Hayır, ben Anüs değilim.
Artık üç yıl önceki o kız değilim, biliyorum.
evet aradan üç seneye yakın zaman geçti. Bundan üç sene yaptıklarıyla yüzleşmekten kaçan o kızdım, anüs oldum.
aradan uzunca bir zaman geçti, nerdeyse herşeyi geride bıraktım. Maviyle, yeşille ya da kırmızı ile hiç bir sorunum yok artık. Ama hayata alınan her yeni insan, her yeni ve zorlu arkadaşlık en az kendisi kadar zorlu problemleri beraberinde getiriyor. An itibariyle sıkıntılarla boğuşan arkadaşlığımda, mavi ve yeşil ile almış olduğumun bir benzeri, belki daha basidi bir karar aldım. ve kendimi bi şekilde burda buldum, kırılma noktasının tam ucunda. hayır kesinlikle o insan değilim artık ben. ama o zaman neden yine kaçıyorum?
bunlara girmeden önce geçtiğimiz üç yılı özetlemem lazım. aralarda Anüsün bloguna yazdım ama azdı.
Lise bittikten sonra herkes yollarına ayrıldı. ilk andan itibaren mavi ve yeşile ilgimin ve sevgimin azalmayacağını biliyordum, azalmadı da. benim için, gerçekten hayatımdaki birçok kişiden çok daha önemliler.ve daima öyle olacaklar. üniversiteye hazırlanmak için bir sene daha kaldılar. ben bu süreçte istanbula geldim ve okuluma başladım. kolay değildi, yeni bi ortam yapma çabasına bile girişmeden onları özlemekle meşguldüm, sadece ve sadece..
zaman içinde yavaş yavaş hobim çerçevesinde insanlarla tanışmaya başladım.Bunlardan birisi de "o" idi. ona bi renk atamıyorum, çünkü gerek yok. İlk tanıştığımız andan itibaren çıkacağımız belliydi. Çıktık ve bir hezeyanla sonuçlandı. ama böyle olması da gerekiyordu. ikimiz de uzun süre acı çektik, ve yaklaşık bir yıl sonra dönüp baktığımdan neden??!" demiyor değilim. ama lazımdı. Ne yazık ki kendisi benim vicdanıma oynayarak beni elde edebileceğini anlamıştı. Bunu bile bile kanmak, ve bi yandan da herşeyin aslında bir vicdan meselesi olduğunu ve birikmişliğin ve ilişkideki sorunların vicdana üstün geldiği an herşeyin biteceğini bile bile ama bir yandan da kabullenmek istemeyerek yaşamak zordu, evet. ama yaşandı. ve ben, hala vicdan konusunda dersimi almadım.
Aynı zaman dilimlerinde morcivert ile de tanıştım. "öyle renk mi olur" demeyin, oluyor. Bi renkken başka bir renk olmaya çalışıp ara evrende sıkışmak bu olsa gerek. neyse en başlarda kendisiyle gayet mesafeliydik, kendileri ile tanışmamdan kısa süre sonra morcivert ile sevgilisinin ilişkisi başladı. ilişkilerini ilk duyduğum an aynı anda hem " bu kızı önce ben elde etmeliydim" hem de " önce 'o' ile biz çıkmaya başlamalıydık" şeklinde düşünmüştüm, o denli ilgim vardı çünkü kıza. zaman içerisinde kendini tanıdıkça yavaş yavaş uzaklaştım. aynı süreçte morcivert ile yakınlaştık. çok ortak noktamız vardı çünkü, bi insanla oturup muhabbet ederken 1 saatten sonra sıkılmıyorsam o insanla çok iyi arkadaş olabiliyorum genelde. ama morcivert meselesinde benim kendimden dahi gizlediğim asil herşeyi düzeltme tavrımın etkisi olmuş olabilir. bu kadar ileri gitmese de "seni olduğun gibi görüyorum, başkalarından sakladıklarını biliyorum, ve bu halde seni kabul ediyorum" dediğim için, ve bunu morciverte bildirdiğime inandığım için nispeten mutluydum.
ama benim sevgilimden ayrılmamdan sonraki süreçte morcivert ile yakınlaşmamız sevgilisini çok rahatsız etti. Kendisinin önceki ilişkilerindne kaynaklı bir güvensizlik problemi var sanırım. ama aseksüele yakın olan ve bunu nerdeyse sokakta bağıra çağıra dolanacak seviyede herkese bildiren ben bu kıskançlığın kurbanı olunca iş değişiyor.
bu kıskançlık kısa süreli bişey değildi. muhtemelen ilk başlangıcı bana pek iletilmedi morcivert tarafından. ama çok ciddi kavga sebebi olmaya başladığım noktada, öğrendim.
Bu sürecin ilerlediği, nerdeyse finaline ulaştığı şu noktada yazıyorum zaten bunları. kırılma noktasına yakın. ama bu noktaya ulaşmamın tek sebebi morcivert ve sevgilisi değil.
Mutlaka daha önce bahsetmiş olduğum siyah'ın beni ondan ayırmaya çalışan arkadaşının tekrardan aynı ortama girmesiyle benim için baya baya karıştı herşey. yaklaşık 1.5 senedir az buçuk da olsa kendisiyle görüşmek durumunda kaldım. "o"nun çok yakın arkadaşıydı- ki siyah meselesinden kendisinin ne kadar gerizekalı olduğunu bildiğimden çok irrite ediyordu- ara ara kavga ettik ara ara sataştık birbirimize falan. ama nispeten normaldik. sonrasında çekememezliklerinin doruğuna ulaştıkları bir noktada bu eleman ve arkadaşları beni taciz etmeye başladılar. işin içinde bordo da vardı. ve onun olması, benim umursamıyor olmama rağmen onun doğasını anlayamamış olmam bi süre çok ciddi depresyona soktu beni. eğer zamanında kırmızının dediğini yapıp bu insanları umursamasaydım hayatım ne kadar değişirdi?
atlatılabilir bir dönem gibi değildi, ve kıskançlık sebeplerinin en az benim kadar merkezinde olan morcivert ya da sevgilisi bana pek yardımcı olmuyordu.
sonuç olarak zaman içinde bunu atlattım. ama açıkçası mavi ile pembenin yenidne bir araya gelmesi bana inanılmaz koydu. Çünkü maviye gerçekten değer veriyorum. zamanında verdiğim sözü tutup da ilişkisine dair tek bir kelime bile yorum yapamayacak kadar hem de. Pembe'nin yaptığı kabullenilir ya da ele avuca sığar şeyler değil. Herif mavi ile ayrıldıkları zaman -yanılmıyorsam bi sene kadar oluyor, hatta daha fazla- bana dönüp "eski meseleleri konuşalım" kafasından girip en yakın arkadaşlarımdan birisiyle aramı bozmaya çalıştı. mavi ile kavgalı olup da kendisi ile konuştuğum dönemlerde bana yazıyormuş aslında da , bunu ona söylemiş, mavi çıldırmış, zorla konuşmamıza engel olmuş, bütün olayların arkasında o varmış bilmemneymiş.. hala bunların çoğunu anlatmadım maviye. bilmesini istemiyorum.çünkü bu da bi noktada ilişkiye müdahale. gömülmüş şeyleri yeniden açığa çıkarmanın zerre kadar manası yok. Onu geçtim asıl ben bilmek istemiyordum. bu dediklerinin çoğunu mavi'nin yaptığına inanmıyorum. eğer yaptıysa da bilmek istemiyorum. ben de çok yanlış şeyler yaptım, evet. bu yüzden onu yargılama hakkım yok, yargılamak da istemiyorum zaten. ama bilmek beni mutsuz edecek, boş yere toprağı eşeleyeceğim.
ki düşününce mavi ile pembenin ayrılışını da anlatmadım. o kadar olayın ardından hala çıkıyorlardı, ama pembe gördüğüm en şerefsiz haysiyetsiz heriflerden birisi olduğundan mavi'ye şiddet uygulamak gibi kapısında bir bıçakla belirmeme sebep olabilecek şeyler yapmaya başladı. benim "ayrıl" demeye dilim varmadı pek. yeşil çok daha yönlendirici oldu ama bu kendisinin aldığı bir karardı sonuçta. sevgisinin bittiği her halinden belliydi. ayrıldılar. sonra bu tiksinç herif bana bahsettiğim mesjaları attı. bilmek istemediğimi söyledim. sildim hayatımdan. tabi bu konuştuğumuz kısa süreçte ben katıldığım kativitelerden falan bahsetmiştim. benim için cidden ehemmiyeti olan bi aktivitede, hem de ankarada beliriverdi bi gün.ortamıma girmeye çalıştı, deliler gibi aradı falan filan ve kızılayda buldu bizi. o dönem çıkmak üzere olmak hatasına düştüğüm ibnenin tekiyle beraberdik. "gönder şu çocuğu şurdan" dedim ama fenalaşmak üzereyim.bikbik etti. "aram çok iyi şimdi gönderirim" dedi " şu sokağa kadar sizinle gelsin" falan dedi. ben de eaaahh sikerler diyip ankara içinde organize ettiğim epik kalabalık ekibi terkedip ayrıldım yanlarından, karanfil sokağın orda yine karşıma çıktılar, ibne yoktu össye gitmişti. ve sonuç olarak pembe o gün ortamıma yüzsüzce girip, arkadaşlarımla tanışıp gün boyunca o götüme benzeyen suratını gösterdi bana. sonrasında morcivertin sevgilisine sulanıp onu da sinir ettiğini öğrenmiş oldum falan. sırf o gün bile benim pembe'yi ömrü hayatımda bir kez daha görmek istememem için yeterli oldu. ama, gelgelelim mavinin sarhoş olduğu bir gün barıştılar.ve şu anda benim pembenin değiştiğini ve maviyi mutlu edeceğini ummaktan başka seçeneğim yok.
ha bi de mesela o ibne çocuğun beni yarıyolda bırakıp siyah'ın arkadaşlarına karşı beni tehlikeye atmışlığı da var. çok şirindi bir aralar, bol bol küfür yiyip bıçaklanmakla falan tehdit ediliyorduk. şu an zerre sikimde değil, anlatmaya gerek duymuyorum. niye bahsettiğime gelince, bu tarz olaylarla erkeklerden çok ciddi soğuyorum. onun üzerine -ki aylardan hazirandı şimdi şubattayız- bi daha yakınlaştığım kimse bile olmadı. ilişkilerimin ve ilişkiye yaklaşan münasebetlerimin hep bana aylarca sürecek travmalar yaratarak sona ermesi beni hayattan bezdirmekle beraber başka çözümüm olmadığını da görebiliyorum.
beni cidden rahatsız eden bi başka olaysa cadılar bayramı için ankaraya gittiğimizde yaşandı. nispeten tanıdığım, epik gereksiz bir kız beni öptü. en istemediğim şeylerden bi tanesiydi. çünkü bence öpüşmek çok ama çok özel bişey. böyle harcanmamalı. ayrıldığımızda kız arkasında bakıp "morcivert sevgilisi ve bilmemkim burdalar, morcivert bilmemkimin gözlerini kapatıyor" dedi. Bu bahsi geçen en az beni öpen kız kadar gereksiz olan bilmemkim de bana yazan ve kendisinin elde etmeye çalışıp bi türlü ayartamadığı bi çocuğa mesaj falan atmıştı bunu. gelin diyorlar, anüs ol bu sefer ellerini kana bula.
asıl olaya dönecek olursak. birkaç aydır askerde olan morcivert beni aradı, sevgilisinin yine çıldırdığını bildirmek için.kendisi birkaç aydır psikopatça bana takmış durumda. ilk kez sonbahardaydı hem morcivert'e hem de bana "beraber gerçirdiğiniz iyi zamanları kıskanıyorum" tadında bişeyler dedi. morcivert yanlış anlamamam (?) için bana, gerizekalıya açıklar bir modda " seninle bişeyler yaşadığımızı düşünmüyor, sadece beraber eğlenceli zaman geçirmemizi kıskanıyor" diye açıkladı. ki bu beni irrite etmedi, bunun da tek sebebi bahsi geçen sevgilinin bana gelip söylemiş olmasıydı. evde oturup "lanet olsun sana kadıığn!" diye saçını başını yolan kadındansa gelip sakince içindekileri dökebilen kadın fikri çok daha sempatik geldi. ki bence beraber geçirdiğimiz vakti ve kalitesini kıskanması gaayet mantıklıydı, zira morcivert ile sevgilisi başka şehirlerde oturuyorlar, ben morcivert ile aynı şehirdeyim. uzak mesafe bu tarz kafalar yapıyor. Onu geçtim, sevgilisi gerçekten boş bi kız. belli bi muhabbetten daha fazlasını yapamıyorsun. donuk, duygusuz, acayip bi tip. o zamanlar yeni yeni anlamaya başlamıştım bunu. yine her ankaraya gidişimde mutlaka görüşüyordum, gezip tozuyorduk falan da..
sonrasında dönem dönem kıskançlık krizleri başladı. normalde kulağıma gelmezdi bunlar. ama morcivert baya baya paylaşımcı bir insan. dolayısıyla onun da yükünü taşımak istemediği konuları seçerek de olsa anlatıyodu bana.. yavaş yavaş büyüyen bu "yük" morcivert'i askere uğurlama gecemizde ilk tavan noktalarından birisini yaptı. sevgilisi -altı üstü gece biraz wii oynayıp sonra zıbaracağımızı- öğrendiğinden beri, gündüz saatlerinden itibaren taciz etmiş çocuğu. "iptal edin, yoksa ben arayıp gelmemesini söyleyeceğim" e kadar varan kafaları eve vardığımda anlattı morcivert. gideyim dedim, kabul etmedi. Ama sevgilisi akşam üstünden gecenin bir yarısına kadar durmadan arayıp kavga çıkararak geceyi zehir etti. gece boyu arama tavsiyesiniz de daha önce bahsettiğim kız beni öptüğünde haber uçurulan bana yazan gereksiz tipten alması da ayrı bir gerizekalılık. ben söz konusuysam ona haber gidiyor falan. mal mısınız arkadaşım?
neyse, sevgilisi gecenin tadını kaçırmıştı biz de pek eğlenemeden yattık falan sabaha doğru, hayal meyal hatırlıyorum ağlayarak aramış falan bunu. fenalaşmış falan.
sabah mesaj attım kıza.ya da o attı hatırlayamıyorum. hastaydım dün falan dedi. geçmiş olsun diledim.sonra gaayet alttan alarak, kibarca dedim ki " ya dün baya telefonda kavga ettiniz, çocuk askere gidecek, kafası yorgun zaten, yapma istersen".
sonuçta konuşmanın tam gidişatını hatırlamıyorum ama sebebin ben olduğuma getirdik bi şekilde. "bi kızla sevgilimin yalnız başına bi evde kalmasını istemiyorum"a döndü muhabbet. ulan. ben baya baya erkek gibi davranıyorum, testosteronumun tavan yaptığı dönemler, morcivertten çok bıyığım var resmen! ve hani çok afedersiniz am göt muhabbetinden başka bişey yapmıyoruz, baya erkek muhabbeti. morcivert fırsat buldukça beni cinsiyetsiz bi varlık olarak gördüğünü söylüyor. ve ne bir fiziksel temas, ne bir ima ne bir gönül kayması yok. yok işte. ama bunu anlatmak gerçekten imkansız. ki ben yaptığımıız yanlış görmüyorum. benim sevgilim bir başka kızla wii oynarak sabahlasa ona hayatı zehir etmezdim.güvenirim çünkü. güvenmeyeceğim insanla da çıkmam. ama sanırım ilişkileirnin bu tarz bi konsepti yoktu. bi süre yanlış/değili tartıştık. sonra geçti gitti.
morcivert askere gitti. nerdeyse hiç konuşmuyorduk, benim telefondan nefret ettiğimi biliyordu çünkü. random zamanlarda 2-3 kez FB'da duvarında bişeyler paylaşıp bir ya da iki telefon görüşmesi gerçekleştirmek dışında hiçbir görüşme yaşamamıştık ki bu bahsi geçen "duvarda bişey paylaşma"ların her birinin hesabı sevgili tarafından bana soruluyordu. kafanın alabileceği bişey değil. ama ben süper hassas olmasam da sevgiliden nispeten düşünceli olmaya çalıştığımdan bunları ona aktarmamaya çalıştım.
neyse bir ay kadar önce dağıtım izniyle istanbula geldi, bir günlüğüne. görüştük. Morcivert'İn eski sevgilisi ve benim yakın zamanlarda yakınlaştığım, süper hiper insan , yavruağzının epik organizasyon yetenekleriyle buluştuk. ama morcivertin sevgilisi çağrılmadığı için olay çıakrmıştı. bunu da yavruağzı bana mesaj atıp " plandan haberdar olmuş, çağırmadık diye trip atıyor sen mi söyledin" diye sorunca öğrendim.morcivert söylemiştir diye düşündüm ki öyleymiş de. gelmek istemiş, morcivert te tek günlük iznini ona harcamak istememiş diyeyim.yavruağzı ve morcivert'in diğer arkadaşları bi süerdir sevgilisini pek sevmiyorlar. ki bunu açıkça belli ettikleri için onlara özenmiyor değilim. kısa süre öncesine kadar hiçbişey belli etmedim bem. ikisi kavga ettiklerinde, sevgili bi köşede boş boş, üzgün duruyorken sarılıp da bi cevap alamadığımda bile "canı sıkkındır, geçer" diye düşündüm.sağda solda başka arkadaşalrını bahane ederek inceden " ne buluyosun bu kızda " mesajı vermeye çalıştığında morcivert'e nötr'e yaklaşmış düşünceleirmi daha da kötüye döndürmemeye çalıştım. ama mesela bu dağıtım izninde benim de o ortamda bulunmamdan mütevellit benim de haneme eksi bir puan daha yazılmıştı. ki ben de o süreçte yaşananları biriktirdiğim için içimde o gün görüştüğümüzde "artık bana dertlerinizi anlatma, çünkü artık sevgilini savunmayacağım" dedim. savunmak gibi çok garip bir huyum vardı çünkü.
yaklaşık bir aydır kimseyle görüşmedi morcivert. sevgilisi ile sık sık telefonda konuşuyorlar. beni bir ya da iki kere aradı. en fazla. bu aramalardan birisi birkaç gün önce gerçekleşti. arkadaş ortamımızdan hiç mi hiç sevmediğimiz -daha önce bilmemkim diye bahsettiğim- kız sevgilisinden ayrılıp aylardır yazdığı,sevgilisinin arkadaşı olan ve bana yazdığı için büütn haberler ona gidiyor diye bahsettiğim elemanla çıkmaya başlamıştı. "çok iğrenç değil mi" diye mesaj attı bana. evet öyle, hele de kardeşim demesi bikaç hafta öncesine kadar diye cevap verdim. kimseye güvenmeyeceksin dedi. e dedim insanlara güvenmezsen mutlu olamazsın. çok az insana güveniyorum, onlardan birisi de beni geçen gün dünyanın en mutlu insanı yapıverdi bi anda ddi. sevgililer günü mü dedim evet , kapıma beyaz çiçekler gelmiş dedi. ay ne güzelmiş dedim ben de.
morcivert beni aradığında" beni sevdiğine inanıyor dün gece rüyasında bizi falan görmüş" dedi. cidden dumur oldum. evet gerçekten manyak bi sevgiliyle karşı karşıyayım, ama bu kadarı gerçekten dumur etti. olayın bi çözümü yoktu zira."yeni sevgililerden bahsederken insnaın eski sevgilisiyle çıkması o kadar kötü değil demişsin, sevgililer günü hediyesine de 'meh' demişsin şeklinde açıklama yapılınca dumurlardan dumur beğenemez oldum. konuşmalar da çarpıtılıyordu. "facebookta falan çok şey paylaşma" dedi. zaten pek bişey yaptığım yoktu. kız manyamasın diye görmezden geliyodum çocukla alakalı bir muhabbet geçtiği zaman. ama paranoyak insan paranoyaktır işte. "kendimi biraz geri çekeyim" dedim " öyle bişey yaparsan arkadaşlığımız biter" dedi. "al karşına konuş" dedim " çok konuştuk zaten "dedi. bariz çözüm yoktu ortada.
bi sonraki gün normal muhabbet ederek mesaj attım. konuştuk falan biraz. " müsaitmisin bişey konuşmak istiyorum "dedi. olur dedim. bi yandan da morcivert'i kafayı takmış ve arkasından abuk subuk konuşan, kesinlikle ilişkileriyle ilgili koz verilmemesi gereken birinin evine gidiyorum. eğer ayrıntıya girersem konu çok uzayacağından özetle, morcivertin sevgilisi bana "çok samimisin rahatsız oluyorum" dedi. morcivert te bugün seninle konuşmuş, daha mesafeli yakklaş şeklinde ültimatom verdi bana dedim ki " konuşmadık bugün, yanlış bişey yapmıyoruz, askere gittiğinden beri 2-3 kere telefonda konuştuk bi kere de yüzyüze görüştük , daha ne kadar daha az samimi olabilirim ki falan şeklinde cevaplar verdim. ilgileniyormuşum sevgilisiyle. "morcivert'e topluiğne başı kadar bile cinsel ya da duygusal istek duymuyorum" lafından sonra inatlaşan insanın akıl sağlığından şüphe ederim. hatta hoop ettim bile. aramaya başladı. dedim " o kızın evindeyiz, arama" bi kenarda konuşurmuşum, o konuşurmuş ben dinlermişim vs vs. dayanılır gibi değildi. gece boyu cidden canım sıkıldı."bugün aramadı aramadı mı bi ara konuştuk ne zaman dündü heralde dün mü açık konuş baktım dünmüş" falan gibi epik saçmalıklardan sonra sabah cidden çok yıprandığımı hissettim. resmen enerjim yoktu. yavruağzı aradı "morcivert seni arayacakmış, telefonun yakınında olsun" dedi-inatla telefonlarını kaçırıyorum çünkü- falan. sevgilisine mesaj attım "ben artık bullshitinizden yoruldum, bu meselesi çözene kadar ikinizle de ne konuşmak ne de görüşmek istemiyorum, bunu morcivert'e de söyleyeceğim" şeklinde. olabilecek en tepkisel en çocuksu cevapları verdi ki karşılık vermedim.
Birkaç saat sonra morcivert aradı. müthiş mesafeli bir ses tonuyla nasıl olduğumu falan sordu.sevgilisiyle konuştuğumu biliyordu. ona söylemek istediğim bişey olduğunu, öncesinde onun söyleyecek bişey olup olmadığını sordum, yok dedi. ona da sevgilisine anlattığım gibi açıkça" siz bu sorunu çözene kadar burda yokum" mesjaını verdim. peki dedi. nasıl olsa bu kararını değiştiremeyeceğim. iyigünler dileyip kapattık telefonları..
gerçekten çook uzunca bir zamandır bu denli kötü hissetmemiştim. sesi nasıl desem.. bunu bekler gibiydi. şaşırmamıştı, adeta işine gelmiş gibiydi. kitlendim. şoka girdim. bişey hissedemiyodum bile.
o gün nerydese hepimizin arkadaşı olan camgöbeği olmasaydı şu an bir enkazdım. insanları anlayan, dinleyen, kaale alan camgöbeği'ne morcivert dahil herkes güveniyor ve bu güveni hakediyor bence. çok destek oldu bana o akşam. derdimi dinledi, tavsiye verdi.
sonrasında yavruağzı ile konuştum, ondan morcivert'in tarafını dinledim. çok şaşırmıştı, üzülmüştü, ondan nasıl bu kadar kolay vazgeçerdim vs vs. bu kadar baskı altında böyle bir tepki vereceğim belli olduğundan kendime kızmıyorum morcivert'i üzdüğüm için. asıl olay şu ki zorluk karşısında kaçıyor muyum? mavi ve yeşil'e yaptığımın aynısını mı yapıyorum.. kontrol bende mi?
bence kontrol elimde hala. son noktada kendimi durdurmayı başardığıma inanıyorum.morcivert'in de sonrasında kabullendiğini öğrendiğim gibi mantıklı bir karardı. aralarında daha fazla kalsam ben incinecektim. kendimi araya atacak kadar asil değilim.
üzülüyor muyum? evet çok üzülüyorum.. birkaç gün önce yine kavga etmişler. sevgilisi fenalaşmış, artık konuşmuyorlarmış. ama ben de konuşmuyorum. içimde kanayan bir yara da var, evet. mantıklı karar dedim, mutluluk veren bir karar değil. elbet bu sorun çözülecek. o zaman morcivert'le eskisi gibi arkadaş olabileceğim, inanıyorum.
peki sevgilisi neden paranoya yaptı, soruyorum kendime. morcivert'in muhtelif zamanlarda " bir kızla bir erkek aralarında duygusal bişey gerçekleşmeden, sadece arkadaş olamazlar" ya da "düşünsene sevgilim olmasaydı ya da tanışmasaydık, sana yazsaydım " falan gibi lafları oldu. ama Onun beni sevdiğine ya da arzuladığına inanmadım hiçbir zaman.şu ya da bu şekilde sevgilisine bağlı bir insan. peki bu sevgilinin inandığı şeyler paranoya mı yoksa üstü kapalı bir gerçek mi diye sorarsanız. yalan söylemeyeceğim. yaklaşık birbuçuk senedir morcivert ile tanışıyoruz.400küsür gün. bunların içerisinde gerçekten onunla ilgilendiğime inandığım ya da arkadaşlıktan öte bir zevk aldığım günler oldu ama bunlar bir elin parmaklarını geçmiyor. ve benim fazla düşündüğün insana yazdığını zannetme konseptim de hala yerli yerinde duruyor. yani hayır. morciverte aşık değilim. onun yanında oluşum, arkadaşlığımız ya da yaptığım hiçbir hareket onu elde etme ya da kendini beğendirme amacı taşımıyordu.Morcivert benim arkadaşım. Daha doğrusu arkadaşımdı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder