Herşey o kadar hızla ilerliyor ve hislerim günden güne, hatta saatler içerisinde o kadar çok değişiyor ki yazmaya yetişemiyorum.
Öncelikle, yarı yolda bırakılmış gibi hissediyorum yeşil konusunda. ama ona kızamıyorum, bu açıdan bu çok mühim bir mesele olmasa gerek.Asıl sorun genel olarak Morcivert.
Baya eminim artık bana yazdığından, ve bu durumdan pek hoşnut olduğum söylenemez. eh, kendisi de pek hoşnut değil tahminimce. ama yapılabilecek bişey yok.
Kendini tutmaya çalışması, ama ister istemez hareketlerindeki o.. nasıl desem.kendini beğendirme çabası yüzünden canım çok yanmıyor olsa eminim ki çok eğlenirdim. kesinlikle bilinçli yapmıyor, eminim. Ama ben de salak değilim, görebiliyorum bazı şeyleri. Bir sürü şey vardı kafamda, şu anda aklıma gelmiyor tabii ki. ama en basidi. geçen sene sevgilimden ayrılmamdan sonra yakınlaştığım bir çocuk olmuştu-şu anda lahmacuna lahmacun diyen kızla çıkıyor, hayat çok garip de.. neyse bi dakika konu bu değildi- çocuk hiç ama hiç tipim değil. hani birazcık "farklı" tiplerden hoşlanırım ama çocuk benim çizgimin baya dışındaydı. ne ilgimi çekti diye düşünürken şunu farkettim.. benim genel olarak çevremdekilerle fazla fiziksel temasım olmuyor. şu ana kadar da pek bi sevgilim, düzgün ilişkim oldu sayılmaz. bu çocukla uyumlu olduğumuzu düşündüren bi şey vardı, bahçelievlerde takıldığımız bi gün beni havaya kaldırıp böyle döndürmüştü çook uzun bi süre boyunca. güç. bi erkeğin beni kaldırıp taşıyabileceği düşüncesi. sanırım korunma isteği, bilmiyorum. morciverte bundan bahsettiğimde çok yadırgamıştı mesela. ama geçen haftasonu birbirimize girdiğimizde-sürekli yapıyoruz sanırım- beni havaya kaldırıp bırakmadı falan böyle. ilk kez yapıyor bunu -normalde vururdu ya da tırnaklardı ne bileyim- elinde değil.
neyse. bu inanılmaz rahatsız edici atmosfer sürüyor kısacası. Bazen " abi abartıyor muyum? yine 'herkes bana yazıyor yaa' moduna mı giriyorum" diye düşünmüyor değilim, ama. ne bileyim. farklı hissediyorum. Sonra "the olay"ı hatırlıyorum ve paranoya olmadığını anlıyorum. evet. RAHATSIZ EDİCİ.
başka rahatsız edici şeyler d evar tabi. mesela az daha ciddi bi ilişkiye-bkz evlilik. seriously. I wouldn't date that guy- başlamayı düşündüğüm reddettiğim çocuğun en yakın arkadaşlarından birisnin taze ex'i ile çıkmaya başlaması, geçen haftasonu, izmirdeyken sürekli " bakalım bu sefer öpüşürken dilimle midene değebilecek miyim" oynadılar adeta. evet, ultimate friendzone'dan çıkış taktiği işe yarıyor, kıskandım. ama adam mutlu. ben de dilimi ısırırım. hiçbişey yapmayacağım, hayır. mutlu olmasını diliyorum.
neyse, peki niye ben gene bloga geldim. çünkü dün gene yok yere morciverte atarlandım, şu anda pek konuşmuyoruz ve morcivertin eski sevgilisi epik yazıyor yine. bırakayım yazsın diyemiyorum.bana neyse, beni niye alakadar ediyorsa.. ama diyemiyorum işte.
bi konuda oona " x'le pek yakın olma" dediğimde, bana kendi eski sevgilisinin ismiyle hitap etti ve DELLENDİM. sonra kızamadım ama. zaten kıza da kızamıyorum çünkü ben ondan çok daha kıskanç bi insanım. morcivert konusunda da, an itibariyle de. evet. kız haklıydı da üstelik benim meselemde kavga çıkarırken, belki morciverte yazmıyorum ama "bişey" var burda.
sonuç olarak mutsuzum evet.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder