dostlar. Şöyle de birşey var ki. Insan yaptığı hataları “o dönem yaşadığı zorluklara” bahane etmemelidir. Yanlış birşeyler yapıyorsan bunu hayatın zorluğundan, insanların acımasızlığından yaptım diyemezsin. “Sen” yapmışsındır. Sonuçlarını da üstlenmelisindir. Çünkü birşeye açıklık getirmek gerekirse; hayat zor, insanlar da acımasız, bahanelerin ardına saklanmakta yersizdir.
Her neyse.
Sonuç olarak ben bu kişiyi affedemiyorum. Affetmeye de çabalamak istemiyorum doğrusu. Gün gelecek kopup gidecek aramızda ki bağ. Umarım o gün çabucak gelir de ben kötü olmam."
Ben bu kadar kötü bir insan mıyıdım. ben böyle bir hayalkırıklığı mıyım.. bunu düzeltemeyeceğimi bile bile nasıl yaşayabiliyorum ki..
sonuç olarak herkes hayatımdan gidiyor ben de taşaksız yarrak gibi kalıcma ortada. süper.
Birşey anlatacak enerjim dahi kalmadı. yazmam gereken sayfalar dolusu olay var. görüştüğüm onca insan, dramalar.
ama olmuyor. çok yoruldum çok.
neden hayatıma alıp da kendimi anlattığım herkes hayatımdan çıkıp gidiyor benim?
gelişme yok değil. yılda 1 kez falan ağlayan ben 2 gündür peşpeşe ağlıyordum mesela public mekanlarda falan. bugün ağlamadım henüz.
Mavi neden gitti. neden onun peşinden gidemiyorum. neden böyle yapıyor.
anüsün yaptığının aynını yapıyor ve ben onun mavisi olamıyorum. yeşil de öyle.
morcivertle de boka sardı herşey. dayanamıyorum artık. haklıyım. ve bu onun sikinde değil. mükemmel. keisnlikle.
bu hayatsa daha fazla yaşamak istemiyorum, artık devam edecek enerjim kalmadı.
HERKES HAYATIMDAN GİDİYOR. 4 sene öncesi gibi. yine anüs zamanlarında gibiyim.
napacağım. blogu doldurup, derdimi tasmaı anlatıp, bu sefer hiçbirşeyi umursamadan içecek miyim bu hapları. gitmeye hazır mıyım? gitmek istiyor muyum?
neden bu kadar çok sorumluluğum derdim tasam var. neden?
neden içimdeki canavarı kontrol etmek bu kadar zor ve neden hiçbirşey yapamıyorum?
ne zaman insan olmakta bu kadar başarısız olmaya başladım ki ben..
ağlamaktan içim çürüdü. acı çekmek çözüm değilmiş. anüsün geldiğini hissediyorum yavaştan. etrafı mı yıkacağım yine. ben bu kadar düştüm mü..
bişeyler yapmam lazım. hemen yapmazsam kafayı yiyeceğim.
ama olmuyor. çok yoruldum çok.
neden hayatıma alıp da kendimi anlattığım herkes hayatımdan çıkıp gidiyor benim?
gelişme yok değil. yılda 1 kez falan ağlayan ben 2 gündür peşpeşe ağlıyordum mesela public mekanlarda falan. bugün ağlamadım henüz.
Mavi neden gitti. neden onun peşinden gidemiyorum. neden böyle yapıyor.
anüsün yaptığının aynını yapıyor ve ben onun mavisi olamıyorum. yeşil de öyle.
morcivertle de boka sardı herşey. dayanamıyorum artık. haklıyım. ve bu onun sikinde değil. mükemmel. keisnlikle.
bu hayatsa daha fazla yaşamak istemiyorum, artık devam edecek enerjim kalmadı.
HERKES HAYATIMDAN GİDİYOR. 4 sene öncesi gibi. yine anüs zamanlarında gibiyim.
napacağım. blogu doldurup, derdimi tasmaı anlatıp, bu sefer hiçbirşeyi umursamadan içecek miyim bu hapları. gitmeye hazır mıyım? gitmek istiyor muyum?
neden bu kadar çok sorumluluğum derdim tasam var. neden?
neden içimdeki canavarı kontrol etmek bu kadar zor ve neden hiçbirşey yapamıyorum?
ne zaman insan olmakta bu kadar başarısız olmaya başladım ki ben..
ağlamaktan içim çürüdü. acı çekmek çözüm değilmiş. anüsün geldiğini hissediyorum yavaştan. etrafı mı yıkacağım yine. ben bu kadar düştüm mü..
bişeyler yapmam lazım. hemen yapmazsam kafayı yiyeceğim.
14 Mart 2013 Perşembe
bence bu eski sevgiliyi öldürsem çözülür herşey. şaka lan şaka. VURMA ŞAKA YAPTIM
Her zamanki gibi dibe vurduğum bir anda karşınızdayım sayın blog okuyucuları. gerçi bi insan bu blogu niye okur bilemiyorum, sahiden. varlığını yalnızca yeşile söyledim ama okumadığını biliyorum.. morcivertle anüsün blogunu konuşurken bi kere camgöbeği dedi ama okuyor mudur bilmiyorum. neyse.. kimsenin okumasına gerek yok zaten..
peki neden döndüm buraya..bişeye bakmam gerekiyodu, ne olduğunu unuttum şimdi. ama girip de baştan sona okuyunca bir garip oldum. morcivertin bana yazdığını falan zannetmişim. savunmam var, bana yazmayan pek erkek yok çevremde ve baya , BAYA, depresiftim. fakat kendime iyi güldüm. okumuşsa eğere çok yanlış algılamıştır lan. gomen.
neyse,ne yazıcam peki. yine drama var. çok drama var. muhtemelen son yazdığımdan beri çok şey birikmiştir ama dönüp "en son neler yazmışım" diye bakacak takatim yok.
Bana yazan çocuk vardı ya. son kez reddettiğim hani. işte onu son kez reddetmedim. olaylar gelişti. en son" biraz düşünmeye" karar verdi ve birkaç gün sonra döndü bana.. gayet " anlıyorum seni ve hislerini..öyle olsun" gibi bi sonuç beklerken "seni seviyorum ve sonsuza kadar sevicem" kafasında bitti konuşmamız. reddetmenin çok ama çok zor fakat mecburi olduğu bir TELEFON KONUŞMASI.
neyse. mevzu şu ki konuşma sırasında muhabbet çocuğun inatla ve her yönüyle taklit ettiği morciverte geldi. bişey biliyormuş ama söyleyemezmiş. sıkıştırdım, çok sıkıştırdım hem de.
Bizim bomba gibi doğal sarışın koca memeleri ve yeşil-sarı gözleri olan.. neyse nemfo hatunun yazdığı bloga dönmesin.. bi arkadaş var. ağzında bakla ıslanmaz ama yine dr herşeyimizi anlatırız. bi noktada morcivert ile bu hatun daarkadaş oldular, komşulardı, arada sırada bulup kahve içmeye başladılar falan. ve kız ilginç bi şekilde aralarındaki muhabbeti bana anlatmıyordu. morcivert oldukça ikna edici olabiliyor sanırım.. ya da ona bişey anlatmıyor. ikisinden biri. herşeye rağmen anlatma potansiyeli hep var çünkü.
neyse, bana yazan çocuk dedi ki morcivert bu kıza bişey söylemiş. uzun bi ikna süreci sonucunda, birebir cümle ilettiğini ifade ederek "aslında hala*eski sevgilime* aşığım, ama *olm benim nicknameim olsa iyi olucaktı laaaan neyse, benim adım geçiyor burda* ile arkadaşlığımı bozmamak için ayrıldım, hala çok seviyorum blah blah blah"
şimdi. bu hassas bi konu çünkü biz morcivertle bu mesele yüzünden kavga ettik, bi kere, yeni ayrıldıklarında shaiden bu tarz bi laf ederek biraz suçlamıştı beni, çok üzülmüştüm. olay eski sevgilisini seviyor olması değil, sevebilir. bana onları "benim ayırmadığımı" da söyledi zaten daha önce. olay şu ki böyle bişey olsa bile bu kıza söylemez. hadi diyelim söyledi (lan ben mi ayırdım sizi pezevenk) bu kız gidip de bana yazna çocuğa söylemez bunu. bişeyler çok ama çok yanlıştı. seni hep sevicme yıllarca bekliycem!!
neyse.. dediğim gibi, garipti.. bu benim içimi yedi.böyle bi laf etmesinin tek bi sebebi olabilir *ki bugün bunu morciverte de söylemek durumunda kaldım lanet olsun ki- muhtemelen çocuk benim morciverte yazdığımı düşündü ve ondan beni soğutmaya çalıştı. tabi çocuğun beni kötü etkilediğini de düşünüyor sadece aramızı bozmaya çalışmış da olabilir ama hala bu eskli sevgili muhabbetinin dönmesi beni dahi çileden çıkarıyor, morciverte asla ama asla söyleyemezdim. söylesem çocuğun cenazesine gitmeye yüzüm olmazdı..
çocuk da "asla kimseye söyleme.." diyerek iletmişti bana, yüzü omzuma koyup kaçmıştı, dağanılır gibi değildi, altında eziliyordum.. birkaç gün sonra dayanamayıp kıza sordum, böyle bi muhabbet olmadığını söyledi. o d aşok olmuştu.. bu noktadan sonra çok üzülmeme rağmen yavaş yavaş çocuktan uzaklaştım, aynı şekilde kız da kavga edip siktiri çekti.
işin garip kısmına şimdi geliyoruz. bugün perşembe, bundan 3 gün önce, pazartesi kızla morcivert dışarı çıktıklarında ben de takıldım yanlarına. laf arasında bunun muhabbeti geçti, morcivert ne olduğunu sorduğunda mühim değil dedik ve ben ikisini beraber yolladım. EH KAFAMA SIÇAYIM. soracağını, kızın da anlatacağını akıl edemedim. üzerinden zaman geçmiş olsa da çocuk yarı ölü sayılır.
neyse. bikaç gündür soğuk davranıyordu morcivert, bu akşam yavruağzı ve onunla buluştum, hala soğuktu. "başım ağrıyor, hastayım -ki o muhabbete de gelicem :/ -" muhabbeti geçince "eh, neyse olur öyle" dedim ama konu sonunda patladı. akşam boyunca ağzından 2-3 kelime anca alabildim, yavruağzı aramızı yapmaya çalıştı ama yapılacak bi tarafı yok. bi yandan suçlu hissediyorum ama bi yandan morcivertin bilmesini istemedim, çünkü üzülecek, olay çıkacak ve bana yazan çocuk yaralı haliyle çok seksi olacak-ölmeyeceğini varsayıuorum-. ama laf bi şekilde ulaşmıştı. "kızdan duyacağıma sendne duysaydım" lafı koydu biraz, ama nasıl söyleyebilirdim ki? "öldürmemek için kendini zor tuttuğun çocuk var ya. eski sevgilin hakkında konuştu ve aramızı bozmaya çalıştı çok komik değil mi"
iki gün sonra falan konuşacaklar tahminimce ve hiç hoş şeyler olmayacak.. bildiğin çocuktan tiksinmiş durumdayım. çok şey söylemedi morcivert ama birkaç laf daha duymuş.. çocuk mocivertin kendisine sataşmasını beklemekteymiş (duuuude, no.) ve bu arada bizim kıza da yazmış, best friends forever modundalardı bi de. çirkin değil mi.. ben bu çocuk üzülmesin diye BİRBUÇUK SENE BOYUNCA ŞEKİLDEN ŞEKLE GİRDİM, HER REDDEDİŞİMDE VE REDDEDİŞİM SONRASINDA YAPTIĞI SAÇMALIKLARA VE KENDİNİ PARALAMASIYLA KAHROLDUM, VE SONUÇ BU.
hep böyle oluyor. bu bir klasik. hepsi demeyceeğim ama çoğu da benim suçum. b, şekilde morcivert ile aramı düzeltmem lazım, yanında olmam lazım... madem ciddi bir hastalık mevzusu var biraz olsun normal bir insan olmam lazım yanında olmam lazım. tedavisiz bişey değil ama yine d ekoyuyor.. of. neden biçok şey bizim başımıza geliyor?
peki neden döndüm buraya..bişeye bakmam gerekiyodu, ne olduğunu unuttum şimdi. ama girip de baştan sona okuyunca bir garip oldum. morcivertin bana yazdığını falan zannetmişim. savunmam var, bana yazmayan pek erkek yok çevremde ve baya , BAYA, depresiftim. fakat kendime iyi güldüm. okumuşsa eğere çok yanlış algılamıştır lan. gomen.
neyse,ne yazıcam peki. yine drama var. çok drama var. muhtemelen son yazdığımdan beri çok şey birikmiştir ama dönüp "en son neler yazmışım" diye bakacak takatim yok.
Bana yazan çocuk vardı ya. son kez reddettiğim hani. işte onu son kez reddetmedim. olaylar gelişti. en son" biraz düşünmeye" karar verdi ve birkaç gün sonra döndü bana.. gayet " anlıyorum seni ve hislerini..öyle olsun" gibi bi sonuç beklerken "seni seviyorum ve sonsuza kadar sevicem" kafasında bitti konuşmamız. reddetmenin çok ama çok zor fakat mecburi olduğu bir TELEFON KONUŞMASI.
neyse. mevzu şu ki konuşma sırasında muhabbet çocuğun inatla ve her yönüyle taklit ettiği morciverte geldi. bişey biliyormuş ama söyleyemezmiş. sıkıştırdım, çok sıkıştırdım hem de.
Bizim bomba gibi doğal sarışın koca memeleri ve yeşil-sarı gözleri olan.. neyse nemfo hatunun yazdığı bloga dönmesin.. bi arkadaş var. ağzında bakla ıslanmaz ama yine dr herşeyimizi anlatırız. bi noktada morcivert ile bu hatun daarkadaş oldular, komşulardı, arada sırada bulup kahve içmeye başladılar falan. ve kız ilginç bi şekilde aralarındaki muhabbeti bana anlatmıyordu. morcivert oldukça ikna edici olabiliyor sanırım.. ya da ona bişey anlatmıyor. ikisinden biri. herşeye rağmen anlatma potansiyeli hep var çünkü.
neyse, bana yazan çocuk dedi ki morcivert bu kıza bişey söylemiş. uzun bi ikna süreci sonucunda, birebir cümle ilettiğini ifade ederek "aslında hala*eski sevgilime* aşığım, ama *olm benim nicknameim olsa iyi olucaktı laaaan neyse, benim adım geçiyor burda* ile arkadaşlığımı bozmamak için ayrıldım, hala çok seviyorum blah blah blah"
şimdi. bu hassas bi konu çünkü biz morcivertle bu mesele yüzünden kavga ettik, bi kere, yeni ayrıldıklarında shaiden bu tarz bi laf ederek biraz suçlamıştı beni, çok üzülmüştüm. olay eski sevgilisini seviyor olması değil, sevebilir. bana onları "benim ayırmadığımı" da söyledi zaten daha önce. olay şu ki böyle bişey olsa bile bu kıza söylemez. hadi diyelim söyledi (lan ben mi ayırdım sizi pezevenk) bu kız gidip de bana yazna çocuğa söylemez bunu. bişeyler çok ama çok yanlıştı. seni hep sevicme yıllarca bekliycem!!
neyse.. dediğim gibi, garipti.. bu benim içimi yedi.böyle bi laf etmesinin tek bi sebebi olabilir *ki bugün bunu morciverte de söylemek durumunda kaldım lanet olsun ki- muhtemelen çocuk benim morciverte yazdığımı düşündü ve ondan beni soğutmaya çalıştı. tabi çocuğun beni kötü etkilediğini de düşünüyor sadece aramızı bozmaya çalışmış da olabilir ama hala bu eskli sevgili muhabbetinin dönmesi beni dahi çileden çıkarıyor, morciverte asla ama asla söyleyemezdim. söylesem çocuğun cenazesine gitmeye yüzüm olmazdı..
çocuk da "asla kimseye söyleme.." diyerek iletmişti bana, yüzü omzuma koyup kaçmıştı, dağanılır gibi değildi, altında eziliyordum.. birkaç gün sonra dayanamayıp kıza sordum, böyle bi muhabbet olmadığını söyledi. o d aşok olmuştu.. bu noktadan sonra çok üzülmeme rağmen yavaş yavaş çocuktan uzaklaştım, aynı şekilde kız da kavga edip siktiri çekti.
işin garip kısmına şimdi geliyoruz. bugün perşembe, bundan 3 gün önce, pazartesi kızla morcivert dışarı çıktıklarında ben de takıldım yanlarına. laf arasında bunun muhabbeti geçti, morcivert ne olduğunu sorduğunda mühim değil dedik ve ben ikisini beraber yolladım. EH KAFAMA SIÇAYIM. soracağını, kızın da anlatacağını akıl edemedim. üzerinden zaman geçmiş olsa da çocuk yarı ölü sayılır.
neyse. bikaç gündür soğuk davranıyordu morcivert, bu akşam yavruağzı ve onunla buluştum, hala soğuktu. "başım ağrıyor, hastayım -ki o muhabbete de gelicem :/ -" muhabbeti geçince "eh, neyse olur öyle" dedim ama konu sonunda patladı. akşam boyunca ağzından 2-3 kelime anca alabildim, yavruağzı aramızı yapmaya çalıştı ama yapılacak bi tarafı yok. bi yandan suçlu hissediyorum ama bi yandan morcivertin bilmesini istemedim, çünkü üzülecek, olay çıkacak ve bana yazan çocuk yaralı haliyle çok seksi olacak-ölmeyeceğini varsayıuorum-. ama laf bi şekilde ulaşmıştı. "kızdan duyacağıma sendne duysaydım" lafı koydu biraz, ama nasıl söyleyebilirdim ki? "öldürmemek için kendini zor tuttuğun çocuk var ya. eski sevgilin hakkında konuştu ve aramızı bozmaya çalıştı çok komik değil mi"
iki gün sonra falan konuşacaklar tahminimce ve hiç hoş şeyler olmayacak.. bildiğin çocuktan tiksinmiş durumdayım. çok şey söylemedi morcivert ama birkaç laf daha duymuş.. çocuk mocivertin kendisine sataşmasını beklemekteymiş (duuuude, no.) ve bu arada bizim kıza da yazmış, best friends forever modundalardı bi de. çirkin değil mi.. ben bu çocuk üzülmesin diye BİRBUÇUK SENE BOYUNCA ŞEKİLDEN ŞEKLE GİRDİM, HER REDDEDİŞİMDE VE REDDEDİŞİM SONRASINDA YAPTIĞI SAÇMALIKLARA VE KENDİNİ PARALAMASIYLA KAHROLDUM, VE SONUÇ BU.
hep böyle oluyor. bu bir klasik. hepsi demeyceeğim ama çoğu da benim suçum. b, şekilde morcivert ile aramı düzeltmem lazım, yanında olmam lazım... madem ciddi bir hastalık mevzusu var biraz olsun normal bir insan olmam lazım yanında olmam lazım. tedavisiz bişey değil ama yine d ekoyuyor.. of. neden biçok şey bizim başımıza geliyor?
19 Şubat 2013 Salı
Bana yazan çocuğu, net ve son kez reddettim. bu bana o kadar koydu ki bunu anlatmam imkansız.
Yani. birinin birşeye ya da birisine nasıl açıklayamadan bağlanabileceğini gayet iyi biliyorum. yine de reddetmek zorundaydım. oluru yoktu. en son Morcivert'i bana kötüleyerek son noktayı da koymuş oldu.
öte yandan Morcivertle yürüttüğümüz yegane aseksüel ilişkim (heellllooo gürlz) de boka sarıyor gibi. bikaç gündür bunalımda ve niye böyle bilmiyorum, muhtemelen eski kız arkadşaıyla görüşmesinin etkisi var.
Sahiden hayatımdaki herşey o kadar can sıkıcı ki. bana yazna çocuk -tavırlarından anladığım kadarıyla- morciverte yazdığımı düşünüyor. ananızı , bacınızı, birisi de bunu düşünmesin amk. yazmıyoruz işte birbirimize. end of it. period.
bordo mesja attı geçen. bakın bu sahiden sahiden acayip. sahiden sevip de güvendiğim ve çok ciddi kazık yediğim onlarca insnadan birisi olan bordo kendi ilacını tadınca tıppış tıpış döndü. özür dilemedi, arkadaş olalım demedi ama zamanında yazdığım hikayeleri ve rolleri nasıl ve nedne paylaştırdığımı, çok ama çok daha iyi anladım. kendisinin de zamanında bu şekilde baktığını görmek beni sevindirmedi değil. şu anki durumumuzun da zerre önemi yok. siyah gibi gerizekalı falan da değil. gerizekalı ama siyah gibi değil, ayrı bir tür salak. neyse.
asıl mesele bunlar dğeil. asıl mesele mavi. ve bu konuda yapılacak hiçbişey yok. babaannesinin ölümünden sonra iyiden iyiye depresyona giren mavi arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdi, hem yeşil hem de benle. ne kafasında bilmyiroum, muhtemelen onu geride bırakıp gittik hayatımızı yaşıyoruz sanıyor. bu denli bencil davranması beni paralamıyor değil ama yapabileceğim bişiy yok. tumblr yazısını görünce yeşille d ekonuştum. shaiden. yapıcak bişey yok.. hatasını anlar da dönerse, kapım her zaman açık " sen kimdin, numaran bende yok" dmeiş olsa bile.
aynısını ben de zamanında yaptım ve sanırım ben de kendi ilacımı tattım. hoş değildi.
Yani. birinin birşeye ya da birisine nasıl açıklayamadan bağlanabileceğini gayet iyi biliyorum. yine de reddetmek zorundaydım. oluru yoktu. en son Morcivert'i bana kötüleyerek son noktayı da koymuş oldu.
öte yandan Morcivertle yürüttüğümüz yegane aseksüel ilişkim (heellllooo gürlz) de boka sarıyor gibi. bikaç gündür bunalımda ve niye böyle bilmiyorum, muhtemelen eski kız arkadşaıyla görüşmesinin etkisi var.
Sahiden hayatımdaki herşey o kadar can sıkıcı ki. bana yazna çocuk -tavırlarından anladığım kadarıyla- morciverte yazdığımı düşünüyor. ananızı , bacınızı, birisi de bunu düşünmesin amk. yazmıyoruz işte birbirimize. end of it. period.
bordo mesja attı geçen. bakın bu sahiden sahiden acayip. sahiden sevip de güvendiğim ve çok ciddi kazık yediğim onlarca insnadan birisi olan bordo kendi ilacını tadınca tıppış tıpış döndü. özür dilemedi, arkadaş olalım demedi ama zamanında yazdığım hikayeleri ve rolleri nasıl ve nedne paylaştırdığımı, çok ama çok daha iyi anladım. kendisinin de zamanında bu şekilde baktığını görmek beni sevindirmedi değil. şu anki durumumuzun da zerre önemi yok. siyah gibi gerizekalı falan da değil. gerizekalı ama siyah gibi değil, ayrı bir tür salak. neyse.
asıl mesele bunlar dğeil. asıl mesele mavi. ve bu konuda yapılacak hiçbişey yok. babaannesinin ölümünden sonra iyiden iyiye depresyona giren mavi arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdi, hem yeşil hem de benle. ne kafasında bilmyiroum, muhtemelen onu geride bırakıp gittik hayatımızı yaşıyoruz sanıyor. bu denli bencil davranması beni paralamıyor değil ama yapabileceğim bişiy yok. tumblr yazısını görünce yeşille d ekonuştum. shaiden. yapıcak bişey yok.. hatasını anlar da dönerse, kapım her zaman açık " sen kimdin, numaran bende yok" dmeiş olsa bile.
aynısını ben de zamanında yaptım ve sanırım ben de kendi ilacımı tattım. hoş değildi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)