Morcivert döndü, üç gün kadar önce.
eve gidip saklandım. deliler gibi gerildim. niye bilmiyorum ama çekiniyorum. çok ama çok huzursuzum.
tüm haftasonu ses çıkmadı. panik halindeydim. bu haftasonu ayrılacğaını düşündüğümüz sevgilisinin ona zarar vermesinden korktum. ama görünüşe göre hayatta. iyiye işaret. dayanamayıp "lan telefonu kapalıymış?" diye çaldırmamın akabinde telefonları kapamamdan belli ki acayip şekilde kaçıyorum.
her sorun gelmesiyle çözülmeyecek gibi. kızdan ayrıldı ama kafasının yerinde olduğundan şüpheliyim. of.
20 Mayıs 2012 Pazar
7 Mayıs 2012 Pazartesi
yeter
son zamanlarda kendimi o kadar kötü hissediyorum ki bunu açıklamanın bi yolu yok.
kendimi tanımıyorken gayet mutluydum. kendimi tanımanın tiksinmemle sonuçlanacağını ve beni mutsuzluğa sürükleyeceğini bile bile bu yola girmem ciddi bir hata oldu.
camgöbeği ile biraz dertleştim.
olay şu ki benim çocukluğumdan beri süregelen ve yaklaşık 2-3 sene önce farkettiğim bazı zayıf noktalarım, ilgi alanlarım vs vardı. bi süredir bu farkındalık beni içten içe öldürmeye başlamıştı. "farklı" olduğumu ve bu farklılığın beni normallikten kopardığının bilincinde olmak bi noktadan sonra yalnız ve yalnızca istediğim ve arzuladığım mükemmelliğin hayaliyle yaşayarak ve ona asla ulaşamayarak sonsuza değin üzgün olacağımı farkettiğimde bu düşünceyi acilen gerilere attım. düşünmemeliydim çünkü.
hayatımda çok az kez "düşünmemeliyim" dediğim şeyi düşünmeme lüksüne sahip olmuşumdur. olayın ciddiyetinin farkına vardığımdan olsa gerek, çok çok az düşündüm bu konuyu yakın zamana dek. ama son dönemdeki yalnızlığım, içine düştüğüm boşluk ve çeşitli sebeplerle yavaş yavaş bu girdabın içine çekildim. din, cinsiyet karmşaları ve kişilik sorunları havada uçuşurken mutluymuş gibi gözükmem imkansızdı. bi noktada kendimi bile kandıramaz hale gelmiştim.
ben neyim. nasıl inanıyorum. dini yalnızca bazı şeyleri yapmamak için bir araç olarak mı kullanıyorum. hangi cinsiyetten hoşlanıyorum. nedne farklı şeylerden zevk alıyorum
bilmiyordum. hala da bilmiyorum. ama soruların üzerime üzerime gelmesi beni haşat etmeye başladı. ben de camgöbeği ile konuşarak bi yerlere varabileceğim yanılgısına düşmüş bulundum. ama herşey düşündüğümden ters gitti.
muhtemelen biseksüelim. ama dinim gereği böyle yaşamamam gerekiyor. ben de kalan hayatımı heteroseksüel olarak geçirmeye karar verdim. bu karar beni zorlayacak biliyorum. ama bi karar vererek ona tutunmam benim bu konudaki işimi kolaylaştırır.
Beni asıl üzen ve kafamı kurcalayan mesele sadist olduğum gerçeğiydi. şu ana kadar hiç bu şekilde düşünmemiştim ama gerçekten öyleymişim. fiziksel değil ama insanları duygusal olarak yıpratmaktan zevk aldığımı hissettim. ama bi yandan da şu an bu satırları yazarken ağlıyorum. bu çifr kişilikliyim mi demek? muhtemelen evet.
sadist olduğum gerçeği ve çift kişilik meselesi anüsü, eski ve yeni tüm olayları o denli basit bi şekilde açıklıyor ki akıl edemediğime yanıyorum. gerçi düşünmemiştim, akıl edemezdim. ama bütün yalınlığıyla gerçek bu. insanlara eziyet etmekten zevk almam. 42 kadar net ve açık. sorusu da yok. sebebini de bulamadım. ama gerçek bu.
o kadar saçmalıyorum o kadar kontrolümü kaybediyorum ki. zarar verecek bişey bulamadığımda kendime zarar verdiğim aşikar. şu anda da onu yapmakla meşgulüm. aylarımı verdiğim parçası olmaktan çok ama çok zevk aldığım, hayatımda ilk kez belki iş yapmaktan kaçmadığım bi etkinlikten çıktım. nyie yaptım bilmiyorum. böyle olsun istememiştim. yani, kim ister ki?
ayların emeği. nihayet düzgün bir ortam bulmuştum nihayet rahattım. ama rahatın bana batması laızm tabi.
herşey o minik kaltak yüzünden 16 yaşındaki mini mini biz kız alt etti beni. o kadar güzel yaptı ki bunu elini sıkmak lazım. beni hayattan bezdirmeyi. götünü başını açarak sağlam bir işe girmeyi başardı. o firmayla çalıştığımızda orda bir rol sahibi olacak. bunu kaldıramadım. kişisel dediler. öyleyse ben de çıkar kendi işimi kendim görürüm. organizasyondayım diye laf bile edemiyordum. yeter artık. bi dur demenin zamanı geldi benim için.
artık yeter.
kendimi tanımıyorken gayet mutluydum. kendimi tanımanın tiksinmemle sonuçlanacağını ve beni mutsuzluğa sürükleyeceğini bile bile bu yola girmem ciddi bir hata oldu.
camgöbeği ile biraz dertleştim.
olay şu ki benim çocukluğumdan beri süregelen ve yaklaşık 2-3 sene önce farkettiğim bazı zayıf noktalarım, ilgi alanlarım vs vardı. bi süredir bu farkındalık beni içten içe öldürmeye başlamıştı. "farklı" olduğumu ve bu farklılığın beni normallikten kopardığının bilincinde olmak bi noktadan sonra yalnız ve yalnızca istediğim ve arzuladığım mükemmelliğin hayaliyle yaşayarak ve ona asla ulaşamayarak sonsuza değin üzgün olacağımı farkettiğimde bu düşünceyi acilen gerilere attım. düşünmemeliydim çünkü.
hayatımda çok az kez "düşünmemeliyim" dediğim şeyi düşünmeme lüksüne sahip olmuşumdur. olayın ciddiyetinin farkına vardığımdan olsa gerek, çok çok az düşündüm bu konuyu yakın zamana dek. ama son dönemdeki yalnızlığım, içine düştüğüm boşluk ve çeşitli sebeplerle yavaş yavaş bu girdabın içine çekildim. din, cinsiyet karmşaları ve kişilik sorunları havada uçuşurken mutluymuş gibi gözükmem imkansızdı. bi noktada kendimi bile kandıramaz hale gelmiştim.
ben neyim. nasıl inanıyorum. dini yalnızca bazı şeyleri yapmamak için bir araç olarak mı kullanıyorum. hangi cinsiyetten hoşlanıyorum. nedne farklı şeylerden zevk alıyorum
bilmiyordum. hala da bilmiyorum. ama soruların üzerime üzerime gelmesi beni haşat etmeye başladı. ben de camgöbeği ile konuşarak bi yerlere varabileceğim yanılgısına düşmüş bulundum. ama herşey düşündüğümden ters gitti.
muhtemelen biseksüelim. ama dinim gereği böyle yaşamamam gerekiyor. ben de kalan hayatımı heteroseksüel olarak geçirmeye karar verdim. bu karar beni zorlayacak biliyorum. ama bi karar vererek ona tutunmam benim bu konudaki işimi kolaylaştırır.
Beni asıl üzen ve kafamı kurcalayan mesele sadist olduğum gerçeğiydi. şu ana kadar hiç bu şekilde düşünmemiştim ama gerçekten öyleymişim. fiziksel değil ama insanları duygusal olarak yıpratmaktan zevk aldığımı hissettim. ama bi yandan da şu an bu satırları yazarken ağlıyorum. bu çifr kişilikliyim mi demek? muhtemelen evet.
sadist olduğum gerçeği ve çift kişilik meselesi anüsü, eski ve yeni tüm olayları o denli basit bi şekilde açıklıyor ki akıl edemediğime yanıyorum. gerçi düşünmemiştim, akıl edemezdim. ama bütün yalınlığıyla gerçek bu. insanlara eziyet etmekten zevk almam. 42 kadar net ve açık. sorusu da yok. sebebini de bulamadım. ama gerçek bu.
o kadar saçmalıyorum o kadar kontrolümü kaybediyorum ki. zarar verecek bişey bulamadığımda kendime zarar verdiğim aşikar. şu anda da onu yapmakla meşgulüm. aylarımı verdiğim parçası olmaktan çok ama çok zevk aldığım, hayatımda ilk kez belki iş yapmaktan kaçmadığım bi etkinlikten çıktım. nyie yaptım bilmiyorum. böyle olsun istememiştim. yani, kim ister ki?
ayların emeği. nihayet düzgün bir ortam bulmuştum nihayet rahattım. ama rahatın bana batması laızm tabi.
herşey o minik kaltak yüzünden 16 yaşındaki mini mini biz kız alt etti beni. o kadar güzel yaptı ki bunu elini sıkmak lazım. beni hayattan bezdirmeyi. götünü başını açarak sağlam bir işe girmeyi başardı. o firmayla çalıştığımızda orda bir rol sahibi olacak. bunu kaldıramadım. kişisel dediler. öyleyse ben de çıkar kendi işimi kendim görürüm. organizasyondayım diye laf bile edemiyordum. yeter artık. bi dur demenin zamanı geldi benim için.
artık yeter.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)