19 Mayıs 2013 Pazar

sanırım morcivert ile asla barışamayacağız.

neredeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve adam benim birileri ile aram kötü olduğu zaman ne hale geldiğimi biliyor, anüsün blogunu okudu. üç ihtimal var.

ya sahiden umursamıyor. hani sikinde bile değilim. bunu çok gördüm, insanlara hakettiklerinden ve görüdğümden daha fazla değer vermek gibi bir huyum yok değil.

ya da neler olduğunun farkında. çok kez sırf anüs için yanımda olduğunu düşündüm. yani, o canavarı görmek hoşuna gidiyordur belki..

ve bloga girmeden önce aklımda olan 3 ihtimali unuttum. sanırım sadist olması gibi bişeydi.

sonuç olarak o ya da bu şekilde, nerdeyse 1 aydır konuşmuyoruz. ve kısa sürede barışmazsak böyle kalacağız.

çünkü insan zaman geçtikçe biri olmadan yaşamayı öğreniyor.

umaruım, umarım şu bir haftada bişiyler değişir.

hani.. değişsin istiyorum ama bir adım atacak değilim. çünkü kızmakta haklıydım ve şu an geri çekilirsem inandığım herşey yalan olacak. gurur da böyle bişeyi, herşeiyn üzerinde.

sanıırm herşeyin sonu bu.

9 Mayıs 2013 Perşembe

Yalnızca en dibe vurduğum zamanlarda girdiğim bir bloga artık sürekli giriyor olmam neyi açıklamalı bana, bilmiyorum. ama hani, bari hayatımın bir kısmı düzelse. azcık da olsa. minnacık.

geçen yavruağzı ve kızlarla buluştum, biraz daha iyi olmalıyım snaki ama hala çok sinirliyim. herşeye. çokr kırgınım ve yorgunum.

herşeyi düzeltemem ve düzeltebileceğim şeylere d enerdne başlayabileceğimi bilmiyorum. I'm so fucked up.

7 Mayıs 2013 Salı

dikkatimi dağıtmam lazım. gereksiz şeylere sinirlenmem lazım, acı çekmemem lazım, çünkü görüyorum ki çekip hayatıma devam edebileceğimin ötesinde bir acı geliyor. başka şeylere odaklanmam lazım , acilen.

bundan başka kendimi kurtaracak bir yol göremiyorum.

saatin ilerlediğini duyuyorum adeta. bu yaz nerde olacağım. seneye nerde olacağım. hayatım ne kadar değişecek? seneye bu zamanlar nerede yaşıyor olacağım..

sezgilerim ne kadar kuvvetli? daha geçen hafta bunun olma ihtimalini düşünmüştüm durup dururken. bu sezgi miydi yoksa bişeyleri mi tetikledim?

annemin "herşey yolundaymış gibi" ses tonunu biliyorum. birşeyler yanlış gidiyor. bişeyler değil, herşey yanlış gidiyor.

en değer verdiğim, en sevdiğim 2-3 insandan birisinin ölümüne nasıl alışırım ki ben. hep ölümden korktum . hem. çünkü ne olduğunu bilmiyorum, algılayamıyorum. nasıl bişey olabilir ki? bütün zamanını beraber geçirdiğin bir insan artık yok.. düşünemiyorum, hayal bile edemiyorum. şu anda gözyaşlarının geldiğini hissedebiliyorum ama ağlayamıyorum, çünkü omzuna başımı koyabileceğim kimse yok. yok işte. ve bunun sebebi başkaları dğeil. kötü arkadaşlar seçmiş olmam falan değil. tamamen benim. insan olmayı bile becerememiş olan ben, bir canavar olan ben. etrafındaki herkese sürekli zarar veren ben. ve burd aoturmuş bencillik yapıyorum. potansiyelini sonuna kadar kullanamamış, destek görememiş, istedikleirnin hepsini gerçekleştirememiş, "yarım" bir hayat yaşamış bir insanın, istedikleirni tamamlayamamış, huzura erememiş bir insanın ölümüne değil de ne kadar yalnız kalacağıma üzülüyorum. güçten düşeceği, zayıflık göstereceği zamnaları hayal ediyorum. ve hala ağlayamıyorum. bencil bir orospunun tekiyim. kimseye bir yararım yok. insanlara iyilik yaparak karma toplayabileceğime inandım. ama bu normal insanlar için geçerli sadece. canavarlar için "iyilik yap iyilik bul" geçerli değil. benzil orospuların mutlu olmaya hakkı yok. ve ben bunu kabullenemiyorum. iyi insanların, hakettikleir mutluluğu kıskanıp nedne mutlu olmadığımı ve olamayacağımı anlamaya çalılıyorum hala. küçük şeylerin peşinden koşan küçük bir yaratıktan başka bişey değilim. ve bi de hala üstüne üzerinde ağlanacak bir omuz arıyorum.  utanma duygum dahi kalmamış.

neyse, hani başka şeyler düşünecektim? düşüneyim hadi.

geçenlerde camgöbeği geldi.. brikaç günümü yemiş olsa da kendimle alakalı gelişmeler kaydetmeme yardımcı oldu diye düşünüyordum, öyle de aslında. bilinçli yaptığı bişey değil gerçi, uyarılınca bişeyleirn farkına vardığım sık görülen bişey.

peki ben ne farkettim az önce.. bundan 1 sene önce, yine baharşenliği zamanı beni ziyarete gelmişlerdi. kabul edeyim, benimle yarışamaz bile kötülük konusunda, ama kabul etmeli ki az değildi asla. nemfo hatunun evine gittiğimiz zamnalardna itibaren, yalnız ve yalnızca kaos yaratmak adına beni işledi. ben de en zayıf halimle buna göz yumdum, farkına bile varmadım. "morcivert sana yazıyor" mesajını o denli işledi ki aseksüel ilişkimizin bozulmaması adına hep kaçtım, hep bunun gerçek olmadığını görmek istedim içten içe. bunların hepsini şimdi farkediyorum. durup dururken ortaya varolmayan bişey atıp kaos yaratmak.. tam benlik duruyor değil mi? camgöbeği de az değilmiş diye bu yüzden dedim işte.

 şu an intikam almaya, ya da sadece acı çektirmeye karar versem onu yerle bir edbeilirim. ama enerjim yok. kimseye zarar verecek gücüm dahi yok. ama kabul edleim, en zayıf olacağım gün geliyor ve anüs o zaman yerniden başa geçcek. nele rolacağını kim bilebilir? ona karşı koyacak enerjim olmadığı ortada.  ona karşı tek dayanağım "anüs olmadığıma" inanmaktı sanki normalde düzgün bir insanmışım da spidermandeki venom gibi, ya da ne bileyim ichigonun hollowu gibi bişey tarafından ele geçiriliyormuşum gibi. ama hani, normalde düzgün insanmışım.. bu yalan. ben anüsüm aslında. hep öyleydim. iyi şeyler yapmaya çalışan, bir parça vicdnaı olan şey aslıdna anüsün yarattıklaırnın acısını kendisi de çekebilmek için kurduğu minik bir düzenek. şu an bu kelimeleri yazan şey, sadece bir yaratık kendine d ezarar verebilsin diye yaratılmış bir personadan ibaret. mutsuz olabilmek için. komik geliyor kulağa değil mi? öyle ama. kendimi değersiz hissediyorum.  bir takım emeller için alet ediliyormuşum gibi. gibisi fazla aslında, öyle çünkü.

dikkatimi dağıtamadım. olmadı. şu an tek ama tek isteğim birinin beni araması sanırım. kim olduğu fark bile etmez, değil mi.. insan sesi olsun. bana ne olamadığımı hatırlatsın. ne olamayacağımı. sadece dikkaitmi dağıtsın. bana enerji versin.

ne olur, telefon çalsın.
"ay bnim irl problmlrm vr" diyenlere uçan tekmeyle dalmak istiyorum bu aralar. etrafımda bu modelden çok türedi. bizlerin dertleri "ay bgn derse ytşemdim ::((((" falanmış gibi  siktiriboktan şeyleri irl prıbelm olarak sunmaları gerçeğini kaldıramıyorum.

muhtemeln babam ölüyor ve ben sağda solda salak salak gülümsüyorum. lütfen herkes "ay çk büyük skıntım vrr" demeye devam etsin lütfen.

mesela çok merak ediyorum, bize o denli yüklenen mavi napardı. merak işte.

5 Mayıs 2013 Pazar

fuck happened

sanırım morcivert ile dönülemez noktaya geldik :/ acı ama çaresi yok işte.

iki hafta önce etkinliğimiz vardı, üçüncüsü. belki hatırlarsınız, 2 sene önce ilki düzenlendiğinde morcivert hala kızla çıkıyordu falan. neyse. şimdi bu etkinliklerin mevzusu ne biliyor musunuz.. ben 3 seferdir morcivertin yanına kostüm yapıyorum. o da üç seferdir eski sevgilisinin yanına kostüm yapıyor ve tüm zamanını onunla geçiriyor. her seferinde kavgalı oluyoruz. fotoğrafımız bile olmuyor beraber. bu sefer başka olaylar da vardı tabi ama etkinliğin akşamı korkunç bir sinir krizi geçirdim. en yakın arkadaşlarımdan birisinin artık resmi olarak kavgalı olduğum reddettiğim çocukla HER SANİYE takılması, morcivertin ortalarda olmaması falan derken iyiden iyiye asabım bozuldu. şu ana kadar çok az insanın önünde ağlamışımdır, sahiden çok az. bi yeşilin önünde ağladığımı hatırlıyorum tuvalette, beni öpmüştü. ne güzel günlerdi. boktandı aslında da neyse. NEYSE.

etkinlik çıkışı korkunç, sahiden dayanılamaz baş ağrısıyla bizimkilerden ayrıldım, morcivertle buluşacağım, ama ulaşamıyorum. etkinlikte çıkan olayları çözüyordu güya. kadıköyde barlar sokağına geldim bir şekilde. başka arkadşalara rastladım, lafladık falan. morcivertin eski sevgilisiyle takıldığını o noktada öğrendim (hala ulaşılamıyor kendisine tabi)  nerde olduklarını öğrendim. nasıl bir iradeye sahibim bilmiyorum ama o mekana gitmeden, başka bi yere oturmayı başardım. oaly çıkarmadım. kimseyi öldürmedim. düşündüğümden iyiyim sanırım.

neyse gittim mekana, ama artık baş ağrısından ağlıyorum. net hatırlamıyorum ama bi noktada morcivert geldi. açık bi şekilde ona değer verip zaman ayırdıkça bunun karşılığını alamadığımdan, inatla ve inatla beraber zaman geçireceğimiz zaman dilimlerinde kızla takılmasının bana nasıl koyduğundan bahsettim. gelen cevap " diyecek bişey bualmıyorum, haklısın". düzelmeye çalışacakmış. eyvallah dedim. hani ağlanıp sızlanmak kadar nefret ettiğim bişey yok ama elimde değildi. ve bunun birçok şeyi değiştireceğini umdum.

iki hafta sonrasına ilerliyoruz.ankaraya, geçen sene kızla konuştuğum etkinliğe gittik. ayrı gittik gerçi. sabah beraber kahvaltı edecektik, terziye gideceğini söyledi. dışarı çıktık sigaraya, döndüğüm saniye reddettiğim çocuk arkadşalaırmın götündeydi, kötü bir günün başlangıcıydı.

neyse, eninde sonunda döndü morcivert kızla beraber. günün içeriğini inanın ki net hatırlamıyorum, bir ara kırmızı ile görüştüm ki shaiden, SAHİDEN, iyi geld, sonra anlatacağım.

akşam morcivert arkadaşının düğününe gidecekti, biz de partiye gittik. bizim kızlardan birisi kayıptı ve kafayı yemek üzereydim. ankaradayız. hatta merkezde bile değiliz. ve kız ortada yok. taksiyle gelirim falan diyor. kalacak yerimiz yok. kafalar berbat durumda.

sonunda geldi. binbir derdimin içinde hala "gelse de azcık yıvışıp  onun da moralini düzeltsem" diyorum, çünkü eminim ki bişeylere canı sıkılmıştır.

geldiğini farketmedim çünkü kızlaydı. o noktada kaybolan arkadaşımın da etkisiyle korkunç bir nefret patlaması yaşadım. hani kimleri hayatımda tutuyorum ben diye.

yanıma geldi, burnumu sıkmaya çalıştı, gerçi çekildim "yapma, canım sıkkın" dedim.

ben ona ilgi göstermek durumunda mıyım? ben NPC miyim?

naptı biliyor musunuz.. beni itti. fiziksel şiddet uyguladı. siktir git dedi. küfretti.

bunu bana kimse yapamaz. şimdi bunu yazarken bile içerden bir yerlerden "kitiara gülümsemesi" geliyor. onu bitirecek planları yapmamaya çalışırken parmaklarım kasılıyor.

sonra, bir süre sonra. tekrar geldi. derdini anlattı (bakın hala NPC muamelesi)  senin ne olayın var dedi. ben de bişey anlatmadım. ne de olsa sadece onun dertleir olabilir. ben dinlemekle yükümlüyüm. eski sevgilisi KISKANIYOR diye yavruağzını terslemesi peki? *kitiara*

biliyorum kızı hala çok seviyor. ben her ne kadar yavruağzıyla beraber olmaısnı desteklesem de bu konuyla alakalı konuşmnuyorum. ikisinin arasındaki olay, onları alakadar eder. sadece beraber zaman geçireceğimiz zamanlarda dünyanın en büyük AMSALAĞI olarak gidip kıza yanaşması ve kendini üzdürmesine dayanamıyorum. üzdürsün, sikimde bile değil. ama zamanımızı o kız çalmasın lütfen ben morcivertten NPClik beklemiyorum. her zaman derdini tasasını dinlerdim, çözüm üretmeye çalışırdım. tek ama tek bencilliğim bu, benim çevremdeyken o kızla takılmasın. gitsin ankaraya ne halt yiyorsa yesin. ben ona kıyafet dikiyorken " gelcem ben" falan diyip, "ya bilmemkimin sevgilisini alıcaz" gibi dünyanın en lame yalanlarını (bana ve yavruağzına) söyleyip sorna gidip kıza evini açmasın. çünkü bi dahakine, ikinci etkinlikte kendimi tuttuğum gibi tutmam kendimi. muhtemelen bi daha boğma fırsatım olmaz ama maket bıçağını karnının altından sokup yukarı kadar çekerim, tam çenesine kadar.bağırsakları dökülürken ve her tarafa kan fışkırırken, bir snaiyeliğine de olsa mutlu olabilirim. çünkü. çünkü o kızı sevmiyorum. başka bir nedeni yok.

2 haftadır nezaketen selamlaşmak haricinde konuşmuyoruz. iki gündür ağlıyorum, bugünü gözyaşısız geçirdim ama ne kadar sürer bilmiyorum. her an tepem atabilir ve anüse tekrar merhaba diyebilirim. her an olabilir bu.

önce yavruağzını morciverte karşı doldururum. çok zor gözüküyor olabilir, hatta morciverte göre imkansızdır eminim ki. ama yavruağzı morcivertin kötü yönlerine gözünü kapayabiliyor. hatta konuşturmuyor bazen. ama konuşurum. farkettiririm. hayatındaki her insanı ona düşman edebilirim. bunu o kadar sakince yaparım ki insanların yarısı tamamen yarısı da kısmen gidene kadar farkına bile varmaz. benden şüphelenmesiyse daha da uzun sürer.

insanlarla çıkmamdan mı rahatsız? abilik mi yapıyor? en nefret ettiği adamla yatabilirim.

imajını zedeleyebilirim.

anüsken korkum ya d akaybedecek bişeyim olmuyor.

sadece " ne yapardım" diye düşünürken bile içim karardı şu anda. keşke böyle olmasa.. belki de konuşabiliriz hala. konuşabilridik yani. sağda solda " ya daha büyük problemlerim var, şu an xxxı daha az umursayamazdım" dememiş olsaydı. çünkü ben NPCyim dimi. şımarığım sadece. benim sıkıntılarım, dertleirm olamaz. ayrıca, olmasa bile. tamamen haklıyım. iki hafta önce senin önünde AĞLAMIŞIM, sen de elinden geleni yapacğaını söylemişsin. sonra da bu oluyor. sonra da " bi daha onunla görüşmeyeceğiz" olay kızla görüşmesi değil ki? 2 hafta önce içimi döktüğüm bir insanın beni bu kadar SİKLEMEMESİ, beni hayal kırıklığına uğrattı. bu lafı duyduğum gün de gelip " konuşmamaya devam mı edeceğiz" dedi. ben de "e konuşuyoruz işte" diyip işime döndüm.çünkü küs olmak çok komik. selam vermeyecek miyim, aynı ortama girmeyecek miyim. 3 yaşında mıyız..

ankarada kırmızı ile konuştum. yeşil ile daha çok görüşmem lazım. çünkü yeşil benim tek gerçek arkadşaım sanırım. herşeyimi bilmiyor belki ama anüsün yaptıklarından sonra bile beni affetti. bana değer veriyor. en son mavi konusundaki tavrını sert bulsam da yeşil benim için çok önemli. birkaç gün önce buluştuğumda, suratına baktığımda, neden anüs olmamam gerektiğini, hayatta hala sevdiğim insanların olduğunu ve onları üzmemem gerektiğini anımsadım.

bu arada kırmızıya dönmeden, küçük bir anektod gelsin. yeşile morcivert mevzusunu anlatmaya karar verdim. az da olsa tanışıyorlar ve anlatacak kimsem yok. neyse, yeşil morcivertin adını hatırlayamadı. "işte eski sevgilisiylr görüşüyo.." dediğimde şak diye benimle "meşhur xx" diye tanışan diğer eski sevgilinin adını söyledi. yaşadığım mayndfakın hesabı yok tabi. gerçi cadılar bayramında kızı ağır kesmişliğimiz var yeşille. neyse. bu da böyleydi işte.  babam yeşile bi dönem morcivertin eski sevgilisinin adıyla sesleniyordu, sonra mavi ve yeşilin yanına bir persona olarak, 4. arkadaşımız olarak takıldı o isim. ne zamanlardı. sahi, mavinin diğer adı da nemfomanyak kadınla aynı. hayat çok acayip, vapurlar falan.

neyse, bazen kırmızı boş konuşuyor ama arada görmek çok güzel. biraz mavi ve yeşil muhabbeti edince gerçek yerimin neresi olduğunu hatırladım, ve tabi gerçek hatalarımı..

bana yüzyıllardır yazan çocuk (of renk de vermedim ki lan saçma oldu ki bu.) arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdi. siklemedim (hiç değilse siklememiş imajı verdim) neyse, 3 hafta sonra falan "neden arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdiğini" anlatmaya geldi. ben de ağzına sıçtım. sen kötü bir insanın ve hayatımda tutmak istemiyorum snei dedim. alsında bitiren oydu ama.. eheh. eğlenceliydi. 5-6 ker ebu lafı tekrarlamama rağmen anlamadı.. insan olmamak zor bişey. sonra ben" robot" diyince suçlu oluyorum insan olmayı öğren de gel plz.

gelelim gecenin son olayına. tabi bu yazıyı 1 haftalık falan bir süreçte yazdığım için duygular gelişmeler flaan hep değişti.

maviye haksızlık etytiğimi hissettim. yeşil ile konuşmuşlar yakın zamanda "nedne böyle olduk, bana bunu nasıl yapabildin" kafası. yeşil de ağır girmiş. iyi yapmış. "bana anüse gösterdiğiniz alakayı gösteremediniz" demiş. işte bu bana çok koydu. neden biliyor musunuz.. çünkü ben anüsken bana o kadar affedici yaklaşmasalardı, ben ilk blogu yazdığımda, benim intihar etmemden çekindiklerinde gece 3de mavi beni evden aramasaydı.. beni siklemeselerdii blog yokmuş gibi davransalardı ben napardım? düşüncesi bile beni tir tir titretiyor. ölsem daha iyi derdim. muhtemelen intiharımı sahiden ederdim. ve şu anda maviye bu alakayı göstermedik. çünkü  başka olaylaırn suçunu bize atmış gibi davrandık. o da bize NPC muamelesi yaptı, onu terketmişiz gibi davrndı ama olay bu değildi. biz kendimizi açıklayamadık. ve mavi hala her hafta twitterda, tumblrda bizimle alakalı birşeyler yazıyor. her hafta. ben de komiser vili valo olmak istiyorum. ama o zamanlara dönemiyorum. mavi attığım mesaja cevap vermedi. napacağımı bilemiyorum. yalnızım. yeşil dönmek istemiyor. yeşil kızgın. ben de kızgınım ama borcum var gibi hissediuyorum.

bu mavinin tumblrndan..

"
Kin beslemek. Evet kin besleyemiyorum. Bi kişi hariç. Aslında ona duyduğum da kin, nefret değil belki. Hayal kırıklığı. Evet bu daha doğru oldu sanırım.
Benim gibi bencil bi insan bile onun yaptığı bencilliği anlayamıyosa bunda bi iş vardır gerçekten dostlar. Şöyle de birşey var ki. Insan yaptığı hataları “o dönem yaşadığı zorluklara” bahane etmemelidir. Yanlış birşeyler yapıyorsan bunu hayatın zorluğundan, insanların acımasızlığından yaptım diyemezsin. “Sen” yapmışsındır. Sonuçlarını da üstlenmelisindir. Çünkü birşeye açıklık getirmek gerekirse; hayat zor, insanlar da acımasız, bahanelerin ardına saklanmakta yersizdir.
Her neyse.
Sonuç olarak ben bu kişiyi affedemiyorum. Affetmeye de çabalamak istemiyorum doğrusu. Gün gelecek kopup gidecek aramızda ki bağ. Umarım o gün çabucak gelir de ben kötü olmam."

B
en bu kadar kötü bir insan mıyıdım. ben böyle bir hayalkırıklığı mıyım.. bunu düzeltemeyeceğimi bile bile nasıl yaşayabiliyorum ki..

sonuç olarak herkes hayatımdan gidiyor ben de taşaksız yarrak gibi kalıcma ortada. süper.
Birşey anlatacak enerjim dahi kalmadı. yazmam gereken sayfalar dolusu olay var. görüştüğüm onca insan, dramalar.

ama olmuyor. çok yoruldum çok.

neden hayatıma alıp da kendimi anlattığım herkes hayatımdan çıkıp gidiyor benim?

gelişme yok değil. yılda 1 kez falan ağlayan ben 2 gündür peşpeşe ağlıyordum mesela public mekanlarda falan. bugün ağlamadım henüz.

Mavi neden gitti. neden onun peşinden gidemiyorum. neden böyle yapıyor.

anüsün yaptığının aynını yapıyor ve ben onun mavisi olamıyorum. yeşil de öyle.

morcivertle de boka sardı herşey. dayanamıyorum artık. haklıyım. ve bu onun sikinde değil. mükemmel. keisnlikle.

bu hayatsa daha fazla yaşamak istemiyorum, artık devam edecek enerjim kalmadı.

HERKES HAYATIMDAN GİDİYOR. 4 sene öncesi gibi. yine anüs zamanlarında gibiyim.

napacağım. blogu doldurup, derdimi tasmaı anlatıp, bu sefer hiçbirşeyi umursamadan içecek miyim bu hapları. gitmeye hazır mıyım? gitmek istiyor muyum?

neden bu kadar çok sorumluluğum derdim tasam var. neden?

neden içimdeki canavarı kontrol etmek bu kadar zor ve neden hiçbirşey yapamıyorum?

ne zaman insan olmakta bu kadar başarısız olmaya başladım ki ben..

ağlamaktan içim çürüdü. acı çekmek çözüm değilmiş. anüsün geldiğini hissediyorum yavaştan. etrafı mı yıkacağım yine. ben bu kadar düştüm mü..

bişeyler yapmam lazım. hemen yapmazsam kafayı yiyeceğim.