5 Mayıs 2013 Pazar

fuck happened

sanırım morcivert ile dönülemez noktaya geldik :/ acı ama çaresi yok işte.

iki hafta önce etkinliğimiz vardı, üçüncüsü. belki hatırlarsınız, 2 sene önce ilki düzenlendiğinde morcivert hala kızla çıkıyordu falan. neyse. şimdi bu etkinliklerin mevzusu ne biliyor musunuz.. ben 3 seferdir morcivertin yanına kostüm yapıyorum. o da üç seferdir eski sevgilisinin yanına kostüm yapıyor ve tüm zamanını onunla geçiriyor. her seferinde kavgalı oluyoruz. fotoğrafımız bile olmuyor beraber. bu sefer başka olaylar da vardı tabi ama etkinliğin akşamı korkunç bir sinir krizi geçirdim. en yakın arkadaşlarımdan birisinin artık resmi olarak kavgalı olduğum reddettiğim çocukla HER SANİYE takılması, morcivertin ortalarda olmaması falan derken iyiden iyiye asabım bozuldu. şu ana kadar çok az insanın önünde ağlamışımdır, sahiden çok az. bi yeşilin önünde ağladığımı hatırlıyorum tuvalette, beni öpmüştü. ne güzel günlerdi. boktandı aslında da neyse. NEYSE.

etkinlik çıkışı korkunç, sahiden dayanılamaz baş ağrısıyla bizimkilerden ayrıldım, morcivertle buluşacağım, ama ulaşamıyorum. etkinlikte çıkan olayları çözüyordu güya. kadıköyde barlar sokağına geldim bir şekilde. başka arkadşalara rastladım, lafladık falan. morcivertin eski sevgilisiyle takıldığını o noktada öğrendim (hala ulaşılamıyor kendisine tabi)  nerde olduklarını öğrendim. nasıl bir iradeye sahibim bilmiyorum ama o mekana gitmeden, başka bi yere oturmayı başardım. oaly çıkarmadım. kimseyi öldürmedim. düşündüğümden iyiyim sanırım.

neyse gittim mekana, ama artık baş ağrısından ağlıyorum. net hatırlamıyorum ama bi noktada morcivert geldi. açık bi şekilde ona değer verip zaman ayırdıkça bunun karşılığını alamadığımdan, inatla ve inatla beraber zaman geçireceğimiz zaman dilimlerinde kızla takılmasının bana nasıl koyduğundan bahsettim. gelen cevap " diyecek bişey bualmıyorum, haklısın". düzelmeye çalışacakmış. eyvallah dedim. hani ağlanıp sızlanmak kadar nefret ettiğim bişey yok ama elimde değildi. ve bunun birçok şeyi değiştireceğini umdum.

iki hafta sonrasına ilerliyoruz.ankaraya, geçen sene kızla konuştuğum etkinliğe gittik. ayrı gittik gerçi. sabah beraber kahvaltı edecektik, terziye gideceğini söyledi. dışarı çıktık sigaraya, döndüğüm saniye reddettiğim çocuk arkadşalaırmın götündeydi, kötü bir günün başlangıcıydı.

neyse, eninde sonunda döndü morcivert kızla beraber. günün içeriğini inanın ki net hatırlamıyorum, bir ara kırmızı ile görüştüm ki shaiden, SAHİDEN, iyi geld, sonra anlatacağım.

akşam morcivert arkadaşının düğününe gidecekti, biz de partiye gittik. bizim kızlardan birisi kayıptı ve kafayı yemek üzereydim. ankaradayız. hatta merkezde bile değiliz. ve kız ortada yok. taksiyle gelirim falan diyor. kalacak yerimiz yok. kafalar berbat durumda.

sonunda geldi. binbir derdimin içinde hala "gelse de azcık yıvışıp  onun da moralini düzeltsem" diyorum, çünkü eminim ki bişeylere canı sıkılmıştır.

geldiğini farketmedim çünkü kızlaydı. o noktada kaybolan arkadaşımın da etkisiyle korkunç bir nefret patlaması yaşadım. hani kimleri hayatımda tutuyorum ben diye.

yanıma geldi, burnumu sıkmaya çalıştı, gerçi çekildim "yapma, canım sıkkın" dedim.

ben ona ilgi göstermek durumunda mıyım? ben NPC miyim?

naptı biliyor musunuz.. beni itti. fiziksel şiddet uyguladı. siktir git dedi. küfretti.

bunu bana kimse yapamaz. şimdi bunu yazarken bile içerden bir yerlerden "kitiara gülümsemesi" geliyor. onu bitirecek planları yapmamaya çalışırken parmaklarım kasılıyor.

sonra, bir süre sonra. tekrar geldi. derdini anlattı (bakın hala NPC muamelesi)  senin ne olayın var dedi. ben de bişey anlatmadım. ne de olsa sadece onun dertleir olabilir. ben dinlemekle yükümlüyüm. eski sevgilisi KISKANIYOR diye yavruağzını terslemesi peki? *kitiara*

biliyorum kızı hala çok seviyor. ben her ne kadar yavruağzıyla beraber olmaısnı desteklesem de bu konuyla alakalı konuşmnuyorum. ikisinin arasındaki olay, onları alakadar eder. sadece beraber zaman geçireceğimiz zamanlarda dünyanın en büyük AMSALAĞI olarak gidip kıza yanaşması ve kendini üzdürmesine dayanamıyorum. üzdürsün, sikimde bile değil. ama zamanımızı o kız çalmasın lütfen ben morcivertten NPClik beklemiyorum. her zaman derdini tasasını dinlerdim, çözüm üretmeye çalışırdım. tek ama tek bencilliğim bu, benim çevremdeyken o kızla takılmasın. gitsin ankaraya ne halt yiyorsa yesin. ben ona kıyafet dikiyorken " gelcem ben" falan diyip, "ya bilmemkimin sevgilisini alıcaz" gibi dünyanın en lame yalanlarını (bana ve yavruağzına) söyleyip sorna gidip kıza evini açmasın. çünkü bi dahakine, ikinci etkinlikte kendimi tuttuğum gibi tutmam kendimi. muhtemelen bi daha boğma fırsatım olmaz ama maket bıçağını karnının altından sokup yukarı kadar çekerim, tam çenesine kadar.bağırsakları dökülürken ve her tarafa kan fışkırırken, bir snaiyeliğine de olsa mutlu olabilirim. çünkü. çünkü o kızı sevmiyorum. başka bir nedeni yok.

2 haftadır nezaketen selamlaşmak haricinde konuşmuyoruz. iki gündür ağlıyorum, bugünü gözyaşısız geçirdim ama ne kadar sürer bilmiyorum. her an tepem atabilir ve anüse tekrar merhaba diyebilirim. her an olabilir bu.

önce yavruağzını morciverte karşı doldururum. çok zor gözüküyor olabilir, hatta morciverte göre imkansızdır eminim ki. ama yavruağzı morcivertin kötü yönlerine gözünü kapayabiliyor. hatta konuşturmuyor bazen. ama konuşurum. farkettiririm. hayatındaki her insanı ona düşman edebilirim. bunu o kadar sakince yaparım ki insanların yarısı tamamen yarısı da kısmen gidene kadar farkına bile varmaz. benden şüphelenmesiyse daha da uzun sürer.

insanlarla çıkmamdan mı rahatsız? abilik mi yapıyor? en nefret ettiği adamla yatabilirim.

imajını zedeleyebilirim.

anüsken korkum ya d akaybedecek bişeyim olmuyor.

sadece " ne yapardım" diye düşünürken bile içim karardı şu anda. keşke böyle olmasa.. belki de konuşabiliriz hala. konuşabilridik yani. sağda solda " ya daha büyük problemlerim var, şu an xxxı daha az umursayamazdım" dememiş olsaydı. çünkü ben NPCyim dimi. şımarığım sadece. benim sıkıntılarım, dertleirm olamaz. ayrıca, olmasa bile. tamamen haklıyım. iki hafta önce senin önünde AĞLAMIŞIM, sen de elinden geleni yapacğaını söylemişsin. sonra da bu oluyor. sonra da " bi daha onunla görüşmeyeceğiz" olay kızla görüşmesi değil ki? 2 hafta önce içimi döktüğüm bir insanın beni bu kadar SİKLEMEMESİ, beni hayal kırıklığına uğrattı. bu lafı duyduğum gün de gelip " konuşmamaya devam mı edeceğiz" dedi. ben de "e konuşuyoruz işte" diyip işime döndüm.çünkü küs olmak çok komik. selam vermeyecek miyim, aynı ortama girmeyecek miyim. 3 yaşında mıyız..

ankarada kırmızı ile konuştum. yeşil ile daha çok görüşmem lazım. çünkü yeşil benim tek gerçek arkadşaım sanırım. herşeyimi bilmiyor belki ama anüsün yaptıklarından sonra bile beni affetti. bana değer veriyor. en son mavi konusundaki tavrını sert bulsam da yeşil benim için çok önemli. birkaç gün önce buluştuğumda, suratına baktığımda, neden anüs olmamam gerektiğini, hayatta hala sevdiğim insanların olduğunu ve onları üzmemem gerektiğini anımsadım.

bu arada kırmızıya dönmeden, küçük bir anektod gelsin. yeşile morcivert mevzusunu anlatmaya karar verdim. az da olsa tanışıyorlar ve anlatacak kimsem yok. neyse, yeşil morcivertin adını hatırlayamadı. "işte eski sevgilisiylr görüşüyo.." dediğimde şak diye benimle "meşhur xx" diye tanışan diğer eski sevgilinin adını söyledi. yaşadığım mayndfakın hesabı yok tabi. gerçi cadılar bayramında kızı ağır kesmişliğimiz var yeşille. neyse. bu da böyleydi işte.  babam yeşile bi dönem morcivertin eski sevgilisinin adıyla sesleniyordu, sonra mavi ve yeşilin yanına bir persona olarak, 4. arkadaşımız olarak takıldı o isim. ne zamanlardı. sahi, mavinin diğer adı da nemfomanyak kadınla aynı. hayat çok acayip, vapurlar falan.

neyse, bazen kırmızı boş konuşuyor ama arada görmek çok güzel. biraz mavi ve yeşil muhabbeti edince gerçek yerimin neresi olduğunu hatırladım, ve tabi gerçek hatalarımı..

bana yüzyıllardır yazan çocuk (of renk de vermedim ki lan saçma oldu ki bu.) arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdi. siklemedim (hiç değilse siklememiş imajı verdim) neyse, 3 hafta sonra falan "neden arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdiğini" anlatmaya geldi. ben de ağzına sıçtım. sen kötü bir insanın ve hayatımda tutmak istemiyorum snei dedim. alsında bitiren oydu ama.. eheh. eğlenceliydi. 5-6 ker ebu lafı tekrarlamama rağmen anlamadı.. insan olmamak zor bişey. sonra ben" robot" diyince suçlu oluyorum insan olmayı öğren de gel plz.

gelelim gecenin son olayına. tabi bu yazıyı 1 haftalık falan bir süreçte yazdığım için duygular gelişmeler flaan hep değişti.

maviye haksızlık etytiğimi hissettim. yeşil ile konuşmuşlar yakın zamanda "nedne böyle olduk, bana bunu nasıl yapabildin" kafası. yeşil de ağır girmiş. iyi yapmış. "bana anüse gösterdiğiniz alakayı gösteremediniz" demiş. işte bu bana çok koydu. neden biliyor musunuz.. çünkü ben anüsken bana o kadar affedici yaklaşmasalardı, ben ilk blogu yazdığımda, benim intihar etmemden çekindiklerinde gece 3de mavi beni evden aramasaydı.. beni siklemeselerdii blog yokmuş gibi davransalardı ben napardım? düşüncesi bile beni tir tir titretiyor. ölsem daha iyi derdim. muhtemelen intiharımı sahiden ederdim. ve şu anda maviye bu alakayı göstermedik. çünkü  başka olaylaırn suçunu bize atmış gibi davrandık. o da bize NPC muamelesi yaptı, onu terketmişiz gibi davrndı ama olay bu değildi. biz kendimizi açıklayamadık. ve mavi hala her hafta twitterda, tumblrda bizimle alakalı birşeyler yazıyor. her hafta. ben de komiser vili valo olmak istiyorum. ama o zamanlara dönemiyorum. mavi attığım mesaja cevap vermedi. napacağımı bilemiyorum. yalnızım. yeşil dönmek istemiyor. yeşil kızgın. ben de kızgınım ama borcum var gibi hissediuyorum.

bu mavinin tumblrndan..

"
Kin beslemek. Evet kin besleyemiyorum. Bi kişi hariç. Aslında ona duyduğum da kin, nefret değil belki. Hayal kırıklığı. Evet bu daha doğru oldu sanırım.
Benim gibi bencil bi insan bile onun yaptığı bencilliği anlayamıyosa bunda bi iş vardır gerçekten dostlar. Şöyle de birşey var ki. Insan yaptığı hataları “o dönem yaşadığı zorluklara” bahane etmemelidir. Yanlış birşeyler yapıyorsan bunu hayatın zorluğundan, insanların acımasızlığından yaptım diyemezsin. “Sen” yapmışsındır. Sonuçlarını da üstlenmelisindir. Çünkü birşeye açıklık getirmek gerekirse; hayat zor, insanlar da acımasız, bahanelerin ardına saklanmakta yersizdir.
Her neyse.
Sonuç olarak ben bu kişiyi affedemiyorum. Affetmeye de çabalamak istemiyorum doğrusu. Gün gelecek kopup gidecek aramızda ki bağ. Umarım o gün çabucak gelir de ben kötü olmam."

B
en bu kadar kötü bir insan mıyıdım. ben böyle bir hayalkırıklığı mıyım.. bunu düzeltemeyeceğimi bile bile nasıl yaşayabiliyorum ki..

sonuç olarak herkes hayatımdan gidiyor ben de taşaksız yarrak gibi kalıcma ortada. süper.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder