Biraz kronolojik biraz da kişiler üzerinden özet geçerek anlatacağım.
Yeşil ile buluştuk. baya uzum zamandır görüşememiştik ve baya özlemiştim. sevgilisiyle de tanışmış oldum, sonra sevgilisini kovaladı yeşil, çocuk haliyle baya bozuldu ama yapıcak bişey yok. sanırım ciddi düşünüyor, o yüzden ben ve maviyle tanışmak istiyordu sevgilisi ama meh. karı gibi trip yaptı sonra saatlerce. dur bi dakika konu bu değildi.
en son pembeye dayanamamala ilgili bi yazı yazmıştım ya. onun tumblrında gördüğüm şeyden etkilenerek celallenmiştim. yeşil de aynı şeyi okumuş ve baya kafaya takmış gibiydi. bilmiyordum ama mavi zamanında " pembeye dönmeye çalışırsam bana hatırlat eski olayları, bana engel ol" demiş yeşil'e. sanırm bunun sıkıntısını da yaşıyordu. mavinin üzüleceğini bile bile pembeyle ilişkisine bişey diyememek..
istiklalden yavaş yavaş çıkarken pembenin zamanında bana attığı mesajları maviye anlatıp anlatmadığımı sordu. bi önceki yazıda bunun üzerimde yarattığı sıkıntıdan bahsetmiştim, anlatmamıştım çünkü herşeyi. şimdi de söylemek ilişkilerine müdahale gibi olacak. ama ikimiz de bunun ağırlığıyla eziliyoruz. hiç hoş değil.
ki ona bu blogun varlığından da bahsettim. kelimeler adeta sonsuzdan büyükçe bir elektrik alana getirilmiş gibiydi, o kadar çok "iş" yapmak gerekti yani. garipsedi yeşil, ama sonuçta bu bir "amaç" blogu değil. bir günlük aslında. sadece internette bir günlük. eveeet.
Görüşmemizden sonra kafamda bi süredir dönen ve "düşünmek istemediğim" şeyler biraz açığa çıktı. ben yeşile çok haksızlık ettim. çok yüzüstü bıraktım. madem geçen sene istanbula geldiğimde ben sıkıntı yaşadım, yalnızlık çektim neden bunları yeşil'in de yaşamasına izin verdim ki? ona daha çok destek olmam, sık sık görüşmem lazım. yapmam lazım bunu. kafamı bi toparlasam.. kendime vakit yaratabilsem.
bi de buluştuğumuzda ankaraya gideceğim belliydi. bi süredir kafamda tasarladığım kırmızı'dan özür dileme planını da anlattım yeşil'e.
O konuya dönersek. bi etkinlik için tooopluca ankara'ya gittik. ilk fırsatta kırmızı ile de görüştüm, geyik yaptım rahatladım baya. özlüyorum bu kafa yakınlığını zira.
özür dileme kısmı zordu. ama bunu bayadır yapmam gerekiyodu ama adamın dediği her ama her laf için yaptığım ergence tavırlarım vardı ve borçluydum. bana normalde kin tutan bi insan olduğunu ama bu konuda tutmadığını söyledi. üstümden bir yük kalktı açıkçası. daha özgür hissediyorum artık.
takılırken bi yandan da yavruağzının yanına dönmek istiyodum, onunla çok az bişey konuştuktan sonra kırmızı geldiği için kaçmış gibi olmuştum çünkü. yavaştan kalkmayı düşünürken morcivert'in sevgilisi arayarak "gerekli çağrı"yı yaptı. demişken asıl meseleye yavaştan giriyorum.
birkaç hafta önce kıza bir mesaj attım. aynen şu şekilde
"Seninle konuşmak istediğim bi mesele var.
ikimiz de çocuk değiliz, mevzuyu salakça uzatmanın, hırlaşmanın falan anlamı yok. aramızda yaşananlar için özür dilerim.
hani seni de anlamıyor değilim, sonuçta sevgilini özledin, başka sorunların falan da vardır, ama hani yaptığın çıkarım hem beni hem de Morcivert'i hem de hepimizin ilişkisini baya zor duruma soktu. kısa bi süre sonra Morcivert gelicek, garip durumlar oluşsun istemiyorum. sen de çıkarımlarının anlamsızlığını görüceksindir ama bunun kavgası yaşanmasın artık. baya bunaldım ben, insan ilişkilerimizi de yaptığımız işi de zor duruma sokmasın artık bu mevzu."
çok şirin, çözüm bulucu ama tavır belirten bir mesaj olarak görüyorum bunu. gelen cevap şu şekildeydi.
"
- Ne yapmamı bekliyorsun?
- Ne gibi garip durumlar olabilir ?
- Buradan cevap yazma. xxx'a gelecekmişsin. Bende zaten orda olacağım. Yüzyüze konuşursun ne istiyorsan. Ben artık yazışmam."
ne denli sinirlendiğimi tahmin edebilirsiniz. hatun aklı sıra gözdağı veriyor, yüzyüze konuşmadaki kabiliyetimi sınıyordu.
spoiler vermek gibi olmasın ama bu konuda ağzına sıçtım kendisinin.
yazışmayı severim ama telefonda konuşamam. telefonda konuşamıyor olmam benim asosyal olduğumun ya da yüzyüzeyken beni alt edebileceğinizin işaretleirni verdiyse size beni hiç ama hiç tanımamışsınız demektir. kız benimle konuşurken bazen kekeledi bile, bu kadar diyebilirim.
Neyse. ankarada geçireceğimiz cumartesi günü konuşmaya karar verdik. kırmızıyla beraberken aradı, geliyorum dedim. gittim yanına
kelimesi kelimesine aktaramayacağım ama. kalınlar o, italik de benim.
ee buyur
buyurulacak bişey yok, ben mesaj attım sen de konuşalım dedin.
yüzyüze konuşmak istiyorum dedim, ifadeler ses tonları, mimikler falan çok önemli oluyor bakalım internetteki gibi konuşabiliyormusun (tam olarak böyle değil cümle ama anlayın işte)
Biraz lafladık. sonra olayın özüne inmemiz gerektiğini söyleyerek konuya tam ortasından daldım.
morcivert'e yazdığımı nerden çıkardın
*burda ağır duraksama giriyor, ağız eblek bir şekilde açık dudak düşüyor. kelimeler zar zor akla geliyor ve tane tane, parmakla sayılarak ifade ediliyor kanılarımız*
Etraftan duyduğum şeyler vardı bi de benim kendim gördüğüm şeyler var. etraftan duyduklaırmın hiçbir önemi yok tabi ama kendi gördüklerim..
ne gördün mesela
sessizlik
aa tabi duvarında yamamoto paylaşmam çok romantikti nasıl da anladın yazdığımı..
ee kendin gördüğün neler var (bu soruyu defalarca tekrarladım. makul bir cevap değil, herhangi bir cevap dahi alamadım. en son "aslıdna öyle demediğini" iddia etti. gidip tekrar mesajlara baktım. demiş. nokta)
sonrasında biraz daha konuştuk. genel olarak birşey söyleyemediği için ben konuştum genelde, yapıcı olduğumu, sorunu ortadan kaldırmaya çaıştığımı söyledim. " ay ama 15 dakikadır sen konuşuyorsun bana bi laf ettirmedin" dedi bi ara. buyur dedim sustum. yine iki lafı bir araya getiremedi.acıydı biraz. monolog gibiydi.
sonunda meseleyi şeye çekti, ilişki prensipleri.ilişkileirnde bir prensip varmış, morcivert bir dişiyle aynı evde yalnız kalamazmış. (sadece tek bir arkadaşına izin varmış kalması için)
bahsi geçen gece çocuk askere gideceği için ortak evlerinde oturup wii oynamayı planlamıştık. oynayamadık çünkü gece boyu aradı, rahatsız etti. öncesinde de "gelmesini istemiyorum, sen gelme diyemiyorsan ben söyleyeyim arayıp" gibi lafları olmuştu. bu konuda ağzına sıçtım mı? eh sıçtım. neyse. sonunda "askere gidecek sevgilin niye darlıyosun" gibi sorulara onu yargılayamayacağım, ya da ilişki içi şeyler falan gibi kaçamak cevaplar verdi. bir ara "o gün sinirlendim çünkü daha önce de olmuştu uyardığım halde yine.." falan gibi bi laf etti " daha önce?" dedim " ankaraya geleceğiniz zaman" dedi.
çok ağır küfredicem ama edemiyorum *doğuşreyiz* o gün etkinlik yapmıştı cadılar bayramı için ve kimse gitmiyordu. morcivert de gitmek istemiyordu. sırf orda yalnız kalmasın diye kendi doğum günümü iptal ederek ankaraya götürdüm morciverti. yol boyunca sövdü.. gece de yalnız değildik, evde başkaları vardı. " bana öyle söylememişti ama"
küçük beyinsiz kızın kafasında kurduklarıyla uğraşmaktan imanım gevremişti. 5 yaşındaki bir çocuk bile laf anlardı ama bu 24 yaşındaki memesiz ve beyinsiz kız boş bir bezelye tenekesinden daha boştu. dokunsam adeta tıngırdayacaktı.
Sonunda bu olayı nasıl çözebilecğeimize geldi mesele. ben morcivertle eskisi gibi arkadaş olmak istediğimi ve buu sorun etmemesi için bi yol bulmamızı söyledim. morcivert eğer bana gelip ilişki prensipleri sebebiyle aynı evde kalamayacağımızı söylerse amenna derim, böyle bişey de yapmam, olay çözülür dedim. durdu, ağzını araladı. bi parmağını diğerinin üzeirne koydu sayacakmış gibi.
şimdi birkaç şey var bunun olmaması için. *duraksama* kendime yediremiyorum söylemeyi..
eminim bir penisim olsa bu numarayı yutardım ama. meh. bu tarz şeylere kanacak değilim. ne o diye sordum, sevgiliyle arasındaki meseleler olduğunu, 19 mayısta konuşacaklarını söyledi. bunun dışında bişey var mı diyince cevap veremedi..
bu konuşmada düzgün bir tavır sergilerse arkadşlığımıza devam edebileceğimiz, eğer benim hakkımda kötü konuşursa onun için az altta bahsedeceğim insanlardan birisi gibi olacğaımı söyleidm. nasıl konuşacağına kendi karar verirmişmiş.
bu arada neden çocuk askerdeyken benimle bu samimiyet meselesini konuşmuş biliyor musunuz? benimle çözeceğine inanmışmış. nemfomanyak hatun, lahmacuna lahmacun diyen kız ya da morcivertin son sevgilisi olsa konuşmazmış bile bir arkadaş olduğumuzdan rica etmişmiş. yazarken bile deli sinirlendim.
konuşma, özetle bi yere gitmiyordu. eninde sonunda " biz 19 mayısta konuşacaz size döneriz" kafasına gelmiştik. benim "siz aranızda sorununuzu çözün"ümün üzerine bir damla , bir gram bişey koyulamamıştı. ama kıza içimden geçenleri bir nebze söyleyip rahatlamıştım. ki aslında bu konuşmaya çözüm falan için değil ona ettiğim hakaretler için özür dileyeceğim beklentisiyle geldiğini açık etti. bütüüüüün o konuşmalardan yalnızca ona ettiğim lafları çıkarıp almıştı. ikiyüzlü, gurursuz bi de bişey daha. ona arkadaş olmadığımıız, haraketin bir özgürlük olduğunu istediğim gibi edebileceğimi söyledim. o da özür dilemezsem bi halt olmayacağını söyleyerek ergen tribiyle kalktı ve gitti.
en başta rahatlasam da sonrasında tıkandım. çöktüm adeta. demek ki bu sorunun bi çözümü yok diye düşünmeye başladım. bu arada kırmızı da gitmişti. öylece oturdum bi yere napacağımı bilemez haldeydim. 2 ay sonra.morciverte. mesaj attım.
ben elimden geleni yaptım ama sevgilinin tavırları değişmeyecek. eskisi gibi olamayacağız. dönüşün için bişeyleri değiştirip düzeltme konusunda çok hevesliydim oysa ki.
falan şeklinde. sonra seminere gittik. yavruağzı ve camgöbeğine çıtlattım genel olarak konuşmayı. hala kötü hissediyodum ama.seminerde pokemon oynayarak ve birbirimizi gıdıklayarak camgöbeği ile dikkatleri üzeirmize çekmece oynuyorduk. ki telefonum titriyordu. elleirm de titremeye başladı. telefonu camgöbeğine veridm okusun diye. resmen açıp okuyacak cesaretim yoktu o anda. ondna onay gelince okudum.
değişmemiş olabilir ama korkarım ben fazlasıyla değiştim dönüp "sorunu" ortadan kaldırdığımda eskisi gibi olup olamayacağımıza karar veririz ama bu kararı başkaları değil biz vereceğiz. a song of ice and fire book 5 page 913
bu mesajı "döndüğümde sevgilimden ayrılıcam o zaman konuşuruz" şeklinde algıladık. umarım öyledir. zira takatim kalmadı. bunun haricinde de sorunlarımız var, ne kadar çözebileceğimiz tartışılıur ama maksat, sorunlar ikimize ait olsun. üçüncü şahıslara değil.
ha bi de son olarak nemfomanyak hatuna morcivertin sevgilisinin sağda solda "bize threesome teklif etti apar topar evden kaçtık" hikayesini yaydığını söylemem var ki o baya büyük bir eşeklikti.bilinçli değildi. ama ben morcivert olsam başka türlü anlar ve çok kızardım.
neyse. gelişmeler bu şekildeydi. yazdım ve rahatladım. bugün 1 mayıs. 17sinde geliyor. yani 16 gün kaldı. dayanabilirim.
bu arada. spoilera baktım. fuck you. gerçek olduğunu tahmin etmiştim ama içimdeki beni kekliyor olduğun şüphesi kitabı okunmaya değer kılıyordu yine de.
ayrıca renk topnları değiştiği için üzügnüm, blogspot sistemini değiştirmiş, mecburen böyle oldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder